« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

TEVEKKÜL VE FEDÂKÂRLIĞIN ADIDIR, MEHMET KUTUCU

24 Haz 2020

SONRAKİ YAZI

BAŞKA BİR AÇIDAN “3 MAYIS 1944 OLAYLARI”

03 May 2020

M. Metin KAPLAN

12 May

2020

MASKELER VE KOLONYA GELDİ!

12 Mayıs 2020

Bugün (10.05. 2020), saat 11’00’de Pars (barınaktan yavruyken sahiplendiğimiz Kangal) yaygarayı kopardı. “Ne oluyor” diye aceleyle kalktım. Kapıya henüz ulaşmıştım ki kapı çalındı. Açtım resmî kıyafetli biri; “Mahmut Metin Kaplan?” dedi, “benim” dedim, ama aceleyle gözlüğümü takmayı unuttuğum için kim olduğunu tam olarak anlayamadım. “Paketiniz var” dedi, “nedir?” dedim.

“Hediye.”
“Kimden?”
“Cumhurbaşkanlığından.”
“Gözlüğüm yok, anlayamadım… Siz kimsiniz, PTT Kargo mu?”
“Hayır, ben Bekçi’yim.”
“Teşekkür ederim. Kolay gelsin.”

Küçük poşeti aldım, içeri döndüm, çalışma masama geçtim… Gözlüğümü taktım… Poşete baktım…

En üstte “Cumhurbaşkanlığı forsu”, altında büyük harflerle “TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANLIĞI. ” Ortada, Cumhurbaşkanının imzası ve altında yine büyük harflerle “RECEP TAYYİP ERDOĞAN”, altında ise daha küçük puntolu, ama yine büyük harflerle “TÜRKİYE CUMHURBAŞKANI”. En altta da büyük harflerle “HEDİYEDİR” yazıyor.

Poşeti açtım: İçinden bir kolonya şişesi (DURU, 80 derece, Limon Çiçeği, 200 ml.), bir “TÜRKİYE CUMHURİYETİ MİLLÎ SAVUNMA BAKANLIĞI” amblemli poşet (içinde 5 adet ameliyat maskesi) ve ayrıca bir de mektup (“Cumhurbaşkanlığı forsu” ile başlayan, “Kıymetli Vatandaşım;” diyerek devam eden ve büyük harflerle “RECEP TAYYİP ERDOĞAN” ismi ve imzasıyla son bulan bir mektup) çıktı.

Mektubu okudum; salgın başladığından beri tekrarlanan bildiğiniz propaganda sözlerinin yazıya dökülmüş hali… Lâkin elhamdülillâh Müslümanım ve nankör de değilim, hediyeler için “GÖNDERENE” huzurunuzda alenen teşekkür ediyorum… Nitekim Hadis-i Şerif’te “İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmez” buyurulmuştur.

Ancak “BU İŞTE” doğru bulmadığım bazı hususları açıklamadan geçemeyeceğim:

Bir. Bekçilerin kargo iletmek gibi bir görevleri olduğunu bilmiyordum, öğrenmiş oldum… Ama –hemen söyleyeyim- Devlet’e ait bir kuruluş olarak PTT Kargo var olduğuna göre ben Bekçilerin kargo dağıtmasını doğru bulmuyorum. Herkes kendi vazifesini yapmalı, Bekçi’nin görevi kargo dağıtmak değil, olmamalı da…

İkincisi, bu “HEDİYE”nin gönderilmesi neden bu kadar gecikti? Salgın başlayalı iki ay oldu ve salgın nerede ise sona ermek üzere, oysa bize tâ ne zaman söz verilen “MASKE VE KOLONYA” daha bugün geldi… ABD, İNGİLTERE, FRANSA, İTALYA, İSRAİL, ERMENİSTAN ve benzerlerine gönderileli kaç hafta oldu, bize niye geç gönderildi? Bunu soruyorum, çünkü Atalar Sözü’nde “Eve lâzım olan, camiye haramdır” denilmektedir. Ki bu atalar sözünün açıklamasıyla anlamı mâlûm olduğu üzere, şöyledir:

“İnsan öncelikle kendisinin, daha sonra varsa bakmakla mükellef olduğu yakınlarının temel ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Bu sebeple sahip olduğu mal ve parayı öncelikle kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için harcaması lâzımdır. Ayrıca iyilik ve yardım amacıyla bir şey verecek/bağışlayacak kişinin, verilecek şeye ihtiyacının olmaması lâzımdır. Kişinin kendisine gerekli olan bir şeyi bağışlayarak iyilik ve yardım yapması doğru da akıllıca da değildir.

Ne ise… “Bekçi”nin getirdiği “Poşet” ile devam edeyim…

Poşetin dışıyla başlayayım: “Cumhurbaşkanlığı forsu” ile “TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANLIĞI” ve altına imzayla birlikte “RECEP TAYYİP ERDOĞAN” denildikten sonra, onun da altına “TÜRKİYE CUMHURBAŞKANI” yazılması üç bakımdan doğru değildir.

