« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

KIRIM EY KIRIM!

18 May 2021

SONRAKİ YAZI

EMİNE IŞINSU ABLAMIZA VEDA

07 May 2021

HARBİDEN

      Efendi BARUTCU

08 May

2021

ÜLKÜCÜ ŞEHİT BEKİR YÜCEL’E SONSUZ RAHMETLE…

08 Mayıs 2021

"Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilal uğruna Ya Rab, ne güneşler batıyor!”

Türk İslâm Ülküsü davasının 1970’li yıllardaki Ülkücü gençlik liderlerinden, Bursa Ülkü Ocakları’ndan yakın çalışma arkadaşımız, okul arkadaşımız, kardeşimiz, Bekir Yücel'i şehadetinin 42. yıl dönümünde dinmeyen gönül acılarımızla, sonsuz rahmetle yâd ediyoruz.

“ŞEHİTLER ÖLMEZ, VATAN BÖLÜNMEZ!

BİR ÖLÜR BİN DİRİLİRİZ!”

Bekir Yücel 8 Mayıs 1979 günü Metin Kaplan, Merhum Mehmet Kutucu ile birlikte tutuklu olduğumuz Eskişehir Kapalı Cezaevine bizi ziyarete gelmiş ve akşam Bursa’ya dönüp evine bile uğramadan görev yaptığı Çınar Akşam Lisesi’nde dersten sonra evine gitmek üzere arabasına bindiğinde dev-yolcu katiller sürüsü tarafından kurulan kanlı pusu sonucu şehit olmuştu.



Bekir Yücel şuurlu bir öğretmen olmanın yanı sıra değişik spor dallarında (boks, yüzme, paraşütçülük), başarılı bir sporcu ve kültürel birikimiyle kalemi güçlü bir yazardı. Aynı zamanda bir ağabey sıfatıyla Bursa’daki bütün Ülkücü teşkilatlara kol kanat geriyor, müşkülatlarını çözmeye çalışıyordu. Bursa’da sözüne itibar edilen, saygı duyulan bir kanaat önderi durumundaydı.

Bekir Yücel şehit olduğunda eşi öğretmen İkram Yücel hanımefendinin kucağında altı aylık kızı Olcay yetim kalmıştı. İkram hanım eşinin hatırası biricik evladını bağrına basmış ve daha sonra geldiği Ankara’da kızıyla beraber hayata tutunarak onu büyütmüştür. Olcay yeğenimiz halen Gazi Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde hoca olan dayısı ve değerli ülküdaşımız Prof. Dr. Atilla Pulur beyefendinin himayesinde merhum babası gibi iyi bir sporcu olmak gayretiyle aynı fakülteden mezun olmuş, yüksek lisans ve doktorasını yapıp bir süre Kırşehir Üniversitesi’nde yardımcı doçent olarak görev yapmıştır. Bu arada meslektaşı ve ülküdaşı Alparslan Karabulut bey ile hayatını birleştirip bir yuva kurmuşlardır. Uzun yıllar Olcay yeğenimizi Ankara’ya getirtmek için uğraşlarımız -değişik mercilerden söz almamıza rağmen- sonuçsuz kalıyordu.

İki yıl kadar önce Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı vazifesini başarıyla yürüten Doç. Dr. Sinan Ateş Bey’in Gazi Üniversitesi’nin o tarihlerdeki Rektörü nezdinde yaptığı ısrarlı çabalar ve gayretler sonucunda Olcay Yücel Karabulut yeğenimiz doçent kadrosuyla Gazi Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde göreve başlamış ve böylece anacığına ve anneannesine kavuşmuştur.

