« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

MASKELER VE KOLONYA GELDİ!

12 May 2020

SONRAKİ YAZI

“DEMOKRASİ ŞEHİDİ ADNAN MENDERES(!)”

23 Eyl 2018

M. Metin KAPLAN

03 May

2020

BAŞKA BİR AÇIDAN “3 MAYIS 1944 OLAYLARI”

03 Mayıs 2020

Mâlûm Mustafa Kemal Atatürk –Allah rahmet eylesin- 10 Kasım 1938 tarihinde vefat etti. Bir gün sonra da İsmet İnönü 2. Cumhurbaşkanı olarak seçildi.

İsmet İnönü dürüst bir insan, iyi bir aile babası, çok iyi bir kurmay subay ve mükemmel bir ikinci adamdı, fakat kötü bir lider ve Cumhurbaşkanı oldu. Çünkü İsmet İnönü’nün mümeyyiz vasfı korkak, hem de çok korkak olmasıydı… En kötüsü de bu korkaklığının iç ve dış bütün politik kararlarını etkilemesiydi. Nitekim 3 Mayıs 1944 Olayları’nın başı, ortası ve sonu hep İsmet İnönü’nün korkaklığıyla ilgilidir. Daha doğrusu İsmet İnönü’nün korkaklığı ve 2. Dünya Savaşı’nın seyri ile ilgilidir.

“Birçok savaşa bizzat katılmış olan eski bir Orgeneral ve Genelkurmay Başkanı korkak mı olurmuş” ve “Türkçülerin tutuklanıp yargılanmalarının 2. Dünya Harbi ile ne ilgisi olabilir ki” diye itiraz etmeyin, hemen… Bekleyin lütfen, arz edeyim.

Almanya II. Dünya Savaşı’nda Sovyetler Birliği'ne saldırısından sonra Türkiye'yi kendi safına çekebilmek için bazı Turancı akımlarla Cumhuriyet, Tasvir ve Vakit gazetelerini desteklemiş. Bu suretle Türkiye üzerinde baskı kurarak, Türkiye’nin Almanya yanında savaşa girmesini sağlamaya çalışmıştır. Bu, herkesçe bilinen tarihî bir gerçektir.

Nitekim daha Savaş’ın başında Alman orduları Sovyetler Birliği topraklarında ilerlerken, Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Von Papen, Sovyet hâkimiyetinde yaşamak zorunda kalan Türk halklarının desteğini sağlamak maksadıyla bazı Turancı gruplarla temasa geçmişti… Mâlûm Alman ordularının 1942 yılında Kafkaslar'a doğru ilerlediği sırada Türkiye’de Turancı Alman propagandası artmış ve yoğunlaşmıştı. Tek adam rejiminin hüküm sürdüğü Türkiye’de, İsmet İnönü’nün izni olmadan bu yapılabilir miydi? İsmet İnönü, Savaş’ın kaderinin değiştiği ve Alman yenilgisinin başladığı 1943 yılına kadar, Almanya’dan korkusundan ötürü Alman yanlısı neşriyat ve hareketlere göz yummuş, Anti-Sovyet/Anti-Komünist Türkçü yayınlar ise tamamen İnönü yönetiminin savaş politikası ve amaçlarına uygun olarak yakından izlenmişti. Üstelik Von Papen, Sovyetler Birliği hâkimiyetinde yaşayan Türkler ile ilgili olarak İsmet İnönü ile de görüşmek istemiş… Ancak İsmet İnönü, Sovyetler Birliği’nden korktuğu için "bu tür konularda ancak Sovyetler Birliği'nin yenilgisi gözle görülür şekilde gerçekleştiği vakit görüşmenin mümkün olacağı" cevabını vermişti.

3 Mayıs 1944’te ne oldu?

Özetle, Başbakan Şükrü Saraçoğlu 5 Ağustos 1942 tarihinde TBMM'nde; "Biz Türk’üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar bir vicdan ve kültür meselesidir” şeklinde bir konuşma yapmıştı… Fakat daha sonra Devlet kadrolarında ve bilhassa Millî Eğitim Bakanlığı’nda komünistleri istihdam etmişti… H. Nihal Atsız, bu çelişik duruma kayıtsız kalamamış, Başbakan Şükrü Saraçoğlu’na; -ilki 20 Şubat 1944 tarihli, ikincisi 21 Mart 1944 tarihli- iki açık mektup yazmış ve âdeta “bu ne perhiz, ne lahana turşusu” demiş… Bu mektupları da Orhun Dergisi’nde yayınlamıştı.

Atsız’ın mektuplarında Millî Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel komünistleri korumakla itham ediliyordu. H. Ali Yücel, bunun üzerine, mektuplarda adı geçen kişilerden Sabahattin Ali’ye H. Nihal Atsız aleyhine dâvâ açtırdı… İşte tarihte “3 Mayıs Olayları” adıyla anılan olaylar H. Nihal Atsız'ın, hakkında açılan dâvâ için, Ankara'ya geldiği sırada meydana gelmiştir.

