« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

YEZİD

27 Eki 2015

SONRAKİ YAZI

NEREDE BU DEVLET!..

15 Eyl 2014

Nurullah KAPLAN

08 Nis

2015

TÜRKEŞ’SİZ TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ

08 Nisan 2015

70’li yıllarda sol fraksiyonların hepsinin ortaklaşa kullandığı bir slogan vardı: “MHP, ÜGD kapatılsın, faşist Türkeş tutuklansın” Bütün yürüyüşlerinde mutlaka bu slogan atılır, duvar yazılarında yer alırdı. İlham ve direktif aldıkları Bizim Radyo, Moskova’nın Sesi Radyosu, Budapeşte Radyosu, Sofya’nın Sesi Radyosu da bu sloganı sık sık tekrarlardı.

Türkiye’de devrim rüyaları gören bu örgütlere göre öncelikle sivil direniş kırılacak, sonra da devlet güçlerine karşı başlatılacak savaşla devlet kurumları ele geçirilip, devrim tamamlanacaktı. Kolayca aşacaklarına inandıkları ilk merhalede duvara tosladılar. Devrim mücadelesinin birinci adımında tökezlemeyi, bilimsel(!) olarak izah etmeliydiler…

Ettiler de: Karşılarındaki gücü örgütleyen Amerikaydı; MHP ve ÜGD Amerika kontrolündeydi, Türkeş ise CIA ajanıydı. İzah gayet bilimseldi: ABD müttefik ülkelerin subaylarını eğitim, seminer, toplantı gibi sebeplerle Amerika’ya getirir ve özel olarak seçtiklerini burada eğiterek, daha sonra darbeler için kullanırdı. Türkeş de ABD’de eğitilmiş ve 1960 darbesinde yer almış bir CIA ajanıydı. Hâlihazırda vatanseverliğe soyunmuş Doğu Perinçek, yakın zamana kadar bu sakızı en çok çiğneyenlerden birisiydi.

Sadece sol değil, siyasal İslâmcılar da bu iddiaları dillerinden düşürmediler. Militanından milletvekiline, gazetecisinden profesörüne dillerine pelesenk etmeyen kalmadı. Nazist Goebbels’in “tekrar, propagandanın temelidir” ilkesi bir kez daha ispatlanmış oldu. Öyle ki, bu propagandanın tesirinde, zihni istifhamlarla bulanmış milliyetçi sayısı da az değildir!

Soğuk savaş döneminde, NATO üyesi ülkelerin tamamında kurulmuş olan gladıo türü yapıların, ırkçı / milliyetçi siyasal teşekküllere sızdıkları bilinen bir gerçekti. Amerika, NATO üyeleri üzerindeki kontrolünü devam ettirebilmek için yaptığı operasyonların pek çoğunda içlerine sızdıkları bu ırkçı / milliyetçi organizasyonları kullanmıştı.

Peki, Türkiye’nin diğer NATO ülkelerinden bir farkı var mıydı? Türkiye’de milliyetçi kuruluşların tamamına yakını üzerinde kuvvetli tesiri olan Türkeş.. ABD’de iki yıla yakın NATO grubu içinde görev yapan Türkeş.. ihtilâlin kudretli albayı Türkeş gladıo iltisakından vareste miydi?

Evet, öyleydi! Ve öyle olduğunu bizzat Amerikalılar söylüyordu. 12 Eylül darbesini Carter’a “bizim çocuklar başardı” diyerek haber veren danışmanı, eski CIA şefi Paul Henze’in, Türkiye’de MHP dışındaki bütün partilerle ilişkilerinin iyi olduğunu belirten, gün yüzüne çıkmış raporlarına bakılırsa Türkeş CIA’nın canını oldukça sıkmıştı.

Dönemin Cumhuriyet gazetesi muhabiri Ufuk Güldemir, ABD büyükelçisi James Spain’e “dünyada demokrasiyi yaymaya çalıştığınızı söylüyorsunuz ama Türkiye’de askeri darbeyi destekliyorsunuz, çelişki değil mi?” diye sorunca, “ darbeyi desteklemeyip, Türkeş’in iktidara gelmesine seyirci mi kalsaydık” diyerek cevapladığını yazmıştı.