Burada geçmişe kısaca dönmek gerekirse: O yıllar, Türkiye’nin karanlık bir uçuruma doğru hızla sürüklenmeye çalışıldığı yıllardı. Devrin iktidarından da cesaret alan Sovyet 5. kolunun militanları ve devrimci kisvesi altında İngiliz, Fransız, Alman, ABD istihbaratının taşeronları üniversitelerde, mahallelerde, fabrikalarda kanlı eylemler düzenleyerek Türkiye’yi bir darbe ortamına ve iç savaşa sürüklemeye çalışıyorlardı. Günümüzde pkk’nın yaptığı taşeronluk görevini o yıllarda da bu devrimci örgütler yapıyordu. “Devrim kanla yazılır”, “kurtuluşa kadar savaş”, “halklara özgürlük”, “bağımsız kürdistan” ve benzeri sloganlarla her gün yüzlerce masum insanın kanına giriyorlardı. Ülkeyi yönetenler tehlikenin farkında değildi veya siyasi mülahazalarla bu kanlı oyunun sergilenmesine seyirci kalıyorlardı. Bu silahlı çetelerin tehditlerine boyun eğmeyen milletinin mukaddesatına, devletinin namusuna, bayrağının şerefine, vatanının bütünlüğüne sahip çıkmaya çalışan imanlı ve vatansever insanlar hunharca katlediliyordu. İşte Bekir Yücel de daha önce eski Başbakanlardan Nihat Erim’i katleden devrimci çetenin hedefi olmuştu.

Bekir Yücel şehit olmadan kısa süre önce yine Çınar Akşam Lisesi öğrencilerinden Taner Kalkancı ve Musa Ateş devrimci militanların silahlı saldırısına uğramış, Taner Kalkancı şehit olmuş, Musa Ateş de yaralanmıştı.

Taner Kalkancı’nın şehadetinden sonra doğan kardeşi Cihangir Kalkancı lise yıllarından itibaren ve 2000’li yıllarda Ankara Üniversitesi’ndeki öğrencilik döneminde Ülkü Ocaklarının çeşitli kademelerinde vazife yapmıştır.Ziraat yüksek mühendisi olarak Bursa’da ticaretle iştigal etmektedir. Cihangir Kalkancı halen Milliyetçi Hareket Partisi Bursa İl Başkanlığı vazifesini sürdürmektedir.

Saldırıdan yaralı kurtulan Musa Ateş’in oğlu Sinan Ateş Bursa Öğretmen Lisesi öğrenciliğinden bu tarafa Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrenciliği süresince de Ülkücü faaliyetlerin içinde yer almış ve Ülkü Ocakları’nın her kademesinde görev yaptıktan sonra Genel Başkanlığı getirilmiştir. 1.5 yıl gibi kısa bir dönem yaptığı genel başkanlık görevini başarıyla sürdürmüş, bu süre zarfında yönetimdeki arkadaşları ve şube başkanlarıyla birlikte 10 yıla sığacak çok önemli hizmetlere imza atıp Ülkü Ocaklarını hayalimizdeki -bir milli mektep hüviyetinde olmasını arzu ettiğimiz- bir yapıya kavuşturmaya çalışmıştır. Daha sonra da Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nde doçentlik vazifesine geri dönmüş ve Türk milletine imanlı ve vatanperver. bilgili ve şahsiyetli gençler yetiştirmeye devam etmektedir.

Bekir Yücel’in merhum babası Mevlüt Yücel amca Malatya’nın Doğanşehir ilçesinden Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinin Bozhöyük köyüne yerleşmiş bir ailenin mensubudur. Karayolları’nın muhtelif şubelerinde çalıştıktan sonra uzun yıllar da Karayolları Kastamonu Bölge Müdürlüğü’nde çalışarak emekli olmuştu.

1986 yılı Ocak ayında değerli kardeşim Metin Kaplan Bartın Cezaevi’nden tahliye olduktan sonra beraberce ilk ziyaretimizi Kastamonu’da Yücel ailesine ve o tarihte Bursa Cezaevi’nde tutuklu olan merhum Mehmet Kutucu’nun ailesine yapmıştık. Yıllar sonraMevlüt Amca’yı son yolculuğuna uğurlarken de şehit oğluna vekaleten tabutunu taşımak ve mezarına toprak atmak vazifesini ifa etmiştik.

