« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

30 Ara

2013

Operasyon yapanın niyeti!

Taner Akçam 01 Ocak 1970

Son operasyonlar konusunda yaygın ve kabul gören bir fikir var.
“Yolsuzluk değil, operasyonu yapana bakmak daha önemli.”
Hırsızlık ve operasyon yapan karşı karşıya konuyor ve esas dikkat “yılanın başını ezen” bu “operasyoncu ekibe” çekiliyor.
Ana tez, ortada niyeti kötü bir ekibin olduğu ve meseleye bu bilgi ile yaklaşmak gerektiği!
Bu ekibin kötülüğüne ilişkin bazı kanıtlar da sayılıyor; Kürt açılımını baltalamak; KCK tutuklamaları; H. Fidan hakkında soruşturma açmak vb.
Bu bakışa göre, darbeci Ergenekoncular ile bu operasyoncu ekip arasında çok fark yok ve operasyonlara karşı, hükümeti desteklemek gerekir.
Aslında yapanın karakterine bakarak, yapılan işten kuşku duymak çok yeni bir yöntem değil. Buna sıkça başvurulur ve çoğu zaman işe de yarar.
Yalnız yukarıdaki iddiaları ileri sürenlerin zorlandıkları bir husus var.
Ergenekon soruşturmalarını da aynı ekip yapmıştı. Ve şimdi, bu ekibin kötü siciline dikkat çekenlerin hepsi, o zaman sıkı bir Ergenekon soruşturması destekçileri idiler.
Bu nedenle, “şeytan” olarak tanımladıkları ekibin “kötü siciline” Ergenekon’u eklememeye özel dikkat gösteriyorlar.
Eklerlerse, eski Ergenekoncu çevrelerin eleştirilerini doğru kabul etmek zorunda kalacaklar.
Nitekim bugün Yeni Şafak ve Star gazetelerini rahatlıkla, Ergenekon soruşturmaları döneminin Hürriyet ve Cumhuriyet gazeteleri gibi okuyabilirsiniz. Aralarında çok fark kalmadı. Eskiden Ergenekoncuların söylediklerini şimdi bunlar tekrar ediyor.
Demek ki yapanın karakterine bakarak, yapılan işe tavır almak her zaman doğru bir yöntem değil.
Durumun içinden nasıl çıkacağız?
Birinci izah, operasyoncu ekip “şeytan” olsa bile ara sıra doğru işler de yapacağıdır.
Ama, eğer bu doğruysa, tavrınızı sadece operasyoncunun karakterine bakarak alamazsınız.
Örneğin, “sicili bozuk” operasyoncu, Ergenekon soruşturmalarını yapıyorsa, tavrınızı soruşturmalardan yana koyarsınız, ama yapılan hataları da eleştirirsiniz.
Nitekim yukarıdaki tezi savunanların çoğu böyle davranmıştı.
Öyleyse, mantıken yolsuzluk konusunda da böyle davranmaları gerekir.
Çünkü, darbecilik, faili meçhul cinayetler ile hırsızlık arasında fark yoktur. Hepsi suçtur.
İkincisi daha radikal bir tutumdur; tavrınızı “yılanın başını ezenin” karakterinden bağımsız, esas olarak ve sadece yapılana göre belirlersiniz.
İlkesel olarak nerede durduğunuz ve yapılan iş konusundaki tutumunuz esas belirleyici olandır.
Darbeci, faili meçhul cinayet işleyen, yolsuzluk yapan da gözyaşına bakılmadan temizlenmeli ve hapse atılmalıdır, dersiniz.
Bu radikal tavır, “şeytan” olarak tanımladığınız çevrenin Kürt barışı konusunda takındığı tutuma karşı çıkmak için de işinize yarar. Yapanın karakteri nedeniyle değil, yaptığı şey yanlış olduğu için tavır alınması gerektiğini savunursunuz.
Üçüncü bir tavır da olabilir: Eylemi yapanın karakteri, sizin eylem konusundaki tutumuzu belirlemede etkin olabilir. O zaman “sicil” önemli!
O hâlde soru şu: Acaba, operasyon yapanın “şeytan” veya “melek” olması yolsuzluk konusunda takınılacak tutumu nasıl etkiler?
Eğer etkileyecekse, bu tartışma yapılmalı!
Ama o zaman soruşturmayı yapanın “şeytan” veya “melek” olması arasındaki farkın, yolsuzluk konusunda takınılacak tutumu nasıl etkileyeceği de anlatılmalı!
Lafı evirip çevirmenin anlamı yok.
Darbecilere karşı alınacak tavır ile; hırsızlık yapana karşı alınacak tavır arasında hiçbir fark yoktur. Suç suçtur.
Yapacağınız tek şey, suçu kim işlemiş ise, derhal yargılanıp hak ettiği cezayı almasını savunmaktır. Gerisi teferruattır.
Ancak ve ancak suç işleyenin üstüne acımasızca gittiğinizi gösterebilirseniz söylediklerinizi dinleyen bulursunuz! Yoksa zan altındasınız: Ya hırsız ya da hırsıza destek veren olarak!

Halim Kaya

01 Eyl 2026

Gültekin Çavuşoğlu ismini daha önce hiç duymadım, ya da duyduysam da şimdi hafızamda hatırlayacak bir bilgi yok. Başbuğ Alparslan Türkeş’in ülkücü edebiyatın yazarları tarafından pek yeterince işlenmiş olduğunu düşünmediğimden ve gerekli değerin verilmediğini düşündüğümden “Başbuğ Alparslan Türkeş İle Hatıralarım” adlı bu kitabı görünce hemen aldım.

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

24 Ağu 2026

Yusuf Yılmaz ARAÇ

20 Ağu 2026

İdris Savaş

17 Ağu 2026

M. Metin KAPLAN

27 Tem 2026

Kemal Girgin

08 Haz 2026

Nurullah KAPLAN

17 Kas 2025

Efendi BARUTCU

25 Haz 2025

Hüdai KUŞ

22 Tem 2024

Orkun Özeller

03 Haz 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Ziyaret -> Toplam : 324,38 M - Bugn : 22891

ulkucudunya@ulkucudunya.com