« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

Yusuf Yılmaz ARAÇ

02 Mar

2026

BURSA VE M. METİN KAPLAN

02 Mart 2026

Bazen bad-ı sabadan gayrı kapuyu kimse çalmaz, bazen da Ramazan bereketiyle ortalık şenlenir, ne yana yetişeceğinizi şaşırırsınız. 28 Şubat 2026 Cumartesi günü öyle oldu. Bursa’da M. Metin Kaplan ağabeyimizi anma programı, İznik’te geleneksel Arifiye Öğretmen Lisesi mezunları iftarı, İstanbul’da Tarık’ın Millet Mektebi iftarı aynı güne çakıştı.

Servet Somuncuoğlu, bazen toplulukta durup dururken, beni mahcup edercesine ve kimseyi umursamayan her zamanki serbestliğiyle “Dünya bir yana, Azizciğim bir yana!..” diye adeta haykırırdı. Öyle bir inançla, samimiyetle ilan ederdi ki, dostluğun kıdeminden dolayı da kimse alınmazdı.

Madem öyle, ilan edelim: Metin Kaplan bir yana, dünya bir yana…

Bir hafta boyu, Allah’tan bir mani çıkmamasını temenni ederek heyecanla cumartesiyi bekledik. Yol arkadaşım İdris Savaş’la sözleştiğimiz saatte işyerine vardım. Ağabeyi Orhan sessiz ve loş atölyede mahmur oturuyor. “İdris nerede?” “Bilmem, siz haberleşmediniz mi?” “Dün akşam teyitleştik, bu saatte burada olacaktı.” Sonunda o da mütefekkir oldu, sabahın yedisine kadar yazı yazmış. Aradım, uyandı. Bizim geniş vakitten bir miktar harcansa da, az sonra yakışıklı oğlu Çağrı ile çıkageldi, yola koyulduk.

Sağlık sebebiyle Malatya’dan gelemeyen fakat gönlü bizimle olan Muzaffer Hoca’ya yolda ara sıra tekmil verdik. Kurtköy’e doğru Arifiye yadigarı Mustafa Topdemir aradı. “Ne yapıyorsunuz?” Birdenbire, eyvah deyip yerin dibine girdim. İşi gücü vardır diye ona programdan bahsetmemiştim. Ama vefakâr dostum bir yerlerden duymuş demek ki, sesi de hiç dargın gibi değil. “Yoldayız!” dedim. “Beni almayacak mısınız yahu?” dedi. “Alırız tabii” dedim. Nasıl sevindim. İşte dost dediğin böyle olmalı, konuşmadan kalpten kalbe anlaşabilmeli. Gebze’de onu da aldık. Vakitten biraz daha gitti ama, her şey kontrol altında.

Yolda, şu aradı bu aradı, filanca da gelecek diye konuşuyor. Eski arkadaşları görürüz işte diyor. Üniversiteyi Manisa’da okuyan bu Mustafa’nın Bursa’da ne çok eski arkadaşı varmış. Orhangazi’yi geçince “Nereye gidiyoruz biz?” dedi. “Bursa’ya” dedim. “İznik’e gitmiyor muyuz?” dedi. “Yoo…” dedim.

Meğer o öğretmen okulu iftarına niyetliymiş, bizi de tabii olarak oraya gidiyoruz zannetmiş. Bursa’dan haberi yok. Dedik böyle böyle. Ne yapacağız şimdi? Sevgili dostum, hiç tereddütsüz, önce refik sonra tarik düsturu mucibince; “Siz nereye gidiyorsanız, ben de oraya giderim… devam edelim…” dedi. Ve ekledi, “Hatta böyle daha iyi oldu…”

En erken varmayı hedeflemişken saat 17.00 ye bir dakika kala Beşevler’e ulaştık.

Geçen yıllardan daha kalabalık güzide bir topluluğu hazır bulduk. Hoca efendinin güzel duasından sonra Şenol Kaplan ağabey veciz bir konuşma yaptı. Bursa Milletvekili sayın Selçuk Türkoğlu başkan her zamanki beliğ ifadelerle Metin ağabeyi andı. Oğlu genç bozkurt Ahmedyesevi Kaplan samimi taze sesiyle birkaç cümle söyledi. Bir iki kırık dökük kelime de biz sarfettik. İstikbal vaad eden başkan Avukat Hüseyin Bozkurt Kaplan amcasıyla ilgili kısa hatıralar anlattı. Kürşad’ın arkadaşlarından bir Göktürk beğini andıran asil çehresiyle Nurullah Kaplan muhtemelen iftar hazırlığı telaşesinden bir iki dakika sonra yetişti ve en önde olması gerekirken, her zamanki tevazuuyla ötede bir servi ağacının altında mahzun durdu. Besbelli ki, Metin Kaplansız geçen yılların hüznü en çok ona dokunuyor ve o sessiz sedasız samimi hüzün de en çok ona yakışıyor. Kadim dostlardan Emin Yılmaz, Erol Usta, Çanakkale’den Günay Uçar, Balıkesir’den Kemal Girgin ve yol arkadaşı sayın Burhaniye ilçe başkanı, yine yüksek lisanstan öğretmen bir arkadaşı, Ankara’dan Mehmet, bizim Mehmetlerden bir Mehmet daha, İstanbul’dan Hidayet, Tanfer ağabey, Rıdvan, Taneri, Murat, Kubilay, Orhan Galata ağabey, Haşim Yurdadoğ ağabeyi andığımız Kozanlı Bozkurt ve daha nice tanıdık ülküdaş oradaydılar.

Zamanın ve yoğun trafiğin elverdiği kadar eski Bursa’yı terennüm ederek mübarek Yeşil’e geçtik. Yusuf Yüzlüler lokalinde intizamlı bir iftar sofrasına misafir olduk. Yemek kadar ehemmiyet arz eden demli kahvehane çayları ihmal edilmemiş, ona göre tertibat alınmış. Orada da Metin Kaplan ağabey anıldı. Ev sahibi Gürdal Demirci kardeşimiz sazıyla, beraberindeki arkadaşları bendir ve güzel sesleriyle iştirak ederek içli türküler, coşkulu marşlar söylediler. Hazirun da iştirak etti. Ayağa düşen gurt işareti tekrar Bozkurt aseletine bürünerek dirildi. Çağrı, sayın milletvekiline, “Selçuk abi, Selçuk abi” diye seslenerek kurt işareti yapmaya davet ediyor… samimiyetin resmi bu olsa gerek. Ülkücülük, nefsinin ve efendilerinin kölesi olmuş garip tavırlı bir takım tuhaf tipler türemeden önce, eskilerde, bu sevimli ortaokul çocuğunun safiyeti kadar böyle tertemiz, pırıl pırıldı.

Mutlu olduk, memnun kaldık. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Gelecek yıllarda kahramanlık ruhunun daha da canlanacağına ve bu büyük kahramanın, M. Metin Kaplan’ın etrafında daha geniş kalabalıkların bir araya geleceğine inancımız tamdır. Büyük Türk milletinin başındaki belaları def edebilmesi için, uyanık, şuurlu, gözü kara kahramanlık ruhunun güçlenmesi şarttır. Milliyetçi Türkiye’nin alnı ak, başı dik, yüreği temiz, haysiyet abidesi bozkurtlarına selamlar olsun.

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

Ziyaret -> Toplam : 271,81 M - Bugn : 128534

ulkucudunya@ulkucudunya.com