3 Mayıs 1944 günü gençlik ve bilhassa üniversite gençliği komünizm ve komünistler aleyhine bir gösteri düzenledi, bu gösteriler sırasında H. Nihal Atsız'a da sevgilerini belirtti… Önce Ankara Tren Garı’nda toplanan gençler, Ulus Meydanı'na doğru yürüyüşe geçtiler, Ulus Meydanı’nda millî marşlar söylediler ve komünizm aleyhine sloganlar attılar… Gençlerden meydana gelen topluluk, daha sonra Başbakan Şükrü Saraçoğlu ile görüşmek istemişse de bunda başarılı olamadı... Çünkü milliyetçi gençlerin gösterileri hükümet kuvvetleri tarafından şiddetle bastırıldı ve bu sırada 165 genç de tutuklandı.

Türk gençliğinin Atsız’a destek ve komünizmi tel’in için yaptığı gösterileri “Millî Şef” İsmet İnönü, korkaklığından dolayı, kendisine karşı yapılmış bir ihtilal hareketi olarak gördü… 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı nutkunda ‘Olayı’, Hükümeti devirmeye yönelik “Irkçılık ve Turancılık” hareketi olarak takdim etti… Henüz tahkikat safhasında bulunulmasına rağmen, Türkçüler ve milliyetçiler aleyhine çok ağır ithamlarda bulundu… “19 Mayıs Nutku”ndaki sözleri tâlîmat kabul eden sözde Cumhuriyet Savcısı Kâzım Alöç dâvâ açtı… Millî Eğitim Bakanı H. Ali Yücel, Ankara Valisi Nevzat Tandoğan ve gazeteci-yazar F. Rıfkı Atay üçlüsü Kâzım Alöç’ü bütün güçleriyle desteklediler ve böylece “Irkçılık ve Turancılık” adı verilen milliyetçilik düşmanı dâvâ ortaya çıktı.

Netice olarak: H. Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Hüseyin Namık Orkun, Nejdet Sancar, Zeki Velidi Togan, Orhan Şaik Gökyay, Hikmet Tanyu, Reha Oğuz Türkkan, Hamza Sadi Özbek, Cemal Oğuz Öcal, Said Bilgiç, Mehmet Külahlıoğlu, Osman Yüksel Serdengeçti, Hasan Ferit Cansever, Fethi Tevetoğlu, Nurullah Barıman, Zeki Özgür (Sofuoğlu), Fazıl Hisarcıklı, Saim Bayrak, İsmet Rasin Tümtürk, Cihat Savaşfer, Muzaffer Eriş, Fehiman Altan, Yusuf Kadıgil, Cebbar Şenel tutuklandılar. Çok ağır ve şiddetli işkencelere mâruz kaldılar.

Mahkeme 7 Eylül 1944 günü başladı ve 29 Mart 1945 tarihine kadar devam etti… Netice olarak; milliyetçilerin hepsi 31 Mart 1947 tarihinde Askerî Yargıtay tarafından beraat ettirildiler. (Ancak kararı imzalayan yargıçlar Ali Fuat Erden, Tümgeneral Kemal Alkan, Tümgeneral İsmail Berkok hemen başka yerlere tayin edildiler.)

3 Mayıs'ın ilk yıl dönümü 1945 senesinde o sıralarda Tophane'deki Askerî Cezaevi’nde tutuklu bulunan Türkçüler tarafından örtüsüz bir masa etrafında yapılan bir toplantı ile anılmış, daha sonraki yıllarda ise çeşitli törenlerle kutlanmıştır… Alparslan Türkeş bu tarihin "Türkçüler Günü" adıyla kutlanmasını bizzat sağlamış ve bu geleneği hayatı boyunca devam ettirmiştir.

Sözün özü: “3 Mayıs Olayları”, tamâmen II. Dünya Savaşı’nın seyri ve İsmet İnönü’nün korkaklığı ile alâkalıdır.

İsmet İnönü, 1942 yılında Savaşı Almanya kazanacak gibi göründüğü ve Almanya’dan korktuğu için Şükrü Saraçoğlu’na TBMM’de Türkçülük nutukları attırmış, Cumhuriyet, Tasvir ve Vakit Gazetelerinin 1943 yılına kadar Almanya yanlısı ve Turancılık yayınları yapmalarına izin vermiş... 1944 yılında ise aynı İsmet İnönü, Almanlara üstünlük kuran Sovyetler Birliği’nden korktuğu için “3 Mayıs Olayları”ndan istifade ile Türkçüleri/ Milliyetçileri fedâ etmek suretiyle Sovyetler Birliği’ne bir fikrî/siyasî rüşvet vermek yoluna gitmiştir… Hatta “Irkçılık Turancılık” dâvâsının 1947 yılında beraatla sonuçlanması bile 2. Dünya Savaşı’nın sonucu ve İsmet İnönü’nün ABD’den korkması ile ilgilidir.
M. Metin KAPLAN

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

26 May 2020

ŞEHÂDETE YÜRÜYÜŞÜNÜN 40. YIL DÖNÜMÜNDE SONSUZ RAHMETLE Yıl 1980. Mayıs ayının son günleri. Eskişehir cezaevi ülkücüler koğuşundayız. Toplam 26 yatağın bulunduğu koğuşta 70’ten fazla tutuklu kalmaktayız.

M. Metin KAPLAN

12 May 2020

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Ziyaretçi -> Toplam : 63,60 M - Bugün : 2733