« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

16 Mar

2026

Ortadoğu’da çatışma genişliyor; petrol savaşı...

Zeynep Gürcanlı 01 Ocak 1970

Tahran, Çin ile ikili düzeydeki anlaşmalarını “uluslararası sistem” haline getirmeye çalışıyor. Hürmüz Boğazı küresel petrol ticaretinin yaklaşık %20’sini üstlenmiş durumda. Eğer Çin’in ulusal parasına endeksli petrol, Hürmüz’den geçebilmenin tek anahtarı olursa, bunun Pekin’in de çatışmanın içine çekilmesi anlamına geleceği açık.

İran meselesinin artık küresel ekonomiyi vurma noktasına gelmesi, ateşkes girişimlerini de yavaş yavaş ortaya çıkarmaya başladı. İran ile ABD arasında çatışma başlamadan önce arabuluculuk yapan Umman yeniden devreye girmeye çalışıyor.

Ortadoğu’da çatışma genişliyor; petrol savaşı... - Resim : 1Türkiye savaşa girmemeye kararlı
Türkiye, topraklarına yönelik kimliği belirsiz füze saldırılarına rağmen ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmaya girmemeye kararlı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükümetin Türkiye’yi savaşa sürüklemek isteyen provokasyon ve tuzaklara karşı son derece dikkatli hareket ettiğini söyledi. Erdoğan, ayrıca Türkiye’nin hava sahasını ihlal eden her türlü tehdide karşı gerekli önleme faaliyetlerinin sürdüğünü belirtti. Erdoğan’ın ifade ettiği hava savunması için Türkiye NATO’dan destek alıyor. Ancak ya kendi yetenekleri? İşte tam burada da Ankara’da uzman ve siyasetçilerin en sevdikleri tartışmalardan, “S-400’ler nerede?” tartışması yeniden alevlendi. Hava sahasını korumak için NATO’dan -Almanya’daki ABD’ye ait Ramstein üssünden- Patriot füzeleri Türkiye’ye getirilip, Malatya yakınlarına konuşlandırıldı. Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400’lerin ise nerede olduğu, kullanılıp kullanılmadığı ise yetkili makamlarda sessizlik hakim. S-400 meselesi uzun süre tartışılmaya devam edecek gibi duruyor.

ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırısı tüm Ortadoğu’yu yakmaya doğru hızla ilerliyor. Bunda her iki tarafın da çatışmayı genişleme yönündeki politikaları etkili. ABD çatışmaya geleneksel Batı müttefiklerini de kendi tarafında sokmaya çalışırken, İran da Çin’i yanına çekme çabasında. Çatışma süreci, petrol üzerinden “cepheyi genişletme” yönüne evrilmiş görünüyor.

ABD İran’ın petrol adasını İran doları hedef alıyor
ABD’nin İran’daki Hark Adası’na, Başkan Trump’ın deyimiyle, “Orta Doğu tarihinin en güçlü bombardımanlarından birini” gerçekleştirmesi önemliydi. İran, Basra Körfezi’nin kuzeyinde yer alan Hark Adası üzerinden ham petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90’ını yürütüyor. Savaş öncesinde Hark’tan günde yaklaşık 3 milyon varil petrol ihraç eden İran, sadece bu ada üzerinden küresel petrol arzının yüzde ikisini karşılıyordu.

Molla rejimi Hark Adası saldırısına karşılık, Hürmüz Boğazı’ndan geçecek petrol tankerleri için ödemelerin ABD Doları yerine Çin Yuanı ile yapılması şartını gündeme getirdi. 1971’de dolar-altın konvertibilitesine son verilmişti. ABD Doları’nın küresel hegemonyasının devamı için ise Suudi Arabistan devreye girmiş, 1974’te ABD’nin kendisine sağlayacağı askeri güvenlik karşılığında petrolü yalnız ABD Doları karşılığıyla satmaya karar vermişti. Dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından olan Suudi Arabistan’ın bu kararı küresel anlamda petrol fiyatlarının ABD Doları ile fiyatlanmasının önünü açmıştı. Yaklaşık 50 yıldır yürüyen bu sistem ancak geçtiğimiz senelerde İran ile Çin’in yaptıkları anlaşma ile petrol ticaretini kendi para birimleri üzerinden yapma kararları ile ilk yarasını almıştı. Şimdi Tahran yönetimi, Çin’le ikili düzeydeki anlaşmalarını “uluslararası sistem” haline getirmeye çalışıyor.

