« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

11 May

2026

Devlet Bahçeli’nin TRÇİ hamlesi: Milliyetçi cephede Avrasya kavgası

Kemal Üçüncü 01 Ocak 1970

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Türkiye-Rusya-Çin ittifakı önerisine tepki gösteren İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, "Allah kimseye gençliğinde Alparslan Türkeş’in tedrisatından geçirip, yaşlılığında Doğu Perinçek çizgisinde siyaset yapmanın dayanılmaz hafifliğini yaşatmasın" dedi.

Bahçeli’nin bu konudaki görüşlerine bakalım:

"Başka ittifaklara üyelik AB katılım süreci ve NATO üyeliği açısından zafiyet anlamına gelmemektedir"

Bahçeli bu misyon doğrultusunda Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İlyas Topsakal’ı temaslarda bulunmak üzere Rusya’ya gönderdi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı İlyas Topsakal, 2028 seçimlerinde Erdoğan'ın partisiyle koalisyon halinde kalmasının örtülü şartının "bakanlık görevleri değil, Rusya ve Çin ile işbirliği programının benimsenmesi" olduğunu belirtti.


Topsakal, Vedomosti'ye verdiği demeçte, "[Türkiye, Rusya ve Çin arasında bir birlik ihtiyacına ilişkin] girişimi iletmek için parti liderimiz [Devlet] Bahçeli benden Moskova'yı ziyaret etmemi, burada siyasi partiler, bürokratlar ve aydınlarla görüşmeler yapmamı ve bu girişimin içeriğini ayrıntılı olarak açıklamamı istedi" dedi. Moskova'da "fikirlerini gazetecilerle paylaşmaya çalıştığını" da sözlerine ekledi.

Gazetenin haberine göre Topsakal ayrıca Türkiye'nin Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT), Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞKO), Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KOÖO) ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ile yakınlaşmasını istiyor.

***

Dile getiriliş biçim ve zamanlaması, muhtevasına itirazlarımız olsa da Bahçeli’nin dile getirdiği TRÇİ ittifakı çok değerli ve önemlidir. MHP’nin tarihsel angajmanları ve müktesebatı dikkate alındığında Bahçeli’nin bu yöneliminin devrimci niteliği daha iyi anlaşılır. Kendilerini bu vesileyle hususen tebrik etmek isterim. Bu ittifaka Pakistan’ı da ilave etmek bir alt bileşen olarak Türkiye/İran / Pakistan hattı Avrasya dengeleri açısından son derece önemli olur. Bugün açıktan Atlantik sistemini karşımıza almak manüplasyona açık kırılgan kur ve ekonomik politikalarımız açısından sıkıntılar yaratabilir. Türkiye diplomatik akıl ve planla bu sürece hazırlanmalıdır. Alttan alta akademik, bilimsel, diplomatik ilişkiler güçlendirilmelidir. Savunma sanayimizdeki eksiklikleri hızlıca tamamlayıp ipin kopacağı ana hazır olmalıyız.

DIŞ POLİTİKADA ATATÜRK PERSPEKTİFİ HALEN GÜNCELDİR
Kimse kendisini aldatmasın. Amerika’nın Avrasya’ya yönelik talepleri çoğu kere Kıta Avrupa’sı ile de çelişmektedir. Ama görünürde her şey gayet ciddidir. Türkiye stratejik perspektifini kendi kültür havzası ekseninde inşa ederek Batı dünyası ile geniş ve etkin bir işbirliği ağı kurabilir. Rusya ile de ilişkilerini derinleştirebilir. Atlantik ile de Hazar ve Orta Asya alanında işbirliği yapabilir. Burada kesişen ve çelişen alanları doğru tespit etmek gerekir.

Kendi kültür havzasında etkin bir Türkiye Batı ve dünya nezdinde daha saygın bir konuma yükselir.

Türkiye’nin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin soğuk savaş öncesi dönemde savunma ve güvenlik mimarisi ağırlıklı olarak NATO konseptine bağlı olarak şekillenmiştir. Türkiye bütün unsurları ile Batı sistemini içerisindeydi.

Soğuk Savaşın Amerika’nın önderliğindeki Atlantik cephesi tarafından kazanılmasının ardından dünya iki kutuplu bir uluslararası ilişkiler sistemden tek kutuplu Amerika’nın her anlamda hegemonyasına dayanan yeni bir sürece dönüşmüştür. Adeta Amerikan kültür dünyasının da küreselleştiği bir süreci yaşamaktayız. Küresel güç ABD, bu patronajını devam ettirebilmek için yaptığı planlama ve projeksiyonlarda kendisine ve patronajına meydan okuyabilecek güçlere karşı önleyici! tedbirler almaktan kaçınmadığı bilinmektedir. ABD’ye mevcut durumda meydan okuyabilecek güçler Asya kıtasından çıkacağı bellidir. Zira dünya siyasi tarihinde Tunç çağından itibaren dünya hegemonyası bir Asyalı bir Avrupalı güç tarafından münavebeli olarak götürülmüştür. Tarihsel arka plan bunu göstermektedir.

