« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

İdris Savaş

05 Oca

2026

İl Yıkılır, Töre Kalır

05 Ocak 2026

Zaman değişir, çağlar yıkılır, devletler kurulur ve dağılır. Ancak bazı şeyler vardır ki, zamanın aşındıramadığı bir yerde durur. İşte Töre tam da oradadır. O, bir milletin yazıya dökülmemiş vicdanı, adalet anlayışı ve onur sınırıdır.

Bugünkü karmaşanın, güvensizliğin ve çözülmenin sebebi geçmişte aramak değildir; asıl mesele, özümüzde var olan bu kadim ruhu unutmamızdır. Devlet büyüyebilir, küçülebilir ya da yıkılabilir; fakat Töre yok olursa millet dağılır. Bu yazı, geçmişi yüceltmek için değil, bugünü anlamak ve yarını yeniden kurmak için bir hatırlatmadır. Çünkü İl gider, ama Töre kalır.

Töre, basit bir kanunlar bütünü değildir. Bir milletin neden var olduğunu, nasıl ayakta kaldığını ve ahlaki omurgasını belirleyen; yazılı hukuktan çok daha önce var olmuş kutsal bir düzen anlayışıdır. Töre, geçici siyasi iktidarlardan ya da fani yöneticilerden güç almaz. Onun kaynağı, ataların biriktirdiği derin tecrübe, adalet duygusu ve halkın ortak onurudur. Töre yaşayan bir ruhtur; adaleti, onuru, toplumsal düzeni ve devletin kuruluş felsefesini birlikte taşır.

Modern devletlerin değişken anayasalarından ve günlük politik kararlarından ayrılır. Töre, milletin kimliğine sadakat yemini gibidir. Onun bozulması, sadece bir kural ihlali değil; toplumun ruhunu kaybetmesi anlamına gelir. Adeta bir toplumsal intihardır. Töre’nin özü şudur: Devlet yıkılabilir ama Töre kalır. Sınırlar silinir, iktidarlar çöker; fakat milletin ruhu Töre sayesinde varlığını sürdürür ve yeni bir dirilişin temelini atar.

Töre, donuk değildir; coğrafyaya, dine ve yaşam biçimine göre şekil değiştirir, özü ise hep aynı kalır. Sadece Türk kültürüne özgü bir olgu da değildir. Benzer örfî hukuk sistemleri, merkezi otoritenin zayıf olduğu her toplumda ortaya çıkmıştır. Türk Töresi, Orhun Yazıtları ve Dîvânu Lugâti’t-Türk gibi kaynaklarda yazıya geçmiş olmasıyla ayrı bir yere sahiptir. Aynı ruh, Balkanlar’da Besa’da, Kafkasya’da Khabze’de, Kelt dünyasında Brehon Hukuku’nda da görülür. Ortak amaç: düzeni sağlamak, adaleti korumak ve onuru ayakta tutmak.

Türk Töresi dört ana direk üzerine kuruludur: Könilik (adalet), Tüzlük (eşitlik), Uzluk (fayda) ve Kişilik (onur). Bu ilkeler, geniş coğrafyalarda yaşayan ve sürekli beka mücadelesi veren Türk toplumunun temel dayanağı olmuştur. Adalet her şeyin üzerindedir; Kağan bile Töre’den saparsa tahtta kalamaz. Eşitlik esastır; kimse soyundan veya gücünden dolayı ayrıcalık sahibi olamaz. Onur, bireyin ve toplumun vazgeçilmez değeridir.

Hukuka da yansıyan Töre anlayışının amacı cezalandırmak değil, onarmaktır. Suçlar çoğunlukla tazminatla telafi edilir; en ağır suçlarda ise idam vardır. Asıl hedef, suçluyu utandırmak ve mağdurun onurunu geri kazandırmaktır. Kan davası yasaklanmış, intikam hakkı yalnızca devlete verilmiştir. Yedi Ata Kuralı gibi uygulamalar, klanlar arası bağı güçlendirmiştir.

Balkanlar’daki Besa anlayışı da onurun mutlaklığını esas alır. Besa, verilen sözün can pahasına korunmasıdır. Misafire verilen Besa kutsaldır; ona zarar vermek tüm topluma karşı işlenmiş bir suç sayılır. Kafkasya’da Khabze ve Adet düzeni benzer anlayışı taşır. Misafir dokunulmazdır; bir bireyin suçu tüm klanı bağlar. Tazminat kolektif olarak ödenir. Keltlerin Brehon Hukuku’nda da benzer bir çizgi vardır. Enach denilen onur statüsü, kişinin hukuki değerini belirler; onurunu kaybeden kişi, toplum içindeki korumasını da kaybeder.

