« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

Yusuf Yılmaz ARAÇ

26 May

2026

DURUM

26 Mayıs 2026

Durum diye bir lâf var, buyrunuz size durum;
Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodurum!

Seksen yıl önce, konaklarda, üstadın kuş sütünden başka neyi eksikti de böyle enfes bir destan yazabildi, tebrike şayan. Demek, her devrin derdi kendine göre ağır.

İstibdada kenarından kıyısından, yani istibdada istibdad olduğu için değil de tali başka bir takım meseleler için, kafa tutma yolunu Türkçüler açmış, 44’te. Bedelini ödemişler. Yol bir defa açılınca, biraz da ortalık durulunca, üstad da karartmış gözü, atılıvermiş er meydanına. Her ikisinde de toprak yok, kara saban yok, köylü yok, işçi yok, alın teri yok. Varsın olmayıversin, milli şef gidince her şey düzelir, her mahallede bir milyoner peyda olur, her taraf bir anda nura gark olur nasıl olsa. Tepetaklak ehram kendiliğinden dengesini bulur, başı üstünde amuda kalkmış bina döner tekrar temeline oturur elbet…

Milli şef gideli epey oldu. Mukaddes emaneti sağın envaı çeşidi sırayla devraldı. Akıl almaz yalanla dolanla nice on yıllar geçti, geldik bugüne. Daha geçen hafta yine petrol fışkırdı bir yerlerden. Bir de Katanga’ya bakmak lazım, alemde o ne kadar yol almış.

Hangi devrin çirkefi daha koyudur, gökyüzü hangi vakit daha karadır, bunu ölçmek zor. Ama en azından o zamanlarda bir kişiye tam dokuz pul düşerken, taksimi yapan kurtlar hiç olmazsa dokuz kişinin önüne de bir pul atıyorlarmış. Ki, nizam yürüsün. Ya şimdi! Pulun tamamını çuvallarla sırtlanıyor da, hâlâ doymuyorlar.

Doymadıkları gibi, öz yurtlarında gönüllü paryalara çuvallarını da taşıtıyorlar. Ne istibdada kafa tutan Türkçü kalmış, ne dalkavuk kefesinde tartılan vatanın kaygısını duyan. Kalanlar, efendilerinin değirmenine su taşıma telaşında, vatanı kefeye oturtma yarışında.

Neymiş; o devirde demokrasi yokmuş. Açık oy, gizli tasnif varmış. Şimdi gizli oy, açık tasnif var. Ne değişti? Gizli oy, pervasızca çalınıyor. Tasnif açık; netice nasıra basarsa, seçim açıkça iptal ediliyor. Yine mi olmadı, seçilen adamlar hapse atılıyor. Parti genel merkezlerini polis basıyor. Hava, biber gazı kokusu gibi zehir.

Bundan daha büyük çirkef olur mu üstad? Hem de mutlak çirkef… Kapkara çirkef… Zift gibi çirkef… Zehir gibi çirkef… Üstelik şiirlerini dillerine dolayanların marifetiyle…

Yüz Türkiye olsa yüzünü de zincire vurur satarsınız, diyordu, Alay Köşkü’nde şiir yarıştırdığınız şair ahbabın. Biraz da ona mı kulak versek, güzel günler görmek için, ne yapsak?

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

Ziyaret -> Toplam : 294,06 M - Bugn : 236256

ulkucudunya@ulkucudunya.com