« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

SONRAKİ YAZI

SONER YALÇIN’IN ÜNLÜ ÜLKÜCÜSÜ

04 Oca 2021

Nurullah KAPLAN

17 Tem

2021

15 TEMMUZ “FİLMİ”

17 Temmuz 2021

15 Temmuz’un üzerinden beş yıl geçti… Her 15 Temmuz’da olduğu gibi bu yıl da curcunanın, vâveylânın gürültüsü arş-ı âlâyı sardı; kutlama mı, anma mı, yoksa yas mı belli değil! Seviye ayaklar altı olunca en mânâlı günler bile değerini yitiriyor.

En üst perdeden bir kahramanlık söylemi..dalkavukluk ve popülizm ile vatan-bayrak -millet-devlet gibi mukaddes bildiğimiz değerler dibine kadar sömürülüyor. Hem de daha düne kadar bu değerlere azgınca düşmanlık yapanlar tarafından…

Tankın egzozunu gömleği ile tıkayan dayı, çöp kamyonu ile tankları durduran amca, tarladaki ekinleri yakıp uçakları kaldırmayan dede yine şehvetli hatiplerin, kadrolu yorumcuların, her şey uzmanı olan goygoycuların retorik mezesi olarak baş tacı ediliyor.

Vıcık vıcık bir yağcılık, mide bulandıran birsahtekârlık, sırıtkan bir kolpacılık.. her şeyi kazanca dönüştürmeye ahdeylemiş bir kârhanecilik, binbir yüzlülük, yüzsüzlük.. dört bir yandan üstümüze boca ediliyor; nefes alamıyoruz, boğuluyoruz!

Bu boğucu ortamda, birazcık nefes alalım diye olsa gerek espri de yapıyorlar; haklarını yemeyelim. İyi saatlerde olsunlar, din kisvesi altında bu milleti sömürenlere prim vermeyeceğiz diye yüreğimizi ferahlatmışlar! Zaytung mu diye baktım, yok değilmiş; gerçekmiş! “15 Temmuz Demokrasi Ve Milli Birlik Günü”nün ruhiçün olsa gerek! Lâkin, aldı bir gülmek, tut tutabilirsen.. dur durabilirsen…

Ama onlara da kızmamak lâzım, aya dört şeritli yol yaptık deyince inanacak o yüzde elliyi bulmuşken pireyi deve yapmaktan, fili iğne deliğinden geçirmekten ya da 15 Temmuz’u bayram ilan etmekten alıkoyacak ne var ki?

Devletin bütün kadrolarını anahtar teslim fethullahçılara zimmetleyip, sonra da en kılcal damarlara kadar sızmışlar diye timsah gözyaşı dökmekten niye geri dursunlar ki?

Ergenekon’da, Balyoz’da savcı kesilip, kozmik odaya giriş izni verenler, Zekeriya Öz’ü özel yetkilerle donatıp, altına zırhlı makam aracı çekenler; Türkiye bağırsaklarını temizliyor yalanını, vesayetten kurtuluyoruz diyerek süsleyenler 15 Temmuz’a sürüklenen Türkiye’den niye pişmanlık duysunlar ki?

15 Temmuz Allah’ın bize bir lütfudur diyenler, bu lütufdan(!) dolayı niçin üzülsünler ki?

Mezarlıkta oğlunu toprağa veren anneyi kongre kürsüsünden arayıp, ne mutlu size ki şehit annesisiniz, bu herkese nasip olmaz diye müjde veren birisi 251 şehitten, 2196 yaralıdan dolayı üzülüp, yürekten bir âh eder mi ki?

Tavanı ihanet, ortası ticaret, tabanı ibadet dedikleri bu yapının ihanet kısmı elini kolunu sallayarak yurt dışına çıkarken, ticaret kısmının mallarına çöküp, ibadet kısmına da ceza kesenlerin vicdanlarının az biraz da olsa sızlama ihtimali var mıdır acep?

1999’dan beri Amerika’da yaşayan, ABD’ne gitmesi ve orada kalabilmesi için Morton Abramowitz, Graham Fuller, George Fides gibi kefil olanları gazete haberlerinden öğrenmek, CIA ile ilişkilerini görmek sıradan vatandaşlar için bile mümkün olduğu halde, devletin bütün imkânlarına, bütün istihbarat bilgilerine sahip olanların, bizi aldatmışlar deyip, kendilerini bu kadar kolay aklamalarına şaşırmak gerekir mi?

Onları bu kadar pervasız kılan, aya dört şeritli yol yapılacağına bile inanan o yüzde elli mi acaba? Yoksa diğer yüzde ellinin de pek farklı olmaması mı?

İktidarın izin verdiği kadar muhalefet eden bir muhalefet; iktidara değil de muhalefete muhalif olan bir muhalefet varken bu pervasız şımarıkların destekleri sadece sandıktaki o yüzde elli değil tabii ki!

Fetullahçıları başımıza sen bela ettin diye hesap soracakları adama Fetö ile mücadele ediyor diye destek verenler o yüzde elliden daha fazla rahatlatıyordur, ne istediler de vermedik diyenleri.

Fetullahçılardan intikam alma yolunun saraya destekten geçtiğine inanarak, fetömetre icad edenler, ordudaki fetöcüler listesi yapıp saraya koşan kurmay akıllılar o fetöcülere terfi veren, kadroya alanların kim olduklarını bilmiyorlar mı?

“Ne kadar Omo varsa Tursil varsa ne kadar Persil varsa alayını alacağım, Haliç’e dökeceğim AK Parti’yi 3 defa değil 40 defa yıkayacağım” diyenler, fetullahçılara devleti teslim edenleri devletin bekası adına desteklediklerine inanmadığımız için bizi hain ilan etmiyorlar mı?

Atilla Taş’dan Emin Çölaşan’a, Hikmet Çetinkaya’dan Kadri Gürsel’e, Cumhuriyet’ten Sözcü’ye bütün muhalif bellediklerini attıkları Fetö kazanına ateş taşıyan bu yancılar, o yüzde elliden daha günahkâr değiller mi?

Fethullahçı yapılanmayı anlatan bir film çekmişler; iyi, güzel de… Filmi görmüştük zaten, gerçekler ne zaman görünecek?

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

27 Tem 2021

-Değerli okuyucular dün ki yazımızdan devam ediyoruz.- 4) Bölücü başı Abdullah Öcalan’ın idamına ilişkin mahkeme kararının hukuki mevzuata göre TBMM adalet komisyonuna gönderilmesi gerekirken, usulsüz bir şekilde yine Bülent Ecevit’in baskısıyla Başbakanlıkta tutulması.

Hüdai KUŞ

26 Tem 2021

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

26 Tem 2021

Nurullah KAPLAN

17 Tem 2021

Halim Kaya

12 Tem 2021

M. Metin KAPLAN

08 Nis 2021

Yusuf Yılmaz ARAÇ

15 Mar 2021

Ziyaret -> Toplam : 74,46 M - Bugün : 3191

ulkucudunya@ulkucudunya.com