« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

POLİTİKA! AH POLİTİKA!

21 Tem 2010

SONRAKİ YAZI

HALUK KIRCILAR YA DA HAYRİ YILMAZLAR…

09 Haz 2010

Nurullah KAPLAN

30 Haz

2010

VATAN SAĞOLSUN!...

30 Haziran 2010

Uzun yıllardır yaşanılan terör belasının otomatiğe bağlanmış tekrarı gibidir bahar ile başlayan kanlı baskınlar… Terör örgütünün tepe kadrolarında örgütün varlığı kadar eski, dolayısıyla kan dökmede, pusu kurmada otuz yıllık "tecrübeye" sahip katiller var. Ve bu katiller konjonktürel desteklerden aldıkları güçle daha fazla kan dökmek, daha fazla can almak niyetiyle "tecrübelerini" son noktasına kadar kullanabilmek için ellerinden geleni ardlarına koymuyorlar.

Mayıs ayında başlayan saldırıların ardından peş peşe gelen şehit cenazeleri sonrasında, defalarca şahit olduğumuz o acı dolu manzaralar.. ağıtlar, feryatlar, gözyaşları tekrar tekrar yaşandı… Gözyaşlarına gark olmuş analar, ab-ı çeşme gem vurmuş babalar bütün kahpeliklere, bütün ihanetlere ve dâhi bütün acziyetlere üç kelimeyle cevap veriyorlardı: Vatan sağolsun!

Yıllardır bitirilemeyen bir terör… Terörle mücadelenin gereklerine sırtını dönmüş bir devlet… Terörü bitireceğini vehmederek, yaptıklarıyla bölücülüğü azdıran bir hükümet… Hiçbir ümit vaat etmeyen bir muhalefet… Bütün bunlar azmış gibi bir de, Amerika'ya, İsrail'e, kak Barzani'ye, dansöz Talabani'ye bel bağlanan devlet destekli "anaların gözyaşlarını" dindirme projesi… Eh, bütün bunları görüp de "ört ki ölem"den gayri ne söylenebilir ki?! Ama hayır! Bu toprakların, bu milletin insanları bütün bunlara rağmen yine de "vatan sağolsun" diyor!...

Bütün dünyayı çekip çeviren değişim heyulası bizim insanımızı da kültürüyle, değerleriyle, inançlarıyla beraber yıkıp geçti; değişmeyen hiçbir şeyimiz kalmadı gibi… Eskiden çocuklarını öğretmene "eti senin kemiği benim" diye teslim eden ana - babaların yerinde şimdi yeller esiyor. Çocuğunun kulağını çeken, onu azarlayan öğretmene haddini bildirmek, okulu dar etmek ebeveynlerin birinci vazifesi olmuş!

Ustaların yanına çırak vermek; küçüklükten çalışmanın, disiplinin, mesuliyetin nasıl bir şey olduğuna dair ilk tecrübelerin yolunu açan tatil meşgaleleri yok artık. Ahîlikten gelen o derin tecrübeyle sanatı, usul ve erkânı, helâl kazancı, alın terini, temiz kursağı, topyekûn hayatı öğreten usta-çırak eğitimini çocukları için münasip gören ana babalar eski zamanların insanlarıymış.

Kocasına kurban olsun diye ellerine kına yakılan gelinler de yok… Şimdi kınanın yerini makyaj setleri aldı; ocağı tüttüren kadınların yerini ise ilk tartışmada evini - evdeşini terk eden bayanlar… Artık ne eski âşıklar, ne de eski aşk hikâyeleri var! Ne ailenin kutsiyeti, ne de aşkın cazibesi!

Bizi biz yapan değerlerimiz… kültürümüz… medeniyetimiz… hepsini ama hepsini hayatımızdan kovduk. Evimizde, işimizde yaşanan, sokaklarda akıp giden hayat içerisinde, o çok övündüğümüz milli kültürümüzden ne kaldı ki? Hiç desek, abartmış mı oluruz acaba?

Sevgiye, saygıya, birlikte yaşamaya, paylaşmaya, fedakârlığa dair nice değerimiz varsa, hepsinden vazgeçtik.. her biri değişti. Bütün bunlara rağmen, öğretmeninin azarına tahammül edemediği, çıraklığına yanaşmadığı, davul zurnalarla gönderdiği asker ocağından, tabutla gelen evladının naaşı başında "vatan sağolsun" diyen ana-babalar ihtar ediyor ki, değişim heyulasının bile değiştiremediği bir vatan sevdamız hâlâ var. Bu milletin bütün medeniyet buhranına, kültür erozyonuna, kimlik bunalımına, şahsiyet zaafına rağmen sağ ve salim bir şekilde derinlerde yaşattığı, hiç ardı gelmeyen değişim saldırılarına kaptırmadığı vatan dâvası hâlâ yaşıyor.

Milletin belki de idrakiyle farkına varamadığı, irfanıyla yaşattığı, "vatan sağolsun" cümlesiyle ifade ettiği bu vatan sevdasının bütün değişimlere direnerek mevcudiyetini sürdürmesi nasıl izah edilir bilmiyorum! Bu toprakları bin küsur yıldır kanlarıyla sulayarak vatan yapmanın genlere sirayeti midir? Coğrafyayı vatana dönüştüren sayısız kahramanlıkların ruhlara sinmesi midir? Allah-u alem!

Yüz yıl önce yıkılışa koşar adım giden ahvalimizden daha hallice olduğumuza inanmak pek zor. Kürtçülük belasından savaşsız kurtulabileceğimize dair en küçük bir ümit ışığı yok. Yine de bu topraklarda ay-yıldızlı albayrak dalgalanacaksa her daim, bu ancak "vatan sağolsun" diyen ana-babaların ve şehit evlatlarının yüzü suyu hürmetine olacaktır.

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

08 Ağu 2019

12 Mart 1971 Askeri muhtırası ile bütün üniversite ve yüksek okullardaki Ülkü Ocakları, Hür-Genç, Dev-Genç ve benzeri kuruluşlar kapatılarak faaliyetlerine son verildi.

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Yusuf Yılmaz ARAÇ

17 Haz 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 53,12 M - Bugün : 6730