Elbette ki maksimalist hayalci hedeflere odaklanmadan Türkiye toplam milli güç unsurlarını ciddi bir analize tabi tutarak ortaya yepyeni bir dış politika konsepti ortaya koymak durumundadır. Dış politikanın sağlam temelleri Türkiye’nin Osmanlıdan Cumhuriyet’e devrolan Cumhuriyetin nitelikli bir biçimde donattığı kurumsal hafızada vardır.

Yeter ki Püsküllü Fesli Kadir Hoca tarzı tarih okuması hastalığına tutulmayalım. Körü körüne bir Batı hayranlığı ve bağlılığı irrasyonel ve gerçekçi olamayan bir doğu ve Asya, İslam dünyası goygoyculuğunu kast etmiyoruz.

Türkiye’nin Ortadoğu Kafkasya ve Hazar Orta Asya, Akdeniz, Asya denkleminde Batı ve Atlantik ittifakı ile konuşabileceği jeopolitik referansları nelerdir?

BUGÜNÜN MİLLİ PERSPEKTİFİ NE OLMALI
Milliyetçiler hesaba katılmadan bu ülkede kalıcı hiçbir siyasal projenin tahakkuk şansı yoktur. Bir milleti krizlerden o ülkenin yurtsever devrimcileri, milliyetçileri çıkarır. O anlamda milliyetçiliğin politik entelektüel temsilinin neliği ve niteliği büyük önem arz etmektedir. Öteden beri politik milliyetçilik katı hiyerarşik bir yapı ve -geneli itibarıyla- vasat ve alt kadrolarla temsil edilerek Türkiye ve Türk dünyasına yaratıcı bir ufuk açması engellenmiştir.

Arkadaşlarımız ve milliyetçi taban maalesef bunu önemsemiyor.

XXI. yüzyılda durum farklıdır. NATO için Türk ve İslam dünyası artık hedef coğrafyadır. NATO ve Atlantik PKK/PYD benim kara gücümdür diyor. Gizlisi saklısı yok. Bizatihi NATO ülkelerini açıktan tehdit ediyor. Avrupa güvenliği büyük bir belirsizliğe sürüklenmektedir.

Von der Leyen, Almanya'nın Hamburg şehrinde Die Zeit gazetesinin 80. yıl etkinliğinde yaptığı açıklamada, AB'nin genişlemesini desteklediğini belirtti ve şu ifadeleri kullandı:

"Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz."

MHP başta olmak üzere İYİP ve Zafer partisinin geleneksel Atlantikçi stratejik okuma ve konumlanmalarını artı güncelliğini yitirmiştir.

500 yıllık Batı hegemonyası kökünden sarsılıyor. Asya Pasifik bölgesi dünyanın toplam üretiminin ana omurgasını oluşturmaya başladı. 2050 yılında Rusya nüfus olarak neredeyse İran gibi yarı yarıya Türk ve Müslüman bir ülke olacaktır.

TÜRKİYE ARTIK KAYITSIZ ŞARTSIZ BİR NATO’CU VE ATLANTİKÇİ BAĞLA BÜYÜYEMEZ, ÇIKARLARINI SAVUNAMAZ
Soğuk savaş sonrasında Türkiye’nin siyasal partiler düzeni, devlet aklı, Atlantik ve NATO’ya yeni jeopolitik gerçekler ışığında Türkiye’nin çıkarlarını dengeleyen yeni bir strateji teklif edecek entelektüel bilgi, donanımı, stratejiyi üretmediler. Türkiye’nin özgül ağırlığını ve reflekslerini güç projeksiyonu yapma potansiyelini, velhasıl toplam milli güç unsurlarının optimum bir planlaması ve kullanımını sönümlüyor.

Soğuk savaş sonrası dönemde Afro Avrasya alanındaki güvenlik mimarisi temelden sarsılarak yeni dinamikler etrafında şekillenmeye başlamıştır. Soğuk savaş dönemindeki statüko Türkiye için büyük ölçüde öngörülebilir bir çerçeve sunuyordu. Oysaki soğuk savaş dönemi sonrasında Türkiye’nin her anlamda öncelikleri, etkileyen ve etkilenen dinamikleri değişmiştir. Bu yeni durumu öngören ve kuşatan bir Grand strateji maalesef ki üretilememiştir. Kör kasabalı ideolojilerle, mahfel dedikosunu veya Dışişleri bürokratlarının küçük sohbetlerini aşmayacak bir takım aktivitelerle bugüne gelinmiştir.

