« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

YA SEV, YE TERK ET!

12 Kas 2008

SONRAKİ YAZI

ADAM GİBİ ADAM…

15 Eki 2008

Nurullah KAPLAN

29 Eki

2008

MİLLİ GÖRÜŞ'ÜN İDEALİZME DÖNÜŞÜ

29 Ekim 2008

Recai Kutan'ın 1998 yılında Fazilet Partisi Kurucular Kurulu kararı ile başlayan genel başkanlık süreci Pazar günü yapılan Saadet Partisi 3.Kongresi ile son buldu. Recai Kutan Refah Partisi'nin kapatılması ile aldığı emaneti on yıl sonra devretti. Siyasi hayatta, özellikle genel başkanlık koltuklarında sıkça görülen brütüsvari ihanetlere, ardını dönüp yüz çevirmelere inat tam bir sadakat örneği göstererek kendisine güvenenleri mahcup etmedi.

Recai Kutan'ın bu sadakatinde iddiadan, hırstan uzak, normal siyasetçi portresinden oldukça faklı kişilik yapısı kadar vazifesini bir iman meselesi olarak görüp, kabullenmesinin de önemli bir payı olmalı. Herkesin ulaşabilmek için nice entrikaya, hesap-kitaba, izahı zor iç-dış destek arayışına başvurduğu bir makama, talep etmeksizin sahip olmuştu. Görev istenmez verilir tevazusuyla üstlendiği genel başkanlığı bırakırken, kongre salonunda "Ya Rabbi o da bizimle beraberdi! der misiniz?" diye şâhitlik ve helâllik istemesi siyaseti bir dâva cüz'ü olarak şahsiyetine dahil ettiğini göstermekte.

Türkiye'de siyasi hareketlerin uzun ömürlü olamaması, siyasi partilerin kolayca değişip, dönüşmesi umumiyetle askeri darbelerle açıklanır. Askeri darbelerin asıl etkisi siyasi kadroları budayarak yeni kadroların önünü açması, Türkiye'yi yeniden şekillendirmek isteyenlerin "uygun alan açmak" projesini gerçekleştirmeye matuftur. Böylece askeri müdahaleler ile açılan alanlarda yeni politikaları üstlenecek yeni politikacılar siyasi alana sürülmüş olurlar.

Erbakan, Milli Nizam partisi ile başladığı siyasi hayatında 12 Mart-Ecevit koalisyonu-12 Eylül Darbesi- 28 Şubat Süreci- RP ve FP'nin kapatılması-siyasi yasaklar ve nihayet 2001 yılında yaşanan bölünmeye rağmen Mili Görüş'ün kurucu ekibini, çekirdek kadrosunu yanında tutabilmiştir. Parti tabanının önemli bir kısmını teşkil eden cemaat ve tarikatlar ile yaşanan ayrılıklara, kırgınlıklara rağmen siyasi kadronun önemli bir kısmı birlikteliğini koruyabilmiştir. Şüphesiz ki bu, Erbakan'ın liderlik ve teşkilatçılık özelliğinden ziyade siyaseti bir iman meselesi olarak görmek ve göstermek ilkesinin neticesidir.

Siyaseti, uhrevi gayelere rapteden bir iktidar vasıtası olarak takdim eden Milli Görüş anlayışı %22 oyla partisini iktidara taşıdığında, belki liderliğin yaşlanmışlık psikolojisi, belki de dünyeviliğin gittikçe artan tesirinin tetiklediği iktidarı yaşamak arzusu ile otuz yıllık ilkelerini göz ardı eder oldu. Koalisyondan kurtulup tek başına iktidara kavuşma oltasının ucuna takılan "merkez partisi olma" yemini yuttuğunda, Erbakan'ın çekirdek ekibi, dışa açılım sağlayacak "yeni" isimlerle takviye edildi. Yönetim kadrosunda yer alan takviye amaçlı yeni isimler 2001 yılındaki kongrede yaşlanmış kadro ve eskimiş politikalara başkaldıran genç-yenilikçiler olarak asıl misyonları ile sahneye çıktılar. Fazilet Partisi'nin kapanması ile yenilikçiler kendi partilerini kurarak değişen dünya şartları doğrultusunda Türkiye'nin yönetilmesi rolünü üstlendiler.

2001 Yılındaki gelenekçi-yenilikçi, genç-yaşlı kavgası bölünme ile neticelense de, o günden bugüne devam ede gelen gençleşme istekleri Pazar günü yapılan kongre ile karara bağlanmış oldu. Milli görüş camiasının beklediği gençleşme istikametinde tercih edilen Numan Kurtuluş, tek aday olarak girdiği kongrede genel başkanlığı devraldı. Tek aday olduğuna göre, adaylığı bir istişare ve ittifakın sonucu olmalı. Mili Görüş'ün doğal lideri Erbakan kongre salonunda bir yanına Recai Kutan, öbür yanına Numan Kurtuluşu oturtarak eski çizginin kırılmadan devam ettiğini, tabanın isteklerini de göz ardı etmediklerini beyan etmiş oldu.

Erbakan ve ekibi tek başına iktidar yolunda merkez partisi olmaya yönelerek yaptığı tercihin kendisini yüzde iki-buçuklara mahkûm eden bir sonuç doğurduğunu görmüş olduğundan ya da; AKP'nin ikinci seçimden de oyunu artırarak çıkmasıyla kapladığı siyaset alanında SP'nin ancak klasik söylemine yer kaldığını görmüş olmalarından kaynaklanan mecburiyetle Batı karşıtı, ahlâka vurgu yapan, idealizmi öne çıkaran görüşlerine geri döndüler.

Numan Kurtuluş'un konuşması idealizm yüklüydü… Ekonomik krizin kapitalizm tartışmasına dönüştüğü bir zamanda, kapitalizme ya da kapitalizmin reel dayatmalarına idealizm ile cevap vermek ve bunu bir siyasi partinin, bir siyasi hareketin politikalarına dönüştürebilmek bir şanstır. Aslında tek kutuplu dünyanın tek medeniyetine karşı alternatif bir medeniyet dâvası olacaksa idealizme yaslanmaktan başka şansı da yok! Batının reel dayatmaları ancak akıl ötesine geçebilen bir idealizmle aşılabilir belki… Saadet partisi'nin Numan Kurtulmuş'la dönüş yaptığı idealizm söyleminin siyasete dönüşmesi dileğiyle… Darısı MHP'nin başına!

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

08 Ağu 2019

12 Mart 1971 Askeri muhtırası ile bütün üniversite ve yüksek okullardaki Ülkü Ocakları, Hür-Genç, Dev-Genç ve benzeri kuruluşlar kapatılarak faaliyetlerine son verildi.

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Yusuf Yılmaz ARAÇ

17 Haz 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 53,12 M - Bugün : 6568