« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

BABAM ÜLMÜŞ

30 Eki 2018

SONRAKİ YAZI

ONURLU DURUŞ

28 Haz 2018

Yusuf Yılmaz ARAÇ

12 Eyl

2018

SORUMSUZ SORUMLU

12 Eylül 2018

Hemen tamamı yandaş hale getirilen kanalların karayı ak gösterme gayretkeşliğinden kurtulmak ancak televizyondan uzak kalmakla mümkün. Yolda çoğunlukla TRT Türkü veya bazen de TRT Nağme açık oluyor. TRT Türkü bir ara beste türkülere yer vermek adına çığırından çıkar gibi olduysa da son zamanlarda oldukça nitelikli programlar yayınlıyor. Dolayısıyla türküler insanın ruhunu dinlendiriyor, sinirini bozmuyor. İki saatte bir verilen kısa haberler dışında uzun uzadıya haber dinlememek ruh sağlığına iyi geliyor. Ta ki iki gün öncesindeki bir habere kadar. Haber şöyle: İçişleri Bakanı, İdlib’deki bombalamalarla ilgili olarak; ‘Oradan saldırılarla başlayacak bir göç dalgasının sorumluluğu bize ait değildir’ demiş. Üzerinde durmamaya çalıştım, ertesi gün oldu, sanki matah bir şey imiş gibi aynı haber tekrar tekrar veriliyor. ‘Oradan başlayacak bir göç dalgasının sorumluluğu bize ait değildir.’

Düşündüm düşündüm. İyi kötü kendi Türkçemi, kavrayış yeteneğimi, tahsilimi ölçüp tarttım. Bir zamanlar hocaefendi diye tapındıkları modellerden devlet adamlarına kadar hüküm ifade etmeyen, sebep sonuç ilişkisi kuramayan, başı sonu kopuk, içi boş, bağlayıcı olmayan muğlak ifadelerle konuşmak moda oldu. Kendimle birlikte, tanıdık tanımadık eli kalem tutan yüz binlerce insanımızın okumak için çektiği çilelere yandım, okul kazanmak için yıllardır emek harcayan evlatlarımıza acıdım. Ne lüzumu var bunca sıkıntı çekmeye? Zırcahil adamlar senelerdir tepemizde ahkâm kesiyor. Cehaletleri sadece ilim noksanlığından olsa nispeten katlanılır da, bunlardaki görgü, kişilik, irfan ve fazilet fukaralığı artık çekilir cinsten değil.

Laf söyledi bal kabağı diye bir tabirimiz vardır. Ekseriya mektep çocukları kullanırdı. İleri yaşlarda uslu başlı insanlarla muhataplık arttığı için pek ihtiyaç duyulmuyor. Nerede kullanıldığını zaten biliyoruz da teyiden bakındık; ‘gereksiz yere ve aptalca söz söyleyen kimseler’ için kullanılırmış. Yani tabirin iki unsuru var; birincisi sözün gereksiz yerde sarf edilmesi, ikincisi de aptalca söylenmiş olması. Üstteki cümle tam bu tarife uyuyor.

Devlet adamları az ve öz konuşur. Gereken yerde, gerektiği kadar ve akıllıca konuşur. Gereksiz yere konuşmaz ve aptalca söz sarf etmez. Eski Türkiye’de bu az çok böyleydi. Yeni Türkiye’de cahillik ve aptala yatmak geçer akçe olduğu için gereksiz konuşmalar çoğaldı. Tabii bu aptallık nedense hep milli meselelere münhasır kalıyor, şahsi ikbal ve menfaat söz konusu olduğunda birdenbire akıl ermez derecede hinlik ve cinlik sergilenmesi ayrı bir hüner.

Oradan başlayacak bir göç dalgasının sorumluluğu bize ait değildir, diyor muhterem. Ya kime aittir? Bana mı aittir? Devleti sen mi yönetiyorsun, başkası mı? Sorumlu makamda sen mi oturuyorsun, ben mi? Sorumluluk size ait olmayacak da kime ait olacak? İsmet İnönü’ye mi yoksa Bülent Ecevit’e mi yıkacaksınız sorumluluğu?

Bu şu demektir: ‘Ey Türk Milleti, yeni bir göç dalgası gelecek, buna hazır olun. Diplomasi ile buna mani olamıyoruz. Beyhude yere hopluyoruz, zıplıyoruz, gidiyoruz geliyoruz ama bizi kaale alan yok. İnsani yardım, kucak açma, merhamet gibi kulağa hoş gelen kavramlarla milyonlarcasını yurda doldurmuştuk. Demografik dengemizi sarstılar, milli dokuyu zedelediler, huzur ve asayişi bozdular. Güya geri gideceklerdi. Geri gitmedikleri gibi bir bu kadar daha gelme ihtimal, var. Sorumluluk bize ait değil, çünkü oraları biz bombalamıyoruz.’

Evet sen bombalamıyorsun ama bu saldırılardan milletçe biz zarar görüyoruz. Zarar gördükten sonra sorumluluk ister sana ait olsun, ister başkasına, ne fark eder? Evet Türk Milleti insanidir, yardımseverdir ama Türk devlet adamları da akıllı olmak durumundadır. Çok insani isen şahsen yardımda bulun, maaşını hibe et. Rusya bomba atacak, mülteci ülkemize gelecek, sorumluluk beylere ait olmayacak. Böyle bir mantık olabilir mi? Hani Rusya ile müttefiktin, yeni bir dünya kurulmuştu sen de yerini almıştın. Mütecaviz bize yumruk attı, sorumluluk bana ait değil demeye getiriyorsun. Attırmayacaksın kardeşim. Zaten kimse sana sorumlusun demiyor, yumruk yedik diyor. Yediysen de ağlamayacaksın, berduş gibi yakayı bağrı açıp, gel vur ulan diye nara atmayacaksın. Hukuki, idari ve fiili tedbirini alacaksın, yumruk yemeye ve yedirmeye devam etmeyeceksin.

Olayların arkasından giderseniz, zarar görürsünüz. Zararı siz değil millet görüyor. Milli duruş sergilemez ve milli politika izlemeseniz ciddiye alınmazsınız. Kendi milletinin adını anmaktan kaçan bir kadro dünyanın neresinde işbaşındadır bizden başka. Bu yetersizliğinizden dolayı büyük Türk Milleti rencide oluyor ve güçlü Türkiye Cumhuriyeti Devleti layıkı veçhile temsil edilemiyor. Devlet adamı, yeni göç dalgası gelecek demez. Yeni göç dalgasının gelmesine engel olur. Göç dalgası geldikten sonra sorumluluk ister sende olsun, ister başkasında. Şunu dersen anlaşılır ve milli bünyede kabul görür; ‘Ey Rusya, ey İran, yeni göç dalgası oluşturacak faaliyetlerden kaçının. Yoksa ben bu faaliyetlerinize engel olurum. Ve burada doğacak problemlerin sorumlusu ben olmam.’ Bunları diyebilmek için de bir kısmı vatan haini alelade kişilerden değil, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Başbuğ Alparslan Türkeş gibi büyük adamlarından feyz almış olmak ve yüksek bir Türklük gurur ve şuuruna erişmiş olmak lazım gelir.

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

30 Eki 2018

Babam ülmüşşş… Babam ülmüşşş… Dört bin kilometre doğuda, Doğu Türkistan’ın Hoten şehrinde, hiç tanımadığınız bir adam öldüğünde haberiniz bile olmaz.

Efendi BARUTCU

27 Eki 2018

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Nurullah KAPLAN

22 Haz 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 42,74 M - Bugün : 18149