« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

25 Tem

2016

OSMAN BEY, Büyük (1816-1885)

Hasan Aksoy 01 Ocak 1970

Daha çok peşrevleriyle tanınan bestekâr.

İstanbul Tophane’de doğdu. Tanbûrî Zeki Mehmed Ağa’nın oğlu, Tanbûrî Nûman Ağa’nın torunudur. Kendisi gibi tambur üstadı olan Osman Bey’den (ö. 1900) ayırt edilmesi için “Büyük” lakabıyla anılmıştır. Sekiz yaşlarında babasının aracılığı ile Enderun’a kabul edildi. Kısa bir süre sonra hânende mülâzımlığına, 2 Haziran 1827’de arkadaşlarından Büyük Rifat Bey ve Hâşim Bey’le birlikte çavuş ağalar zümresine yükseltildi. Kaynaklarda, sesinin hânendeliğe uygun olmamasına rağmen bu yükselmesinde babasının etkili olduğu belirtilmektedir. Enderun’daki eğitimi sırasında mûsikide kısa zamanda mesafe katederek bilhassa tamburda akranlarının önüne geçti. Bir tambur üstadı olan, ancak ders vermeyi sevmeyen babası Zeki Mehmed Ağa’nın yanında tambura başladıysa da pek istifade edemedi. Babasının vefatından (1845) sonra kendini tamamen tambura vererek bu sazda ileri bir seviyeye ulaştı. Sultan Abdülmecid’in son zamanlarında başsâzende oldu. Sultan Abdülaziz döneminde de sürdürdüğü bu vazifesi dolayısıyla devlet nişanına lâyık görüldü. Sarayda yapılan ince saz fasıllarına tamburu ile katıldı. Bu yıllarda Mevleviyye tarikatına intisap eden Osman Bey, mevlevîhânelerin ve özellikle Galata Mevlevîhânesi’ndeki sohbet ve âyinlerin müdavimi oldu. İstanbul’da vefat etti ve Beşiktaş’ta Yahyâ Efendi Dergâhı hazîresine defnedildi. Hoşsohbet, zarif, güler yüzlü, nüktedan, her mecliste aranan ve sevilen bir kişi olan Osman Bey çok sayıda öğrenci yetiştirmiştir. Bunlar arasında Şeyh Mehmed Celâleddin Dede en tanınmışlarıdır.

Tamburu alışılmışın dışında farklı bir usulde çalarak bu sahadaki kabiliyetini ortaya koyan Osman Bey şarkılarının yanında daha çok saz eserleriyle tanınmıştır. Osman Bey genellikle zor ve karışık bir üslûpla bestelenerek hânelerinde çeşitli usullere yer verilmiş olan peşrevlerin daha derli toplu bir hale gelmesini sağlamış, bunlara yeni, sade ve güzel nağmeler kazandırmıştır. Peşrevlerinin çoğu devr-i kebîr usulündedir. Kaynaklarda eski peşrevlerin hemen hemen tamamını tenkit ettiği, bunların içinde sadece Gazi Giray’ın hüzzam peşrevini beğendiği ve bunun bir benzerinin yapılamayacağını söylediği kaydedilir.

Osman Bey’in bugün on altı makamdan peşrev, on makamdan saz semâisi ve dokuz makamdan şarkısı elde mevcuttur (bunların listeleri için bk. Aksüt, s. 174; Öztuna, BTMA, II, 168). Mâye makamında ve devr-i hindî usulündeki peşrevinin bu makamdaki peşrevlerin önünde geldiği bildirilmektedir. Hüzzam peşrevini, Galata Mevlevîhânesi şeyhi Atâullah Efendi’nin hüzzam âyini için bir devr-i kebîr peşrev bestelemesi talebini Gazi Giray’ın hüzzam peşrevi varken bunu yapmanın doğru olmayacağını söyleyerek reddetmesine rağmen ısrar üzerine bestelemiştir. Hüzzam peşreviyle Radeglia Efendi tarafından çok seslendirilen nihavend peşrevi, “Bin cân ile sevdim seni” mısraıyla başlayan rast ve “Gonca-i nev-hîz-veş açılmak istersen eğer” mısraıyla başlayan nühüft şarkıları en tanınmış eserleridir.

Kemal Girgin

27 Nis 2026

Türk tarihi, yalnızca zaferlerin, devletlerin, savaşların ve büyük hükümdarların tarihi değildir. Türk tarihi aynı zamanda kuşatmalardan çıkışın, felaketlerden dirilişin, esareti reddedişin ve her defasında yeniden yol buluşun, çıkışın tarihidir.

İdris Savaş

27 Nis 2026

Halim Kaya

16 Nis 2026

M. Metin KAPLAN

29 Mar 2026

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

29 Mar 2026

Yusuf Yılmaz ARAÇ

02 Mar 2026

Nurullah KAPLAN

17 Kas 2025

Efendi BARUTCU

25 Haz 2025

Hüdai KUŞ

22 Tem 2024

Orkun Özeller

03 Haz 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Ziyaret -> Toplam : 287,40 M - Bugn : 115994

ulkucudunya@ulkucudunya.com