Hürmüz Boğazı tek başına küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’ini üstlenmiş durumda. Eğer Çin’in ulusal parasına endeksli petrol, Hürmüz’den geçebilmenin tek anahtarı olursa, bunun Pekin’in de çatışmanın içine çekilmesi anlamına geleceği açık.

Lübnan, Irak ve Yemen’e dikkat

İsrail ise İran’ı ‘halletme’ işini ABD’ye bırakıp, asıl ağırlığı Lübnan’a verme eğiliminde. Başkent Beyrut havadan, ülkenin güneyinde, İsrail sınırındaki Sayda ise karadan bombardıman altında.

İran, Irak’ta kendisine yakın silahlı güç olan Haşd-i Şâbi’yi çatışmalara sokmuş durumda. Haşd-i Şabi Irak’taki ABD üslerine ve Kürt bölgelerine saldırıyor, ABD de buna misilleme yapıyor.

İran’ın harekete geçireceği yeni silahlı unsurların ise Yemen’deki Husiler olma ihtimali büyük. İran’ın Husiler üzerinden Kızıldeniz’i karıştırıp, ABD’nin başındaki Hürmüz sıkıntısına yenisini eklemesi büyük ihtimal. Tahran’daki Mollalar “adım adım” gidiyorlar.

Hindistan’ın durumu; ne ekersen, onu biçersin
Hindistan bugünlerde “Ne ekersen, onu biçersin” atasözünün somutlaşmış hali gibi.
İran meselesinde Hindistan, açıkça Washington-Tel Aviv yanında yer aldı. Hindistan Başbakanı Modi savaş başlamadan sadece 4 gün önce resmi ziyaret için İsrail’deydi. Savaşın ilk günlerinde Hindistan’ın davetiyle MILAN-2026 deniz tatbikatına katılan İran fırkateyni, bizzat Yeni Delhi’nin verdiği koordinatlar üzerinde ABD ve İsrail tarafından vuruldu. Hindistan, BRICS’te de resmen ortağı olan İran’ın batan gemisinden denize düşen İranlı askerlerin yardım çağrılarına ise cevap vermedi.

Ancak İran Hürmüz Boğazı’nı kapatınca, sıkışan Hindistan bölgede mahsur kalan ticari gemilerini kurmak için Tahran’ın kapısını çaldı. İran, Hint gemilerinin Boğaz’dan çıkışına ancak kendi el konulan tankerlerinin salıverilmesi karşılığında izin verdi.

İran savaşı, Rusya’ya can simidi oldu
İran’dan gelen petrol kaynağı kesilince Hindistan çareyi Rusya’ya başvurmakta buldu. Moskova ise Hindistan’a yaptığı ham petrol ihracatının fiyatını varil başına 50 dolardan 95 dolara çıkardı.

Oysa IEA raporuna göre, Rusya’nın Ukrayna işgalinden beri en düşük ihracatı ve en düşük petrol geliri Şubat 2026’da gerçekleşmişti. ABD-İsrail’in şubatın son günü İran’ı vurması, en önemli gelirinden mahrum kalmak üzere olan Rusya açısından “yeniden dirilme” gibi oldu. Artık Rus petrolü mali olarak savaş öncesine göre yaklaşık iki kat daha değerli.

Öte yandan İran’daki Molla rejimi Türkiye’de pek sevilmese de, ABD-İsrail’in tek taraflı olarak bu ülkede “rejim değiştirmeye” kalkmaları, Türk kamuoyunda da tepki çekmiş durumda. AK Parti hükümetinin ABD’deki Başkan Trump yönetimiyle yakın durması Türkiye’ye görece bazı kazanımlar -Halkbank davasının bitirilme yoluna girilmesi ile Suriye’de PYD-YPG’nin etkisizleştirilmesi gibi- getirmiş olsa da, Amerikan karşıtlığı kamuoyunda hâlâ hakim duygu olarak öne çıkıyor.

