Bazı yolculuklarda gidilen yerden ziyade, yolda geçen zaman ve o zaman içinde biriken hatıralar kalır akılda. İstanbul’dan yola çıkarken amacımız, ortak bir hatırayı yaşatmak ve dostlarla aynı duyguda buluşmaktı. Yol boyunca yaşadıklarımız bu seyahati sıradan bir yolculuktan çıkarıp unutulmaz bir hatıraya dönüştürdü.
Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde, Oğuz Boyları Yörük Türkmen Derneği tarafından düzenlenen kurultayda, ömrünü damgalara ve kaya resimlerine adamış merhum Servet Somuncuoğlu’nu anmak üzere yola çıktık. Onun hatırasını temsilen Yasin Cemal Galata, sanatçımız Bünyamin Aksungur ve ben İstanbul’dan hareket ettik.
Sakarya’yı geçip Adapazarı–Eskişehir hattına yöneldiğimizde Karaçam yakınlarında mola verdik. Çünkü arkamızdan gelen minibüste Türk fikir ve kültür hayatının önemli isimleri vardı. Bir süre sonra onlar da tesise ulaştı: Prof. Dr. Mustafa Kafalı ve eşi Sevgi Kafalı, İbrahim Metin, Prof. Dr. Hanım Halilova, Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Mustafa Erkal ve Kırım Derneği temsilcileri…
Et restoranında hep birlikte yediğimiz yemek, bir toplantıdan çok uzun bir sohbet gibiydi. Öyle ki zamanın nasıl geçtiğini kimse fark etmedi. Yemek sonrası restoran çalışanlarının bizi adeta resmi bir heyet gibi uğurlaması da başlı başına ayrı bir sahneydi.
Tam hareket edecekken klasik soru geldi: “Hesabı kim ödedi?”
Bir araçtan “Biz ödemedik” cevabı, diğerinden aynı cevap… Sonuç: kimse ödememişti. Meğer restoran, masadaki heyetin ağırlığından çekinip hesap istemeye cesaret edememiş. Bunun üzerine hep birlikte tekrar içeri girip kasanın önünde toplandık. Az önce törenle uğurlanan heyetin birkaç dakika sonra hesap öderken yeniden bir araya gelmesi, yolun en unutulmaz sahnelerinden biriydi.
Yolda TRT Türkü açıktı. Bir türkü çalmaya başladı. Bünyamin Abi sesi duyunca “Aynur Haşhaş bu” dedi. Şaşırdım. Bir an, Bünyamin Abi’nin TRT sanatçısı olduğunu unutup itiraz edecek oldum, sonra sustum.
Gerçekten de türküyü söyleyen Aynur Haşhaş’tı. O an şunu fark ettim: Bünyamin Abi sanatçının işin özündeki halini, yani TRT’deki çizgisini biliyordu; ben ise onun daha sonra öne çıkan popüler yönünü tanıyordum. TRT’deki yorumu son derece sade ve etkileyiciydi. Şöhret ve piyasa kaygısı bazen sanatçının özündeki sadelik ve samimiyeti gölgede bırakabiliyor.
Yol boyunca Bünyamin Abi bazen türkü söyledi, bazen hikâye anlattı, bazen fıkra… Uzun yolu adeta kendi ritmine çevirdi.
Ertesi sabah Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde, Prof. Dr. Mustafa Kafalı’nın başkanlığında panel başladı. Program boyunca Servet Somuncuoğlu bir kez daha anıldı. Gösterilen belgesel, kaya resimleri ve bozkır görüntüleri eşliğinde salonda hüzünlü ama derin bir atmosfer oluştu.
Programın ardından aynı ekiple İstanbul’a dönüş yoluna çıktık. Dönüşte azığımız, Bünyamin Abi’nin Kırgızistan’dan getirdiği kurutlardı. Adapazarı’nda Köfteci Mustafa’da yediğimiz ıslama köfte ise yolculuğun güzel bir finali oldu.
Ama dönüş yolunun asıl neşesi yine Bünyamin Abi’ydi. İçtiği mayhoş şıranın ve yol yorgunluğunun etkisiyle zaman zaman uyuyakalıyor, her uyandığında kısa bir espri yapıp yeniden uykuya dalıyordu. Yol boyunca hepimizi güldürerek diri tutmayı başardı.
Aradan geçen yıllar, yolun üzerindeki menzilleri olduğu kadar yol arkadaşlarını da değiştirdi. Karaçam’da aynı sofrayı paylaştığımız Mustafa Kafalı Hocamız, Sevgi Kafalı Ablamız ve İbrahim Metin Ağabeyimiz bugün artık aramızda değil. Her biri ardında hatıralarla dolu bir ömür, gönüllerden silinmeyecek izler bıraktı.
O gün Afyon’a giderken aslında sadece bir kurultaya değil, ortak bir hafızanın izini sürmeye çıkmıştık. Şimdi geriye dönüp baktığımda, aklımda kalan ne yolun kilometreleri ne de programın ayrıntılarıdır. Hatırladığım; aynı masanın etrafında paylaşılan sohbetler ve dostluğun insana verdiği o tarifsiz sıcaklıktır.
Çünkü bazı yolculuklar varılacak yer için değil, birlikte yürünmüş olmak için kıymetlidir. İnsanlar gider, yollar değişir, yıllar geçer; fakat gönülde yer eden hatıralar yaşamaya devam eder. Gidenlere rahmet, kalanlara sağlık ve huzur dileğiyle; bu satırlar da o güzel günlerden geriye kalan bir selam olsun.
Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.