ABD, Truman Doktrini istikametinde yerleştiği ülkelerde sadece sivil-askeri bürokrasiyi, iktidarı değil, muhalif partileri de kontrol etmeyi hâkimiyetinin garantisi olarak görüyordu. Türkiye’de milliyetçi alan Türkeş’in kontrolündeydi ve 12 Eylül darbesiyle tasfiye edilip, milliyetçi alanın kontrol altına alınması için CIA’nın el altında hazır tuttuğu planları uygulamaya kondu.
Avrupa’daki Ülkücü teşkilatlar, cezaevleri ve tutuklanmamış Ülkücü kadrolara yönelik üç koldan yürüyen “Türkeş’siz Türk Milliyetçiliği” projesi, küçümsenmeyecek ölçüde mesafe katedebilmişti. Ferruh Sezgin’in tabiriyle “kızgın soba” teorisi üzerine bina edilen proje, ikbâl vaadiyle Türkeş’in çevresini boşaltıp, yalnızlaştırmak üzere pek çok hamle yaptı. Bu minvâlde, şekere üşüşen sinekler gibi ikbâle, menfaate koşanlar oldu; “yeni sağ”, “çağdaş milliyetçilik” piyasaya sürüldü.

Dil İstihbarat Okulu’ndaki MHP’lilerden kopmalar, Avrupa’daki teşkilatlarda bölünmeler, ANAP ve MDP’ye kaymalar olsa da, Türkeş’in işaretiyle kurulan parti, vakıf, dernek, dergi, gazete çalışmaları Türkeş’siz Türk Milliyetçiliği projesini akim bıraktı… En azından o dönemde…

Türkeş’in ebedi âleme göçüşünün üzerinden 18 yıl geçti. Koskoca 18 yıl… Bu süre zarfında Ülkücüler, milliyetçiler başbuğları, liderleri, kurucu genel başkanları için neler yaptılar, ya da ne yaptılar? Her yıl 4 Nisan’da tekrarlanan ve artık ritüele dönüşen mezar başı anması ile camilerde okutulan mevlidlerden gayri…

İrtihalinin ardından gazetelerde yazılanlar yazılar, Ülkü Ocakları’nın resim albümüne benzer özel sayısı, Arslan Tekin’in kitabı bir yana bırakılırsa yapılmış ne var ki? Halbuki, kalabalık bir sülale büyüğünün, varlıklı bir iş adamının, popüler bir sanatçının ardından bile vakıflar, müzeler, enstitüler kurulmakta… Deli raporu olan, mehdilik iddiasındaki İskender Evrenesoğlu’nun vakfı radyo-dergi-televizyon sahibi; Aziz Nesin vakfı matematik köyü kurmuş, 40-50 civarında çocuk barındırıyor…

Bir dâvânın bânisi, bir hareketin kurucusu olarak Türkeş’in ardından sevenleri, bağlıları olarak bizlerin; milliyetçilik alanını her şeyiyle ve tek başına sahiplenmiş MHP ve genel başkanı bilge lideri Doktor Devlet Bahçeli’nin yapabileceği şeyler yok mudur? Mevlid okutmak ve senede bir anma konuşması yapmakla iktifa etmek nedendir? Becerebildiğimiz bu kadar mıdır.. çapımız bu mudur? Yoksa sevgimiz, bağlılığımız sahtekârlıktan ibaret midir?

%3,7 oy aldığımız, meclis dışında olduğumuz o günlerin imkânsızlıklarında başlatılan Türk Dünyası Kurultayı’na ne oldu? Baharlarla başlayıp, güze kadar devam eden Erciyes’deki, Kocayayla’daki, Erdemli’deki coşkulu şenliklere ne oldu? Sazak’daki şehitler günü ne alemde? Gençlik kurultayları, özel ekip seminerleri ne halde? 9 Işık ergenlik avuntusu muydu, yoksa miadını mı doldurdu? Çağlar üzerinden sıçramaya, çağın sırtına Türk-İslâm mührünü yeniden vurmaya dair bir nişane var mı hafızamızda?

Gelecek nesilleri bırakıp, sadece seçimleri düşünenler; alınacak oy, çıkarılacak vekil sayısıyla hesap yapanlar; Ülkücülüğü, milliyetçiliği particiliğe hapsedenler; Türkeş’in fikrine, hedefine, dâvâsına yüz çevirenler Türkeş’siz Türk Milliyetçiliği için daha ne yapmalı?

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

09 Eyl 2019

Türk Tarihçiliği ve Türk Milliyetçileri iki büyük değerini 19 Ağustos ve 29 Ağustos’da arka arkaya kaybetti. Değerli tarihçi, kültür adamı, hizmet adamı, devlet adamı, TC.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

03 Eyl 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 54,35 M - Bugün : 3357