« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

29 Ara

2025

Çin’in Mandela’sı

Ragıp Kutay Karaca 01 Ocak 1970

Çin, 1954 yılında, “barış içinde bir arada ya­şamanın” beş ilkesini dış politikasının te­meli olarak ilan etti. Bu beş ilkeyi egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı, birbirine saldırma­ma, birbirlerinin iç işlerine karışmama, eşitlik ve karşılıklı yarar ile barış içinde bir arada ya­şama oluşturuyor.

Çin dış politikada barış içinde bir arada ya­şamayı kendisine temel ilke olarak ortaya ko­yarken ülke içerisinde barış içerisinde bir ara­da yaşamayı mümkün kılmayacak birçok poli­tikaya imza atıyor. Özellikle Türk ve Müslüman Uygur azınlık üzerinde.

Eğitim bahanesiyle kültürü yok etmek
Milyonlarca Müslüman Uygur, Çin’in “eği­tim kampı” olarak adlandırdığı kamplarda tu­tuluyor. Bazılarından yıllardır haber alınamı­yor. Kamplardaki yapı en sıkı cezaevi sistemin­den çok daha katı.

Tanıklardan ve kurtulanlardan alınan bilgi, bu kampların adının “eğitim”, amacının “beyin yıkama” olduğu yönünde. Nitekim kamplar­dan kurtulanlar kendilerine “sizin görüşleriniz problemli, sizin beyinlerinizi yıkacağız” söyle­minin sürekli yapıldığını ifade etmişler.

Çin için “din ve dil kötü bir şey”. Uygurların dinini ve dilini yok etme üzerine odaklı bir si­yaset izleniyor. Diğer bir ifadeyle amaç “etnik azınlıkları Çinli yapmak”. Yani “eğitim bahane­siyle kültürü yok etmek”.

Bahane “terörizm”
Çin’in bu kampları kurarken en büyük ar­gümanı “terörizmle mücadele”. Çin, Uygurları “sadakatsiz” olarak nitelendiriyor. Terörizmle mücadele kavramı, tüm Uygur toplumunu içe­risine alan ve her bir Uygur’u “terörist” gören bir anlayış taşıyor.

Çin’in bu yaklaşımı; içerisinde hiçbir silahlı mücadele içermeyen, Çin’in toprak bütünlüğü­nü savunan ama haksızlığa sesini çıkaran kişi­leri de içerisine alıyor.

Bölücü akademisyen!
Çin, Uygurları sanayi üretimi ve şehirleşme sürecinden uzak tutarak kırsal kesime sıkış­tırıyor. Dolayısıyla yoksul bırakılmış, kalkın­ma içerisinde marjinalleştirilmiş, dönüşümün dışında tutularak kültürleri dondurulmuş bir Uygur toplumu yaratılmak isteniyor. Bu görüş Doç.Dr. İlham Tohti’ye ait.

Tohti, Pekin Milletler Üniversitesi’nde ikti­sat ve hukuk doçenti. Ne istiyor Doç.Dr. Tohti? Etnik gruplar arasında iletişim köprüsü olma­yı, çağdaş dönüşüme giden yolda toplumların eşit ve beraberce yürümeleri için katkı sağla­mayı… Pekâlâ, bunun neresi terör faaliyeti? Neden bunu sordum? Tohti, bu düşünceleri ne­deniyle 2014 yılında Urumçi’deki Çin Bölgesel Mahkemesince yargılandı ve bölücülükle suç­lanarak müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Tohti, Çin’deki toplumsal sorunların derin­liklerine iniyor. Uygurların dışlanmasının Çin anayasası ve Bölgesel Milli Özerklik Yasaları­nın askıya alınmasından kaynaklandığı üzerin­de duruyor.

Çin yönetimi, 1955 yılında “Uygur Özerk Bölgesi”ni kabul etmiş ve bu durum anayasa­nın güvencesi altına alınmış. Çıkartılan özerk­lik yasasıyla Uygurların kendi kendini yönet­me hakkı sistemin bir parçası haline getirilmiş. Yasa kabul edilmiş olmasına rağmen pratikte tamamen rafa kaldırılmış durumda. Tohti, bö­lücülük yaparak!! bu yasanın tekrar yürürlüğe konmasını talep etmiş.

Nobel Barış Ödülü
İlham Tohti, kalemini bilimin ışığında kul­lanarak, diplomatik yollarla Uygurların ana­yasal haklarını savunan bir bilim insanı. Dev­letin asimilasyon politikalarıyla halkları zorla birleştirme politikalarının yanlışlığını vurgu­layarak, Uygurların karşılaştığı sorunları Çin toplumuna, Çin yönetimine anlatmaya çalıştı. Suçu bu…

Tohti, herhangi bir şiddet kullanan grup için­de yer almadı, Çin yönetimine karşı bir örgüt kurmadı. Tam aksine kendisini “etnik ve kül­türler arası iletişim köprüsü” olarak gördüğü­nü sürekli vurguladı.

Çin, yaşadığı toprakları Çin’in bir parçası gö­ren ve amacı yalnızca anayasanın uygulanma­sını isteyen Tohti’yi dikkate alsa bugün çok da­ha güçlü bir iç yapıyla ABD’ye daha güçlü bir meydan okuma yapabilirdi.

İlham Tohti’ye birçok ülke ve kuruluş tara­fından uluslararası barış, özgürlük ve insan hakları ödülleri verildi. Sıra bu hürriyet ve ba­rış insanını “Nobel Barış Ödülü”ne aday gös­termeye geldi.

Adaylık için https://www.nobelpeaceprize. org/nobel-peace-prize/nomination/nominati­on-form bu linkteki formu doldurmanız yeterli.

Kazanan hürriyet ve barış olsun…

https://www.dunya.com/kose-yazisi/cinin-mandelasi/808740

Ziyaret -> Toplam : 257,56 M - Bugn : 146370

ulkucudunya@ulkucudunya.com