Türk halkı ABD yönetimine, bizzat ABD’nin efsane siyasetçilerinden Henry Kissinger’ın ifade ettiği, “Amerika’nın düşmanı olmak tehlikeli olabilir, ama dostu olmak ölümcüldür” sözü penceresinden bakıyor.

Ortadoğu’da yıllardır sırtını ABD’ye dayayan Arap ülkelerinin durumuna bakınca, Kissinger’ın öngörüsünün haklı olduğunu düşünmemek de mümkün değil zaten.

Ufukta ateşkes görünmüyor
İran meselesinin artık küresel ekonomiyi vurma noktasına gelmesi, ateşkes girişimlerini de yavaş yavaş ortaya çıkarmaya başladı. İran ile ABD arasında çatışma başlamadan önce arabuluculuk yapan Umman yeniden devreye girmeye çalışıyor. Türkiye de taraflara, istemeleri halinde, ateşkes için kolaylaştırıcı rol oynayabileceğini sürekli iletiyor.

Ancak ufukta henüz bir ateşkes görünmüyor. ABD’nin sıkıştığını gören Tahran yönetimi, elini oldukça yüksekten açmış durumda.

Önce İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ateşkes için, “İran’ın egemenliğinin tanınması, savaş zararları için tazminat ve ABD-İsrail cephesinden yeni saldırılar olmayacağına dair uluslararası güvence” şartlarını ortaya koydu.

Henüz hiç kamuoyu önüne çıkmayan, ancak yayınladığı bir mesajla tavrını açıklayan İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney ise ateşkes için çok daha sert bir çizgi ortaya koydu. Hamaney, hem bölgedeki Amerikan üs ve varlıklarının hedef olmaya devam edeceğini, hem de Hürmüz Boğazı’nın baskı aracı olarak kullanılmasının süreceğini vurguladı. Mücteba Hamaney’in mesajındaki “direniş cephesi” vurgusu ise, adeta İran’ın bölgedeki silahlı müttefiklerine “harekete geçin” talimatı gibiydi.

ABD Başkanı Trump’ın saldırıların ilk günlerinde yaptığı “İranlı siyasetçiler sığınaklara saklanacak” sözünü haksız çıkarırcasına, Kudüs günü anmalarında İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve rejimin en güçlü isimleri arasındaki Ali Laricani’nin Tahran sokaklarında, yanlarında pek koruma da olmadan, halkla birlikte görüntü vermeleri önemliydi. İsrail’de Başbakan Netanyahu’nun İran saldırısında çöken ikametgahından sağ çıkıp çıkmadığı belli değilken, Trump, ABD sokaklarında rahatça dolaşamazken, İranlı siyasetçilerin Tahran’dan adeta “buradayız, ayaktayız” mesajı vermesi dikkat çekiciydi.

https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/ortadoguda-catisma-genisliyor-petrol-savasi/882042

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

16 Mar 2026

Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu günahlardan kurtulma ayı olan Ramazan Ayı’nın son on gününü yaşıyoruz. Hadis-i şeriflerden öğrendiğimize; Kur’an-ı Kerim’de Kadir Suresi’nde “Bin aydan hayırlı olduğu” bildirilen Kadir gecesi, Ramazan’ın son on gününe rastlayan tek geceler içinde gizlenmiş; bu mübarek gece alimlerimizin çoğunluğuna görev Ramazan Ayı’nın 27.

İdris Savaş

09 Mar 2026

Yusuf Yılmaz ARAÇ

02 Mar 2026

Halim Kaya

20 Şub 2026

Nurullah KAPLAN

17 Kas 2025

M. Metin KAPLAN

29 Ağu 2025

Efendi BARUTCU

25 Haz 2025

Hüdai KUŞ

22 Tem 2024

Orkun Özeller

03 Haz 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Ziyaret -> Toplam : 275,08 M - Bugn : 248456

ulkucudunya@ulkucudunya.com