« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

ERMENİ DÖLÜ!

10 Eyl 2008

SONRAKİ YAZI

RENKLİ DEVRİMLERİN DÖNÜM NOKTASI: GÜRCİSTAN

20 Ağu 2008

Nurullah KAPLAN

04 Eyl

2008

ERBAKAN HOCA

04 Eylül 2008

Siyasi hayatımızın son kırk yılının renkli siyasetçileri arasında ilk akla gelen isimlerden birisidir Necmettin Erbakan. Kendisine bağlananların bir başöğretmen sıfatıyla, muhaliflerinin ise takke-tespih-takunya ile karikatürize etmeye çalıştıkları bir imajın, topyekun ifadesi olarak, siyasetin "hoca"sıdır O.

Kendine has üslubu, bazen hicvi, bazen mübalağayı öne çıkarsa da, bir siyasi liderin ciddiyetini fena şekilde hırpalayan espritüel konuşmaları siyasi kişiliğinin tefriki gayri kabil unsuru olarak hatırlanmaktadır. Siyaset jargonunun unutulmaz replikleri arasında Hoca'nın imzasını taşıyan bol miktarda vecize(!) ile karşılaşmak mümkündür.

Ağır ceza reisi olan babasının görevi sebebiyle Türkiye'nin değişik illerinde geçen çocukluk ve gençlik dönemleri okul birincilikleri ile dolu olan Erbakan'ın zeki birisi olduğunu anlamak için hızla hareket eden gözlerine bir an bakmak yeterlidir. İTÜ'den mezun olduktan sonra Almanya'da doktorasını yapan Hoca'nın ağır sanayi tutkusu hem mesleğinden hem de Almanya'nın sanayi bölgelerinde yaptığı çalışmalardan neşet etmiş olmalı. Almanya'da bulunduğu süre içerisinde doktorası ile dikkat çeken ve bu sayede Leopar tankları projesinde çalışma fırsatı bulan Erbakan, Türkiye'ye döndüğünde ülkemizdeki ilk motor fabrikası olan Gümüş Motor Fabrikası'nın kuruluşuna öncülük ederek üniversiteden sanayiye, oradan da odalar birliğine geçmiş… Odalar birliği ise kendisine iki yolun kapılarını açmış: Evlilik ve milletvekilliği.

1969 Seçimlerinde Konya'dan bağımsız milletvekili olarak siyasete atılan Necmettin Erbakan, Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi, Fazilet Partisi ve Saadet Partisi gibi birbirinin devamı mahiyetindeki partilerin adeta sahibi olarak genel başkanı veya lideri payesiyle Türk siyasetinin demirbaşlarındandır… 82 yaşında ve siyasi yasaklı olmasına rağmen; artık tek başına kendisine yetemeyen bedeniyle; değişen zamane şartları ve ihanetin mağlubiyetiyle yıpranmış ruhiyle yine de siyasetin içinde olmaya harcıyor bütün enerjisini.

Değişen dünya düzenini görmezden geldiği, D-8 projesi ile ayaklarına dolaştığı küreselcilerin Türkiye'yi yeniden dizayn ettikleri bir dönemde maruz kaldığı 28 Şubat süreci ile siyasetten tasfiye edilen Hoca, ellerinden tutup belediye başkanı, milletvekili, bakan yaptığı kişilerin ihanetine rağmen.. yüzde ikilere düşen oy oranına rağmen pes etmedi. Kendisinin kurup, örgütlediği bir siyasi hareketi, yetiştirdiği kadroyu her şart altında sahiplenip, varlığını devam ettirmeye çalışması mücadele-azim-karalılık ve inancının tabii neticesi olmalı.