Asya Blokunun toplam üretimi Atlantik bloğunu geçmiştir. Bu yeni bir siyasal sistem örgütlenmesi, güç paylaşımı, güç ilişkileri matrisini ve mimarisini zorunlu kılıyor. Bu çelişki ve çatışmaların en yoğun yaşandığı bir dönemeçteyiz. Asya bloğundan siyasi askeri ve ekonomik olarak baktığınızda en önemli güç Çin olarak belirmektedir. ABD Çin’in yükselişini engellemek için ucuz, sürekli ve güvenli enerjiye erişimini kontrol altına almak istemektedir. Afrika, Amerika, İran operasyonlarıyla Çin’in bu yönelimi ve imkânı engellenmeye çalışılmaktadır. Alternatif Orta Asya, Hazar, Sibirya Havzasıdır. Bu alan kontrol edilirse Çin’in alternatif olma özelliği seçenek dışı kalacaktır. Çin’in Batıya genişlemesi aynı zamanda Rusya ve Türk dünyası için de yeni dinamikler sunmaktadır.. Bu alan kontrol edilirse keza AB üzerindeki ABD velayeti süreklilik kazanacak, Rusya Uralların doğusundaki nüfusunun azlığı sebebiyle sınırlandırılabilecektir. Rusya’nın Uralların doğusundaki nüfusu 20 milyon ve milyonlarca kilometrekarelik bir alan insansız bir coğrafya gibi. Bu anlamda Türkiye ve Rusya’nın keza Batının örtüştüğü, çeliştiği durumlar söz konusudur.

Afrika, Suriye, Kuzey Irakta ’ki gelişmeleri bu büyük resme bağlı olarak okuyamadığımız zaman hiçbir doğru sonuç ve tahlile varamayız.

Türkiye'nin coğrafi konumu, toplam millî güç unsurları, tarihsel ilişki ve ittifakları, kültür havzası ile olan dinamikleri, reel politik durumu tekil ve tek boyutlu bir dış politika uygulamasına engeldir. Siyasi partilerin hiç birinin bu konuda bilimsel temelli bilgiye dayalı bir yaklaşımı, projeleri ve teklifleri yok. Herkes doğaçlama, yardırma, çayhane sohbeti kıvamında gündelik laflarla zevahiri kurtarma derdinde. Türkiye maalesef stratejik akıl ve bilgi üretemiyor. Üreten az sayıdaki mecralar ve merkezler, basit sade suya tirit, kasaba partizan duyguları ile tarafgir bürokratlarca dikkate alınmıyor.

Türk kültür ve medeniyeti kök değerler itibarıyla Avrasya eksenindeki 20 milyon kilometrekarelik coğrafyada şekillenmiştir. Varlık, bilgi, değer, insan, zaman ve mekan anlayışı kadim zamanlardan itibaren Batı dünyasından farklı olagelmiştir. Farklı kültür ve bilgi gelenekleri, birbirine eklemlenerek, dönüşerek kendi zihniyet dünyası içerisinde yorumlanarak yeniden üretilerek oluşur. Türklerin tarih içerisindeki en önemli becerisi bu sentez kabiliyetidir.

Modern dönemde bu hasleti kaybettik.

Askeri, siyasi, bürokratik elitlerimiz uzunca bir süredir vasat ve vasat altı seviyede. Ülkemizin en büyük talihsizliği, kıramadığı kısırdöngü budur maalesef. Mevcut tabloyu bu kadroların toparlamasının imkan ve ihtimali yoktur, özellikle not edelim.

Bunlarla derdimize çare bulamazsınız.

Biz halen ezber, kes kopyala yapıştır ile kültüre ve beşeri dünyaya ait olgu ve durumlar üzerinde konuşabileceğimizi onlar hakkında önermelerde bulanabileceğimizi zannediyoruz.

Türkiye soğuk savaş sonrası dönemde ortaya çıkan bölge ve dünya resmini doğru bir biçimde okuyup yorumlayamamaktadır. Artık stratejik akıl üretememektedir. Bu anlamda yeni bir politik ve askeri stratejiye ihtiyacı aşikârdır. Türkiye’nin jeopolitik konumu onu Atlantik bloğunun hedef ülkesi haline getirmiştir. Bu açıktır. Birtakım ahmakların zannettiği gibi sizin süzülüp büzülmenizle ona buna yalakalık yapmanızla bu gerçeği değiştiremezsiniz.

