« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

05 Oca

2015

‘Yüce Divan tuzağı’

Mümtaz’er Türköne 01 Ocak 1970

Sabah’ın dünkü manşeti, AK Parti Meclis Grubu’ndaki sıkıntıyı açığa vuruyor. Genel kural olarak iktidar medyasının “safları sıklaştıralım” tarzındaki bu tür algı manşetleri, içeride, kapalı kapılar arkasında çözülemeyen sorunları dışarıya yansıtır.

Demek Komisyon’dan başlayarak Meclis Grubu, dört bakanı -hiç olmazsa ikisini- Yüce Divan’a göndermek niyetinde. Karar toplantısının 5 Ocak’a, yani yarına ertelenmesi bu tartışmadan kaynaklanıyormuş. Sabah’ın manşetindeki “paralel yapı ve işbirlikçileri” bu durumda, AK Parti Grubu’nda “Yüce Divan”dan yana olanlar. Peki diğerleri kim?

Diğerleri, Erdoğan’ın talimatını kayıtsız-şartsız vicdanlarının önüne koyanlar olmalı. Komisyondakiler ve gruptakiler dört bakanın servetlerindeki artışa makul bir açıklama getiremediklerini biliyorlar. Sorun şu: Emir demiri kesecek mi? Demir, bir yıldır kılıfına girmeyen minarenin kendisi.

Tuzak varsa, selamete ulaştığını zanneden hırsıza kurulmuş bir tuzak bu ve sadece bir tane değil; üstelik bir başkasının değil kendisinin kurduğu tuzaklar. Şayet Yüce Divan yolu açılırsa, Erdoğan bir yıldır hukuku ve yargı sistemini ters-yüz ederek yürüttüğü savaşta tuşa gelmiş olacak. Kapanırsa, bu sefer Davutoğlu partisi için elindeki son aklanma fırsatını kaçıracak ve diskalifiye olacak. AK Parti seçime, iki durumda da kapana sıkışmış olarak girecek. Erdoğan, Yüce Divan yolunu kapatamazsa bir yıldır binlerce operasyonla kurtardıklarının tamamının üzerindeki kalın örtü çekilmiş olacak. Davutoğlu ise bu aklanma şansını kullanmazsa, liderlik kariyeri de partisi de ağır bir yara alacak. Dahası, Erdoğan’ın emireri gibi algılanacak.

Meselenin bu kadar içinden çıkılmaz görünmesinin sebebini, Erdoğan’ın kurduğu düzende aramamız lâzım. Erdoğan bir hafta direndikten sonra dört bakanı görevden alarak, onların yolsuzluk yaptığını zımnen kabul etmiş oldu. Şimdi Yüce Divan yolunu kapatırsa, kendi üzerinde kalan yük ağırlaşmış olarak, yeni mayın eşekleri bulup yoluna devam edecek.

Dört bakan hakkındaki yolsuzluk iddiaları, kişisel nüfûz ve suistimallerin eseri değildi. Devletin zirvesinde İran’ın kaçak petrolünden elde edilen kayıt dışı gelirin de yer aldığı, devlet rantının paylaştırılmasına dayanan bir oligarşik düzen kurulmuştu. Para yolsuzluk parası olunca, getir-götür işine bakanlar nakliye ücreti olarak sağını solunu tırmıklar, kimsenin de gözüne batmaz. Bakanlar hakkındaki iddialar, bu düzenin çarkları dönerken sağa sola damlayanlarla sınırlıydı. Milyon dolarlar da olsa, denizde bir katre misali.

2012’den itibaren işlemeye başlayan düzen devlet rantı sayesinde şekillenmiş devasa bir ekonomik-politik sistemdi. Bankalar başta olmak üzere, devletin egemenlik yetkilerini kullanarak delinen ambargolardan elde edilen kara para, tamamı tek bir makama bağlanan lisanslar, kent rantı, devlet ihalelerinden alınan komisyonlar tek bir kişinin patronajında bir iktidar düzeneğini finanse etmek için kullanıldı. Devletlü müteahhitlerden alınan bağışlarla yapılan Çamlıca Camii’ni, ana parası bugüne kadar tek kuruş bile ödenmemiş devlet bankasından alınan kredi ile finanse edilen Sabah-ATV Grubu’nu bu düzeneğin sadece somut iki karşılığı olarak görebilirsiniz. Lider devlet rantı ile hayır hasenat yapıyor, yoksulları doyuruyor, öğrenci okutuyor, propagandasını yaptırıyor, algıları belirliyor, devlet rantı ile oy satın alıyor. Böyle bir iktidarı kim yıkabilir, önünde kim durabilir? Devletin rant yaratma gücünün legal-illegal bütün kaynaklarını, tek kişinin elinde -Rusya’da olduğu gibi- devlet hazinesine kaçak paralel bir hat bağlayarak diktatörlüğün finansmanına akıtan bu düzenek 17-25 Aralık tarihinden bu yana ancak topallayarak işliyor. Ak-Saray’da kurulan koordinatörlüklerin sadece bu devlet rantı ile beslenen düzeneği yeniden işletmek için oluşturulduğu çok belli değil mi? Koordinatörler Ak-Saray ile rant kaynakları arasında koordinasyon sağlayacak.

Yüce Divan deyince aklıma, başını kuma gömmüş devekuşunun heybetli ve çaresiz bedeni geliyor. Yolsuzlukların üstü kapatılamıyor. Sadece birileri, başını Beştepe’nin verimli toprağına gömerek dünyaya gözlerini kapatıyor. Yüce Divan, evet bir tuzak. Hırsızın kendine kurduğu tuzaklar hep tehlikeli olur.

Halim Kaya

01 Eyl 2026

Gültekin Çavuşoğlu ismini daha önce hiç duymadım, ya da duyduysam da şimdi hafızamda hatırlayacak bir bilgi yok. Başbuğ Alparslan Türkeş’in ülkücü edebiyatın yazarları tarafından pek yeterince işlenmiş olduğunu düşünmediğimden ve gerekli değerin verilmediğini düşündüğümden “Başbuğ Alparslan Türkeş İle Hatıralarım” adlı bu kitabı görünce hemen aldım.

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

24 Ağu 2026

Yusuf Yılmaz ARAÇ

20 Ağu 2026

İdris Savaş

17 Ağu 2026

M. Metin KAPLAN

27 Tem 2026

Kemal Girgin

08 Haz 2026

Nurullah KAPLAN

17 Kas 2025

Efendi BARUTCU

25 Haz 2025

Hüdai KUŞ

22 Tem 2024

Orkun Özeller

03 Haz 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Ziyaret -> Toplam : 324,37 M - Bugn : 10664

ulkucudunya@ulkucudunya.com