Şehidimizin annesi Hacer anne, Kahramanmaraş’ın merkez Pınarbaşı mahallesindendir. Uzun yıllardır her sene en az bir kez yolumuzu Kastamonu’ya düşürüp Hacer annemizi ziyaret etmek nasip olur. Her ziyaretimizde dinmeyen evlat acısıyla bizi bağrına basar ve sel gibi akan gözyaşlarıyla birlikte “sizin her gelişinizde Bekir’imi görüyor gibi oluyorum” diye teselli bulur. İlaveten Bekir Yücel’in ve Kastamonu’nun maneviyat önderlerinden Mehmet Fevzi Efendi’nin kabrini, Şeyh Şaban-ı Veli’nin türbesini ziyaret eder, ruhlarına fatihalar göndeririz.

Mevlüt amcanın ve Hacer ananın merhum Bekir Yücel dahil 4 erkek evlatları Kastamonu’da büyümüştür. Kardeşlerinden Süleyman Yücel Erzurum Atatürk Üniversitesi İslami Bilimler Fakültesi’nden mezun olduktan sonra muhtelif liselerde bir süre öğretmenlik yapmış sonra kardeşi elektrik yüksek mühendisi Savaş Yücel’in MHP Kastamonu İl Başkanlığı yaptığı dönemde 1994 mahalli seçimlerinde MHP’den Kastamonu Belediye Başkanı seçilmiştir. Başarılı hizmetlerle dolu bir dönemden sonra siyasetten çekilmiş, şu anda Kastamonu’da Şeyh Şaban-ı Veli adına kurulan bir vakfın başkanlığını yürüterek evliyaların himmetinden de destek alarak milli manevi alandaki sosyal kültürel faaliyetlerini devam ettirmektedir. Savaş Yücel halen Ankara’da taahhüt işleriyle iştigal etmektedir. En küçük kardeşleri Suat Yücel mimar mühendis olarak Kastamonu’da yine proje taahhüt işleriyle meşgul olmaktadır.

Şehidimizin eşi İkram hanım uzun yıllar Türk Milli Eğitimi’ne öğretmen olarak hizmet ettikten sonra emekli olmuş Ankara’da yaşlı anacığı ve torunları ile meşgul olmaktadır. Olcay Yücel Karabulut yeğenimizin 14 yaşında Hulusi Bekir ve 5 yaşında Alp Göktuğ isimli iki oğlu büyümekte ve inşallah şehit dedelerinin mücadele bayrağını daha da yükseklere çıkarmaya hazırlanmaktadırlar. Görüldüğü üzere:

“Şehitler tepesi boş değil”dir ama
“Bir bayrak rüzgar beklemektedir”.

Onun için yazının başında “Bir ölür, bin diriliriz!” diye haykırdım. Evet; dost düşman herkes duysun, “BİR ÖLÜR BİN DİRİLİRİZ!”

Aziz şehidimizin ruhu şad, mekânı cennet, makamı alî olsun.

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

11 Eki 2021

Kaynaklarda Türklerin atası olarak Hz. Nuh'un oğlu Yafes aleyhisselam gösterilir. Yafes aleyhisselam'ın sekiz oğlundan birisinin adı Türk'tür ve Türk soyu ve Türk adı buradan gelmektedir.

Halim Kaya

27 Eyl 2021

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2021

Hüdai KUŞ

20 Eyl 2021

Efendi BARUTCU

20 Eyl 2021

Nurullah KAPLAN

15 Eyl 2021

Yusuf Yılmaz ARAÇ

15 Mar 2021

Ziyaret -> Toplam : 75,86 M - Bugün : 11407

ulkucudunya@ulkucudunya.com