« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

27 Nis

2026

Ebedi barış

Ragıp Kutay Karaca 01 Ocak 1970

Bizim kuşak zor bir uluslararası iklim içe­risinde büyüdü diye düşü­nür, Soğuk Savaş içerisin­de sorunların ne kadar zor çözüldüğü konusunda id­dialarda bulunurdum. Bi­zim neslin görmediği ne kaldı ki? Sorusu ağzımda pelesenk olmuştu.

Bugünü yaşadıkça dü­şüncelerim tamamen değişti. Artık, bizim neslin şimdikilere göre daha şanslı olduğunu düşü­nüyorum. Soğuk Savaş dönemi bugüne göre daha öngörülebilir bir dönemdi. O dönem yaşadığı­mız olaylarda “barış” umudu çok daha fazlaydı. Barışın sürdürüle­bilir olduğu bir dönem yaşadık. Dünyanın hegemonik bir yapı­da olması sürdürülebilir barışın anahtarıydı.

Bugün çatışma riski yüksek bir ortam var. Ama daha önemli­si “barış” yaratmanın zor olduğu bir yapı mevcut. Barış kavramı giderek “çatışma”nın ana konu­su haline getiriliyor. Böyle olun­ca hafta sonu Immanuel Kant’ın “Ebedi Barış Üzerine Felsefi De­neme” adlı kitabını tekrar tek­rar karıştırmak şart oldu. İki asır önce yazılmış bir eserin bugüne ışık tutması felsefenin gücü olsa gerek.

Barış ahlaki bir değerdir
Kant’a göre barış, ahlaki bir zo­runluluk ve varoluşsal bir ihti­yaç. Neden ahlaki ve varoluşsal? Çünkü barış, nefret dilini kullan­mayı engelleyerek çatışmayı öte­leyen bir kavram, barış hakkını ve talebini savunmak ise varo­luşsal bir ihtiyaç.

Kant bir barışın anlaşmaya dö­nebilmesi için anlaşmanın için­de gizlenmiş bir savaş nedeni ol­maması gerektiği üzerinde du­rur. Böylesi bir anlaşmanın barış anlaşması sayılamayacağını söy­ler. İran-ABD arasında Pakis­tan’da yapılan barış görüşmele­rinden çıkan ya da çıkamayan sonuçlara baktığımızda Kant’ın hakkını vermemiz gerekiyor. Ke­za ABD’nin talepleri “açık” bir çatışma nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Bir barış ortamı oluşsa bile sürekliliği hep soru işareti.

Kant’a göre emperyalist ideal­ler doğrultusunda oluşan sömür­ge faaliyetleri barışı ortadan kal­dırır. Eserin yazıldığı dönemki emperyal düşüncenin sömürge anlayışı bugün için değişime uğ­rasa da amaçlarda çok bir fark­lılık yok. Enerji, gıda gibi temel ihtiyaçların küresel kontrolü ve rakipleri bu yolla zayıflatma ye­ni bir sömürge anlayışını ortaya çıkarıyor. ABD’nin Venezuela ve İran harekatlarını bu açıdan de­ğerlendirmek gerekir.

Kant ne diyor; “hiçbir bağım­sız devlet, herhangi bir devletin hakimiyeti altına kalıtım, müba­dele, alım-satım veya hibe yol­larıyla asla geçmemelidir.” Kant bugünü yaşasa bu fikrine örnek olarak Trump’ın Grönland, Ka­nada ve Küba taleplerini göstere­bilirdi.

Kant, barış için, bir devletin içerisindeki sorunlara başka bir devletin müdahalede bulunma­sını bağımsız bir milletin hakla­rını ihlal olarak görür. Bu durum devletin egemenliğine müdaha­ledir. Ayrıca böyle bir durumun oluşturacağı kötü örneğin dev­letlerin bağımsızlığını tehlikeye düşüreceğini yazar.

Kant’ın bu düşüncelerine gü­nümüzde örnek bulmak çok ko­lay. Rusya’nın Gürcistan, Kı­rım son olarak Ukrayna’nın di­ğer topraklarına yönelik askeri müdahaleleri, ABD’nin Irak, Af­ganistan, Suriye, Venezuela ve İran’a müdahaleleri, İsrail’in Fi­listin, Yemen, Irak, İran, Suriye ve Lübnan’a saldırıları….

Barış için güven şart
Kant, savaşlarda dahi kural­lara dikkat edilmesini ve barış için devletlerin karşılıklı güven duymalarını imkânsız kılacak yolları kullanmamalarını öğüt­ler. Bugün öğüdü dinleyen bul­mak neredeyse imkânsız. Ülke­lerin devlet başkanını muhalif­lerle anlaşarak ele geçirmek ve yargılamak artık serbest. Tabii ki o muhaliflerin bundan sonra ba­ğımsız bir devlet yönetemeyece­ği de açık.

Devletin liderini öldürmek, üst düzey devlet yöneticilerine sui­kast yapmak serbest. Okul, has­tane, ibadethane vurmak ser­best. Sivil yerleşim yerlerini yer­le bir etmek, çocuk, kadın, yaşlı demeden katletmek serbest. İn­san yaşamı için önemli tesisleri bombalamak serbest. Karşılıklı güven mi? dediniz. Geçiniz…

Madem yazının temelini felse­feye dayandırdık, o zaman Pla­ton ile bitirelim. Platon “devlet” kitabında barışın kalıcı olması­nı devletin bilgili, adil ve “filozof krallar” tarafından yönetilmesi­ne bağlar. Filozof lider tanımı ve Trump, Putin, Netanyahu. Gül­dürmeyin insanları…

Tamam! Kabul ediyorum. Bu­günün gençleri bizden daha kö­tü bir uluslararası yapıyla karşı karşıya…

https://www.dunya.com/kose-yazisi/ebedi-baris/822565

Kemal Girgin

27 Nis 2026

Türk tarihi, yalnızca zaferlerin, devletlerin, savaşların ve büyük hükümdarların tarihi değildir. Türk tarihi aynı zamanda kuşatmalardan çıkışın, felaketlerden dirilişin, esareti reddedişin ve her defasında yeniden yol buluşun, çıkışın tarihidir.

İdris Savaş

27 Nis 2026

Halim Kaya

16 Nis 2026

M. Metin KAPLAN

29 Mar 2026

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

29 Mar 2026

Yusuf Yılmaz ARAÇ

02 Mar 2026

Nurullah KAPLAN

17 Kas 2025

Efendi BARUTCU

25 Haz 2025

Hüdai KUŞ

22 Tem 2024

Orkun Özeller

03 Haz 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Ziyaret -> Toplam : 287,37 M - Bugn : 79945

ulkucudunya@ulkucudunya.com