« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

RENKLİ DEVRİMLERİN DÖNÜM NOKTASI: GÜRCİSTAN

20 Ağu 2008

SONRAKİ YAZI

GİDENLERİN ARDINDAN

16 Tem 2008

Nurullah KAPLAN

06 Ağu

2008

NE KAPATMA NE DARBE!

06 Ağustos 2008

Yaklaşık dört aylık bir zaman zarfında ülke gündemini işgal eden, AKP'nin kapatılmasına dair Anayasa Mahkemesinde görülen dâva nihayet sona erdi. Genel beklentinin hilafına, kapatma yönünde oy kullanan hâkimlerin sayısı yediyi bulmadığından kapatma kararı çıkmadı,sadece para cezasına hükmedildi.

Kararı sevinçle karşılayanlara bakılacak olursa, kazanan demokrasidir. Liberal kılıkla arzı endam eden aydın taifesi ise "piyasa"nın kapatmaya izin vermediğini, artık piyasa kararlarının belirleyici olduğundan emin, üst perdeden ahkâm kesmekte. Devlete düşmanlığı varlıklarının nişanesi olarak görenler ise devletin sadece işlevsel olarak değil güç ve iktidar olarak da küçülmesinin ifşâsı olduğuna hükmederek, zafer kazanmış komutan edası ile poz vermekteler. Oysa aynı çevreler, başsavcının dâva talebini kabul eden yüksek mahkeme için söylemediklerini bırakmamışlardı.

Karara sevinenler olduğu gibi, hayretle karşılayanlar da var! Bugüne dek mütemadiyen kendi arzuları istikametinde çıkan kararlara alışkın olmanın getirdiği şartlanmışlık psikolojisiyle, kararı sindirmekte müşkülat çekenler.. öncelikle CHP kanadı, sahibi oldukları mevzilerden birisini daha kaybetmiş olma ihtimaliyle karşı karşıya olduğunun şuurunda, her zamanki cazgırlığı ile kendi hanesine puan yazabilme gayretinde. CHP'yi anlamak mümkün: Hep muhalefette kalsa da asıl iktidar kendisiydi, ve iktidarını ayakta tutan kurumlar vardı. Şimdi, o kurumlardaki nüfuzunu kaybetmekle yüz yüzeydi.

Mahkemenin kararını hukukî açıdan tenkit edenler, hukukun yaralanmasından duydukları üzüntüyü dile getirmekteler. Ancak, yaptıkları tenkitler literatüre katkı sağlamaktan öte bir mânâ ifade etmeyecektir. Bu teorik tenkitlerin akis bulabilmesi için, hâkimlerin vicdanları ile cüzdanları arasına sıkıştığını ifade eden yüksek yargı başkanlarının itirafları birkaç günlük gündem malzemesi olmakla kalmayıp, adalet müessesi yeni baştan tanzim edilmiş olmalıydı.

Sokaktaki herhangi bir vatandaşa sorulacak olsa en güvenilmez kurum olarak yargıyı göstermesi mümkündür. İnsanların en çok ihtiyaç duydukları, ertelemeksizin bir an önce temin etmek arzusunda oldukları adalet ve sağlık gibi aciliyet ve ehemmiyet kesbeden talepleri rüşvet ve istismara en açık uygulamaları da beraberinde getirdiğinden, yargı kararları üzerindeki güvensizlik had safhadadır. Sade vatandaş parayı verenin düdüğü çaldığı bir yargı sistemi ile yaşadığının farkındadır. Yüksek yargı kararları güvensizliği artırmak yolunda hayli katkı sağlamış durumda(!).

Anayasa Mahkemesi kararını hukuki bulmayanların göz ardı ettiği ve dillendirmediği nirengi noktası ise dâvanın hukuki değil siyasi olmasıdır. Siyasi dâvanın kararı da, sonucu da siyasi olacaktır.