Müttefiklerimizle yakın coğrafyamızda ve nüfuz alanlarımızda çelişkilerimiz var, bunu not edelim. Soğuk savaş sonrasında şekillenen yeni Avrupa güvenlik mimarisinde Türkiye'ye yönelik tehdit ve asimetrik tedhiş karşısında NATO maalesef makul, zevahiri kurtaracak bir desteği bile sunmaktan imtina etmiştir.

Bunun karşısında siz ancak kendi milli güç unsurlarınızı ve potansiyellerinizi etkin bir biçimde planlayarak bu stratejik manevra ve mücadelede yer alabilirisiniz.

Türkiye Avrupa Birliği, Atlantik, Ortadoğu, İslam Dünyası, Türk Dünyası, Rusya ve Çin ile ilişkilerini mutlak anlamda birbiri yerine alternatif olarak sunmak doğru değildir. Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin'in ABD ile AB ile olan ilişkilerine bakınız çelişki ve çatışmaları hep yönetebilir bir skalada tutmaktadırlar. İran'a bakınız. Büyük krizlerde nasıl bir politika takip ediyor? Kriz anlarında diplomasi dilinden sarfı nazar etmemeliyiz. Çay ocağındaki gibi çıhış edersek gereksiz yere hem mahcup oluruz hem de yok yere bedel öderiz, ciddiyetimiz, ağırlığımız ve caydırıcılığımız azalır.

Büyük ölçüde tek özelliği porselen dişleri, parlak ceketli ve büyük telefonu olan kadrolarla bu siyasi partilerde umut yok. İsteyen istediği kadar darılsın , ülke meselesi söz konusudur ve bundan önemli hiçbir şey yoktur.

Gülümseyerek büyük taşlı yüzük takarak, güveç, haşlama yiyerek, şakalaşarak, tokalaşarak ölçüsüz bir tabasbusla bu tablonun üstesinden gelinemez.

***

Siyasi analistler Bahçeli’nin bu çıkışının Ankara’daki NATO zirvesi öncesinde bir siyasal manevra olup olmadığını soruyor, merak ediyor. Bu tür ilişkiler son derece diplomatik bir arka kapı diplomasisi ile gergef gibi işlenmesi olurları olmazları tespit edilmesi, dikkatli ve tedbirli olunması gerekir. Türkiye’nin bu güçlü kozu böylesi bir manevrayla heba edilirse ileride kalıcı olarak kullanılmaz hale gelir. TRÇİ öncesinde Türkiye, İran ve Pakistan’ın bir alt sistem olarak gevşek bir savunma işbirliği zemininde bulunması son derece önemlidir. Bu girişim Sünni dünyada İran’a karşı yükselen anlamsız itirazları da büyük ölçüde sönümler. Ayrıntılı olarak tartışılmalıdır. Malezya ev Endonezya’ya kadar ulaşabilecek Araplar dışı Maturidi Kuzey eksenin omurga yapan Bernard Lewis’in dikkate çektiği bir alandır. Bu eksen Avrasya’da Çin ve Rusya denklemine karşı bir denge unsuru oluşturabilecek niteliktedir.

Ayrıca böylesi bir stratejik hat değişikliği NATO ve AB kurumları içerisinde kalarak yapılamaz. Bunun artı ve eksileri iyi hesap edilmelidir. Misal AB ile özel bir ortaklık statüsü keza NATO ile böyle bir yeni perspektif gerekli olabilir. Atatürk dönemi Türk dış politikası burada çok önemli bir yol göstericidir.

İYİP ve Zafer Partisinin NATO’ya CENTO’ya bağlıyık gardaş! dışında dünyanın yeni dengelerini ve jeopolitik gerçeklerini dikkate alan a,b,c seçenekleri olan bir dış politikayı ve ekonomi politik tavrı Türkiye’nin önüne tartışarak koymasını bekliyoruz. Bugün böylesi bir çıkış erken olabilir ama Türkiye her anlamda Batı sisteminin yönelttiği tehditlere karşı hazırlıklı olmalı, yüzleşme anına –bu bilinçle- hazır olmalıdır.

MHP lideri Bahçeli’nin ortaya koyduğu perspektifi bütün eksiklerine rağmen desteklememiz gerekir. Bu çıkışından dolayı tebrik ederim. İç politikada ve sair politikalarda çok ağır eleştirdiğimiz Bahçeli’nin bu konudaki öncü yaklaşımını ülkemizin geleceği adına değerli buluyorum.

Katkılarla ve eleştirilerle geliştirilmesi gerekir.

Milletleri krizlerden ancak ve ancak millî kadroları çıkartabilir.

https://www.odatv.com/siyaset/devlet-bahcelinin-trci-hamlesi-milliyetci-cephede-avrasya-kavgasi-ankarada-eksen-tartismasi-120145210

Ziyaret -> Toplam : 290,42 M - Bugn : 169049

ulkucudunya@ulkucudunya.com