Hoca, partisi kapatılarak, siyasi hakları elinden alınmakla kalmayıp, partiye yapılan hazine yardımını sahte belgelerle harcanmış gibi gösterdiği gerekçesiyle açılan davadan mahkum edilerek cezaevine konmuştu. Aslına bakılırsa, Refah Partisi'nde olanlar diğer bütün partilerde yapılanlardan farklı değildi. Partilerin, şaibeli para ilişkilerinden uzak, varlığını devam ettirebilmesi amacıyla yapılan hazine yardımı genel merkezler tarafından kullanılır; taşra teşkilatlarında yapılan harcamalar partililerce karşılanmasına rağmen, kayıt üzerinde genel merkezce finanse edilmiş gibi görünür. Türkiye'nin kayıt dışı çalışan ekonomi ve maliyesinin siyasete yansımasından başka bir şey değildir bu. Önce harcamalar yapılır, sonra da bu harcamalar belge temin edilmek suretiyle kayıt düzenine uydurulur. Bu belgeler genel merkeze bildirilerek partinin bütçesi oluşturulur.

Her partide cari olan, olağan işleyişin kanuna aykırılığı gerekçe gösterilerek ceza verilen Erbakan'ın sağlık sebepleri ile ertelenen hapis cezası, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da değişiklik yapılması ile 'ev hapsi'ne dönüşmüştü. Çekmekte olduğu ev hapsinin dolmasına dokuz ay varken Cumhurbaşkanı tarafından cezası affedilen Erbakan, yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı'na teşekkür etmekle kalmayıp, Gül ve arkadaşlarının talebeleri ve kardeşleri olduğunu beyan etmiş.

Aldığı cezanın zorlama şartların sonucu olması, hem de yaş ve sağlık durumu böylesi bir affı mazur kılıyor. Cumhurbaşkanı da doğru olanı yaptı. Ancak, Gül ve arkadaşlarının partisinden ayrılıp, yeni parti kurma aşamasında Erbakan'ın onlara yönelttiği ithamlar; son seçimlerden önce TV ekranlarından şekilli-şemalı pover-point sunumlarını lazer göstergeli çubukla işaretleyerek anlattığı ihanet planlarında küresel sermayenin hizmetkârları, ırkçı emperyalistlerin ve Siyonistlerin işbirlikçileri, Bizans çocukları olarak yaftaladığı Tayyip-Gül ekibinden gelen bu ihsanı kabullenmesi "Hoca"nın karizmasını fena çizdi. "Bizans çocukları" ile kardeş olduklarını anlaması için cezasının affı yeterli oldu.(!)

Bir dâvanın, bir hareketin, bir camianın liderliğini yapan insanlar kendi şahıslarını alâkadar eden mevzuları ve hatta tamamen şahsi meselelerini dahi, taşıdıkları sıfat ile murakabe etmeliler… Ki, liderlikleri zedelenmesin. Mücahid Erbakan'ın dokuz ay daha evinde ikâmet etmeyi tercih edip, en azından camiasında Gül-Tayyip ekibini Bizans çocukları olarak takdim eden Hocalarına inanan mensuplarına hayal kırıklığı yaşatmamalıydı.

Hoca'nın ahvali bir lider için zafiyet olduğu kadar insanların yaşlanmalarına karşın dünyaya bağlılıklarının arttığını göstermesi açısından ilginç bir örnek. Mücahid Erbakan gibi, Hüseyin Üzmez gibi dinî kimlikleri ön plana çıkan kişiler de bile dünyanın ağırlığı ayan beyan kendini gösteriyor. İnsanlar ne kadar yaşlanıp, takatten düşseler de servet-şehvet-şöhret arzuları azalmıyor… Dünyevi istekler, insan nefsinin azgınlıkları son nefese kadar peşini bırakmıyor. Bu da, beşerin fıtri gerçeği!

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

09 Eyl 2019

Türk Tarihçiliği ve Türk Milliyetçileri iki büyük değerini 19 Ağustos ve 29 Ağustos’da arka arkaya kaybetti. Değerli tarihçi, kültür adamı, hizmet adamı, devlet adamı, TC.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

03 Eyl 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 54,25 M - Bugün : 7946