Yargı üzerindeki menfi kanaatleri bir tarafa bıraksak da, sonuçları itibariyle sosyal-siyasi-iktisadi ve uluslar arası ilişkilerinde önemli ölçüde tesiri olacak bu dâvanın onbir kişinin vicdanına terk edileceğini düşünmek saflık olacaktır. Mahkeme üyeleri üzerinde etkili olmanın yollarını gayet iyi bilen ve bu yolları müteaddit defalar kullanmış olanlar şüphesiz ki müessir olmak için gerekeni yapmışlardır.

Anayasa Mahkemesi'ni müesses nizamı koruyan temel kurumlardan birisi olarak görenler, kurulu düzeni değiştirme gayretindeki AKP'nin kapatma kararına kesin gözle bakıyorlardı. AKP'nin mevcut düzeni değiştirmek yönündeki çabaları rejim veya lâik uygulamalardan ibaret olsaydı, karar mutlaka kapatma yönünde çıkardı. Ancak AKP'nin, düzenin değiştirilmesine yönelik çabaları O'nu var eden, iktidara taşıyan ve yaklaşık altı yıldır iktidarda tutan küresel sermayenin işaret ettiği istikamette cereyan ettikçe kapatma veya bir başka yolla tasfiye edilmesine müsaade etmeyeceklerdir. Ne yargı yoluyla, ne darbe ne de bir başka yolla…

AKP'ye tevcihen açılan kapatma dâvası iç dinamiklerle başlatılmış olsa bile, sonuçlandırılması harici dinamiklerin istekleri paralelinde gerçekleşmiştir. Karar açıklanmadan önce çeşitli uluslar arası finans kurumlarının raporlarında(!) partinin kapatılmayacağının deklare edilmesi, karar üzerinde etkili olan güç odaklarını ayan beyan gösteriyor.

Açılan dâva AKP'nin takip ettiği politikalarda ve parti yapısında etkili olacaktır. Parti, kapatma dâvası sürecinde kendisini var eden iradenin, oylarıyla iktidara taşıdığına vehmettiği millet iradesinden çok daha önemli olduğuna bir kez daha şahit olmakla, o iradeye daha fazla bağlılık göstermesi gerektiğini iyice öğrenmiştir. Aldığı %47'lik oy ya da alabileceği daha yüksek oy oranlarının tek başına kendisini iktidar yapmaya yetmediğine dair yüksek tesirli bir ikazı fiilen yaşamakla biraz daha terbiye edilmiş oldu.

Dâvaya, hemen karar arefesinde müdahil olanlar, AKP'yi darağacında boynuna ilmik geçmek üzereyken kurtarmakla, kapatılma sendromunu sonuna kadar yaşamasını ve %47'ye güvenerek kendisi için çizilmiş çizgilerin dışına çıkması halinde başına nelerin geleceğini göstermekle yetindiler. "Seni başörtüsü ile uğraşasın diye iktidar yapmadık, sen sadece senden istenilenleri yap" ihtarı ancak bu kadar güçlü yapılabilirdi.

Kapatma kararının çıkmamış olmasıyla AKP'nin daha da güçlendiğini, demokrasinin önünün açıldığını söyleyenler ya da; lâiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğuna dair kararla köşeye sıkıştığını söyleyenler hâla oyunda-oynaşta. AKP'nin boynundaki teslimiyet yularının daha da güçlendiğini görmüyor olamazlar.

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

17 Haz 2019

Türkeş’in ikili münasebetleri: İncelik, dikkat ve sevgi Yukarıda da temas ettiğimiz gibi Türkeş Bey’in bir kurmay subay ve tecrübeli bir diplomat tavrıyla dava arkadaşlarına ve başka insanlara kaşı gösterdiği sevgi, saygı hareketin mensuplarının birlik ve dayanışmasında önemli bir rol oynamıştır.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

17 Haz 2019

Nurullah KAPLAN

06 Mar 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 50,82 M - Bugün : 24925