Bu örnekler gösteriyor ki Töre, sözün, onurun ve adaletin merkezde olduğu evrensel bir hukuk anlayışıdır. Türklerin tarih boyunca farklı toplulukları bir araya getirerek büyük devletler kurabilmesinin arkasında da bu Töreci ruh vardır. Sanılanın aksine, Türk Cihan Hâkimiyeti düşüncesi sadece dini bir yayılma amacı taşımaz; temelinde Töre’nin adalet anlayışı yatar. Kağanlar, Tanrı’dan aldıkları Kut’u Töre’yi uygulamak için kullanmıştır.

Töre herkese eşit davranmayı şart koşar; din, dil, köken farkı gözetmez. Devlet güçlü olduğu sürece değil, adaletli olduğu sürece ayakta kalır. Ne zaman Töre’den sapılır, çöküş başlar. Kutsal olan toprak değil, Töre’nin yaşattığı adalet ve hürriyet ruhudur. İl gider ama Töre kalır; Töre yaşadıkça yeni bir devlet kurmak mümkündür.

Anadolu’ya yerleşmeyle birlikte Töreci ruh yeni biçim almıştır. Ahilik, bu ruhun yerleşik hayattaki karşılığıdır. Töre’nin adaleti, helal kazanç ve dürüst ticaret anlayışına dönüşmüştür. Savaşçı onuru, esnaf ahlakında cömertlik ve yiğitlik olarak yaşamıştır. “Eline, beline, diline sahip ol” sözü, Töre’nin ahlaki disiplininin günlük ifadesidir. Usta-çırak düzeni ve liyakat anlayışı da Töre’nin devamıdır.

Bugün vatan kutsaldır, ama devlete olan güven zayıflamıştır. Bunun nedeni Töre’den uzaklaşılmasıdır. Devlet kutsal değildir; onu kutsal kılan adalet, eşitlik ve onur ilkelerine bağlılıktır. Yöneticiler Töre’den saptığında halkın inancı sarsılır. Günümüzün ahlaki çözülmesi, adalete duyulan güvensizlik ve toplumsal yozlaşma karşısında Töre’ye dönmek bir nostalji değil, zorunluluktur.

Bu dönüş, eski kuralları aynen uygulamak değildir. Töre’nin özünü bugünün şartlarına uyarlamaktır. Sözün kutsallığı, onurun korunması ve adaletin üstünlüğü yeniden merkeze alınmalıdır. Töre bozulursa düzen bozulur. İl yıkılır ama Töre yaşarsa millet yeniden ayağa kalkar. Töre, bir milleti millet yapan en kıymetli mirastır.

Sorunlarımızın kaynağı ne teknoloji, ne çağ, ne de kaderdir. Asıl mesele, adaletin zayıflaması, sözün değersizleşmesi ve onurun korunmamasıdır. Töre unutulduğunda, hukuk kağıda; devlet binaya; millet kalabalığa dönüşür. Bir milleti ayakta tutan şey sınırları veya kurumları değil; adalet karşısındaki tavrı, söz karşısındaki duruşu ve onur hassasiyetidir.

Töre’ye dönmek, geçmişte yaşamak değildir. Adaleti merkeze almak, liyakati esas kılmak, sözü kutsal saymak ve insan onurunu tartışılmaz kabul etmektir. Devlet ancak bunları temsil ettiği sürece anlamlıdır. İl yıkılabilir; tarih bunun örnekleriyle doludur. Ama milletin ruhunda Töre yaşadığı sürece yeniden ayağa kalkmak mümkündür. Töre, bir milletin hafızası ve vicdanıdır. Vicdanını kaybetmeyen hiçbir millet yenilmez.

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

İdris Savaş

05 Oca 2026

Zaman değişir, çağlar yıkılır, devletler kurulur ve dağılır. Ancak bazı şeyler vardır ki, zamanın aşındıramadığı bir yerde durur.

Halim Kaya

29 Ara 2025

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

08 Ara 2025

Nurullah KAPLAN

17 Kas 2025

M. Metin KAPLAN

29 Ağu 2025

Efendi BARUTCU

25 Haz 2025

Yusuf Yılmaz ARAÇ

04 Nis 2025

Hüdai KUŞ

22 Tem 2024

Orkun Özeller

03 Haz 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Ziyaret -> Toplam : 258,85 M - Bugn : 55858

ulkucudunya@ulkucudunya.com