1. Başta “TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANLIĞI” denilmişken, tekraren “TÜRKİYE CUMHURBAŞKANI” denilmesi lüzumsuzdur. Çünkü RECEP TAYYİP ERDOĞAN’ın CUMHURBAŞKANI olduğunu hepimiz biliyoruz.

2. Kaldı ki konuşmalarda “TÜRKİYE” denilmesi doğru olsa da Devletimizin resmî adı “TÜRKİYE CEMHURİYETİ DEVLETİ”DİR! O SEBEPLE illa kullanılacaksa “TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ CUMHURBAŞKANI” yazılmalıydı.

3. “TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANLIĞI” makamın adı, “RECEP TAYYİP ERDOĞAN” ise CUMHURBAŞKANININ adıdır… (Cumhurbaşkanlığı makamı devamlı ve fakat Cumhurbaşkanları geçicidir…) Bu noktada bir suale derhal ve behemehal cevap vermek lâzımdır: HEDİYE’yi CUMHURBAŞKANLIĞI makamı mı, yoksa bizzat Sayın CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN mı göndermiştir?

Hediyenin ücretini ödeyerek CUMHURBAŞKANLIĞI makamı gönderdi ise poşetin üstüne CUMHURBAŞKANININ adı niçin yazılmıştır? Yok, hediyenin ücretini bizzat Recep Tayyip ERDOĞAN kesesinden ödeyerek gönderdiyse poşetin üstüne “TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANLIĞI” ibaresi niçin yazılmıştır?

Sahi HEDİYE’yi CUMHURBAŞKANLIĞI makamı mı, yoksa CUMHURBAŞKANI MI göndermiştir?

Poşetin içindekilerle devam edeyim:

1. Maske: 5 adet maskeyi “TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANLIĞI” mı yoksa “TÜRKİYE CUMHURİYETİ MİLLÎ SAVUNMA BAKANLIĞI” mı göndermiştir? MSB gönderdi ise niçin üstünde “TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANLIĞI” yazan bir poşet içinde göndermiştir? Yok, maskeleri “TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANLIĞI” gönderdi ise maskelerin içinde bulunduğu poşetin üstünde niçin “TÜRKİYE CUMHURİYETİ MİLLÎ SAVUNMA BAKANLIĞI” yazmaktadır?

Ne ise… Her kim gönderdiyse sağ olsun da burada da bir mesele var; salgın 5 gün sonra sona mı erecektir ki N95 maske gönderilmemiştir de tek kullanımlık 5 adet ameliyat maskesi gönderilmiştir?

2. Kolonya: Gazetesindeki yazısından öğrendiğimize göre Emin ÇÖLAŞAN’a -aynı kapsamda ve AYNI YERDEN- hediye olarak 5 adet maske ve iki adet kolonya gönderilmiştir. Emin ÇÖLAŞAN’a gönderilen kolonyalarda gözümüz yok, ama bize neden 1 adet kolonya gönderilmiştir? Emin ÇÖLAŞAN’ın bu imtiyazı nereden gelmektedir? “Devlet nezdinde bütün vatandaşların eşit olması” gerekmez mi?

3. Mektup: “Kıymetli Vatandaşım;” hitabıyla başlayan mektup; salgın hastalık başladığından buyana Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın gerek “AKP GENEL BAŞKANI” olarak ve gerekse “TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANI” olarak yaptığı konuşmaların özetlenip tekrarlanmasından ibarettir… “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”, “Hükümet’in Devlet” yahut “Devlet’in Hükümet” olması mıdır ki; “AKP GENEL BAŞKANI” ile “TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANI”nın sözleri aynı metin içinde harman edilip mektup haline getiriliyor? Böyle ise “Tek Parti” döneminde olduğu gibi “Valilerin İl Başkanı” ve “İl Başkanlarının Vali” olmaları gerekmez mi, yoksa o noktaya doğru mu gidiyoruz?

Velhâsıl, “HEDİYE”yi ister CUMHURBAŞKANI olarak, isterse de AKP GENEL BAŞKANI olarak göndermiş olsun Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’a alenen teşekkür ediyorum, aldım kabul ettim… Lâkin “HEDİYE EYLEMİ” doğru düşünüldüğü halde iyi plânlanmamış ve kötü uygulanmıştır… Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın yerinde ben olsaydım, “eylemi plânlama ve icra ile görevlendirdiğim kişiyi hemen cezalandırırdım.”

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

NEY_SEN(ce)
Hüdai KUŞ

06 Ağu 2020

Kimimiz çok hastayız, Kimimiz kumpastayız. Yine bir can göç eylemiş, Hep birlikte yastayız. ______&______ Kimimiz şimdi, tabut başında, Kimi musallada reklam peşinde.

Efendi BARUTCU

05 Ağu 2020

M. Metin KAPLAN

24 Haz 2020

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Ziyaretçi -> Toplam : 66,00 M - Bugün : 19426