« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

16 Eyl

2018

Gelecek nesiller bugünün dindarlarını nasıl görecek

Mehmet Ocaktan 01 Ocak 1970

Bütün insanlık tarihini dikkatli bir gözle incelediğimizde dinin insanların hayatında çok önemli bir yeri olduğunu görürüz. İnsanoğlunun hayat yolculuğunda farklı inanış biçimleri, farklı hayat tarzları, farklı kimlikler ortaya çıkmış ama özünde bir din olgusu hep var olmuştur. Kuşkusuz insanlar sadece maddi görüntüleri olarak değil, bilgi, kültür ve duygusal özellikleri itibariyle de farklı yaratılıştadırlar.

Zaman zaman insanlar kadim dinlerin dışında başka inanış biçimlerini, hatta sapkın inançları da tercih etmişlerdir. Ama bütün bunlar insanların kendi özgür iradeleriyle tercih ettiği yollardır. Zaten Allah da doğruyu ve yanlışı tercih etmeyi insanın iradesine bırakmıştır. Eğer murat etseydi bütün insanları tek bir din üzere yaratabilirdi. Nitekim Yunus suresindeki 7. Ayet bu konuda zihinlerimizi aydınlatmaktadır: “Eğer Rabbin dileseydi yeryüzündeki insanların hepsi iman ederdi. Yoksa sen inanmaları için insanlara zor mu kullanacaksın?”

Bu ayet açık bir özgürlük manifestosu niteliğindedir. İnsanın din gibi hayati bir tercih konusunda böylesine özgür bırakılması, Tanrının insanın özgür iradesine verdiği önemi göstermesi açısından son derece önemlidir.

***

İslam’ın nasıl bir rahmet dini olduğunun anlaşılması açısından Yunus suresindeki şu ayetin meali de önemli hikmetler içermektedir: “Her biriniz için ayrı şeriat, yol ve yöntem verdik. Şayet Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdikleriyle sizi denemek istedi. Öyleyse hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır.” Anlıyoruz ki insanların hayat tarzlarındaki farklılıklar, farklı hukuki ve toplumsal yapılar ilahi hikmetin kapsamı dahilindedir.

Zaten Hz. Peygamberin Medine’de farklı din mensuplarıyla yaptığı “Medine sözleşmesi”nin içeriği de İslam’ın dini özgürlükleri ve çoğulculuğu esas aldığını gösteren önemli bir vesika niteliği taşımaktadır.

Hal böyleyken, günümüz İslam dünyasında bazı kesimlerin kimliklerini, aidiyetlerini adeta bir öfke dili üzerinden tanımlayarak kendi dışındakileri ötekileştirmeleri, dinin barış ve hoşgörü ruhuyla örtüşmediği muhakkak. Oysa biliyoruz ki Kur’an ve Hz. Peygamber dindarlığı kişinin rabbiyle, kendisiyle ve çevresiyle barış içinde yaşamak olarak tanımlamaktadır.

Maalesef Müslümanlar, günümüz İslam toplumlarındaki adaletsizlikleri, insan hakları ihlallerini, kadın ve çocuk hakları konusundaki yetersizlikleri, liyakati önemsemeyen, hakka-hukuka riayet etmeyen yönetim anlayışlarını sorgulamak yerine, kendi dışındaki dünyayı suçlayarak rahatlama yolunu seçmişlerdir.

Ne yazık ki Müslümanların kendi sorunlarıyla yüzleşmekten kaçarak muhayyel düşmanlar yaratmaları, özellikle gelecek nesiller adına endişe verici bir tablo oluşturmaktadır.

Bir an için günümüz İslam dünyasının perişan halini veri olarak alıp, gelecek nesillerin günümüz Müslümanlarını nasıl değerlendireceğini tahayyül edelim.

Herhalde şöyle diyeceklerdir: Geçmişteki Müslümanlar nasıl bir dine inanıyorlardı ki, yaşadıkları toplumlarda İslam’ın temel ilkelerinden birisi olan adaleti tesis edememişler, insanın varoluşunun temelini oluşturan özgürlüğü önemsememişler, insanların hakkını-hukukunu koruyacak bir yargı sistemi kuramamışlar, liyakati esas alıp emaneti ehline teslim etmemişmişler, merhamet ve hakkaniyete dayalı bir sistem oluşturamamışlar.

***

Açıkça itiraf etmek gerekiyor ki, gelecek nesillere böylesine karanlık bir fotoğraf bırakıyoruz. Sadece gelecek değil elbette, gümümüzün genç nesilleri de bu yüzü oldukça kirlenmiş fotoğraf karşısında derin bir tereddüt içerisindedirler. Unutmayalım, son dönemde yaşanan deizm tartışmalarının temelinde de bu negatif görüntü yatmaktadır. Muhtemelen zihni anlamda tereddütler yaşayan genç nesiller şöyle düşünüyorlardır; ya bu Müslümanların yaşadığı dinde bir nakısa var (haşa, İslam’da nakısa olamaz), ya da Müslümanlar Allah’ın dinine gerçekten inanmıyorlar...

Halim Kaya

22 Haz 2026

Ülkücü camianın kitap okuyanları Alparslan Türkeş, Dündar Taşer, Galip Erdem, Erol Güngör, Necmettin Hacıeminoğlu, Nihal Atsız gibi milliyetçi düşünürler hakkında hemen hemen her yazılanı okuduğu gibi bende sözkonusu isimler hakkında yazılan her yazı veya kitaba sahip olup okumayı bir alışkanlık haline getirdim.

İdris Savaş

22 Haz 2026

M. Metin KAPLAN

15 Haz 2026

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

15 Haz 2026

Kemal Girgin

08 Haz 2026

Yusuf Yılmaz ARAÇ

26 May 2026

Nurullah KAPLAN

17 Kas 2025

Efendi BARUTCU

25 Haz 2025

Hüdai KUŞ

22 Tem 2024

Orkun Özeller

03 Haz 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Ziyaret -> Toplam : 304,82 M - Bugn : 229905

ulkucudunya@ulkucudunya.com