« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

Yayına hazırlanan "1980 Öncesi Ülkü Ocakları Başkanları Başbuğ Türkeş'i Anlatıyor" isimli kitabımız için kapak resmi olarak okuyucular yukarıdaki resmi seçmiş bulunuyor; teşekkür ederiz...

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

DEVLET OLMAK!

01 Tem 2009

SONRAKİ YAZI

GÜZEL ŞEYLER OLACAKMIŞ…

20 May 2009

Nurullah KAPLAN

10 Haz

2009

EY KAHPE RÜZGÂR…

10 Haziran 2009

Bu coğrafyada var olmayı "örsle-çekiç arasında yaşamak" şeklinde tarif edenler yerden göğe haklılar! Bilhassa, Anadolu'nun Ortadoğu ile kesiştiği, Mezopotamya addedilen Küçük Asya'nın bu büyük parçası tarih boyunca çatışmaların, savaşların eksik olmadığı bir bölge… Hem dinlerin, hem de sapkınlıkların beşiği… Bazen huzurun, çoğu zaman da fitnenin kalbi… Farklı medeniyet ve kültürlerin; farklı din ve mezheplerin; farklı millet ve kavimlerin kâh buluşup kaynaştığı, kâh karşılaşıp kapıştığı bir coğrafya.

Vel hâsılı kelam belalı bir yer burası; lâkin petrolün sanayiye nüfuz ettiği son yüz yıldır belalar, musibetler katmer katmer… pkk, 28 Şubat, iktidar değişiklikleri ve ergenekon operasyonları da enerji nakil hatlarındaki uluslararası çekişmelerden payımıza düşenler… Son günlerde petrol ve doğal gazın nakli için devreye sokulan alternatif projeler bölgede yeni hareketlenmeleri tetikledi…

Bu hareketlilikten fazlasıyla ümitvar olan Cumhurbaşkanı ve Başbakan yeni açılımlar ve güzel şeyler beklentisi içinde pek çok sorunun çözüleceğine inanmış görünüyorlar. Kamuoyu oluşturmak hususunda fazlasıyla imkân sahibi olduklarından, kendi inançlarını halka mal etmeye çalışıyorlar… Matbuatın liberal kalemşorları ile cemaatin muteber yazarları sırtlarını birbirlerine dayamış, olacak güzel şeyler için kamuoyunu hazırlamakla meşguller.

Bu liboşlar, cemaatin yeni çehresini temsil eden muteber yazarlar, hükümet ve hatta devlet erkânı gibi etkili çevrelerin kahir ekseriyeti, güzel şeylerin olacağına dair müşterek bir kanaat etrafında birleşmişken, bütün bunların söylediklerine itibar etmeyip, itiraz etmek makûl müdür acaba? Birbirlerinden çokça farklı pozisyonlarda ikâmet eden bunca farklı görüş ve makam sahibi, inkârı mümkün olmayan bir hakikatin etrafında toplanmış olamazlar mı? Pek çok taraftarı olan, genel kabul görmüş değerlendirmelere itiraz etmek peşin bir muhalefetin, bedbin bir karakterin ya da paranoid bir kişiliğin neticesi midir?

Olup bitenlere biraz tarih şuuru, biraz terkip ve tahlil perspektifi, biraz özgüven ile bakınca yeni fırsatlar, yeni açılımlar diye takdim edilenlerin geçmişten beri süregelen oyunun yeni görüntülerinden başka bir şey olmadığı hemen fark edilmektedir. Kuzey Irak'ta kurdurulan kürt yönetimin petrol çıkarma işini bir Türk firmasına vermesi; buradan çıkan petrolün Türkiye üzerinden taşınacak olmasının Talabani-Barzani ikilisini Türkiye'ye yakınlaştıracağı ve böylece pkk'nın devre dışı kalacağı; desteklerini kaybeden pkk'nın devre dışı kalmasıyla dtp'nin barış ve demokrasi içerisinde bir çözüme katkı sağlayacağı; genel af, yer isimlerinin kürtçeye tebdili, kürtlerden özür dileme; devletin faşizan baskılar yerine demokratik tavırlar sergilemesi gibi ilk bakışta haklı, makul addedilecek görüşlerin hiç de göründüğü veçhile masum olmadığını söylemekten imtina eden pek çok milliyetçi fikirdaşımızla(!) karşılaşıyoruz.

Geçmişte aynı camia içinde yer aldığımız ancak, bugün kendilerine farklı istikametler çizmiş olanlar içinde halen milliyetçiliğe sahip çıkan ve yeni şartlar altında eski görüşlerini geliştirerek değiştiklerini iddia edenlerin sayısı ise her geçen gün artıyor. Değişimin zaruretini hükm-i İlahi yahut kanun-i tabii diyerek göklere çıkaran amma, dönekliğin, makyavelizmin yahut bukelemunluğun alçaklığını görmezlikten gelen dün fikir adamı bugün ise "devrin adamı" olanlar için üzülmeye değer mi bilmiyorum?

Lâkin, samimiyetine inanıp, sözüne-yazısına itibar ettiğimiz kişilerin de "günün şartları" adlı çarkların dişlileri arasında ziyan olduğunu görmek akla da, gönüle de pek gîrân geliyor.

Hakikât olduğuna iman derecesinde inandığımız temel kabullerimizin devri devranın hükmüyle ağır hasara uğrayışına seyirci kalmak; bu hasara fırsat vermemek hususunda ayakları yere çok daha sağlam basacak ve metin duracak aydınlarımızın iflasına şahit olmak kabul edilebilir bir şey değil… Şartlar ne kadar ağır olursa olsun!

"Felek her türlü esbab-ı cefasın toplasın gelsin. Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten." Diyordu şair… Bir imparatorluğun çöküşüne şahit olan Namık Kemal misüllü azim, sebat ve iman sahibi aydınlara hasretiz…

"Ey kahpe rüzgar nerden esersen es" deyip, feleğin bütün esbab-ı cefasına dudak bükecek; "Bugün yollanıyorken bir gurbete yeniden / Belki bir kişi bile gelmeyecektir bize. / Bir kemiğin ardında saatlerce yol giden/ İtler bile gülecek kimsesizliğimize" deyip, yalnızlığa omuz silkecek; "Ben Milletim uğruna adamışım kendimi. Bir doğrunun imanı bin eğriyi düzeltir. Zulüm azrail olsa, hep hakkı tutacağım. Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir" deyip, dâvâsına râm olacak "tam inanmış", "adamlara" muhtacız…

Özgüvenini kaybetmiş, imanı zafiyete uğramış, esen rüzgârlara göre istikamet tayin etmiş olanlar hangi etiketi taşıyıp, hangi sıfata sarınırsa sarınsınlar, geçmişte yaptıkları hayırlı hizmetleri varsa şayet "Allah razı olsun" diyerek el-alîm, el-hakîm, el-afuvv, el-adl … yüce Allah'a havale edelim. Allah'ım bizleri ve bilhassa "aydınlarımızı" imanında sabit ve metin olanlardan eylesin!

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

09 Ara 2019

Bu soruya ilk cevabı Prof. Dr. Muharrem Ergin’den aktaralım: Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin. İlk Türk tarihi. Taşlar üzerine yazılmış tarih.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 56,95 M - Bugün : 5928