« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

27 Mar

2007

TÜRKÇÜLÜK VE DEVLET YÖNETİMİNE TAŞINMASI

DR. İSMET ÇETİN 01 Ocak 1970

Avrupa memleketlerinde başlayan modern anlamda milletleşme hareketleri, bize ancak 19. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren gelmiş, bilgilenen Avrupa, 17. Yüzyıldan itibaren benimsediği millî devlet anlayışını hayata geçirmiş, düşünce platformundan uygulama alanına doğru bir harekette bulunmuş; İlk zamanlarda romantik bir akım olarak gelişmiş olsa bile 18. Yüzyıla gelindiğinde Avrupa kıt’asında milli devletler kurulmaya başlanmış ve milliyetçi görüş devlet yönetiminde hâkim olmuştur.

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, özellikle yüzyılın sonunda Türk-Yunan savaşı ile kaçınılmaz olduğu anlaşılan Türk Milliyetçilik hareketi devlet yönetiminin bazı birimlerinde hayata geçirilmeye çalışılsa bile başarılı olduğu söylenemez. Ancak, yüzyılımızın ilk çeyreğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde bir yandan siyasî alanda, bir yandan askerî alanda millî devlet olma yolunda mücadele verirken, başta Ziya Gökalp olmak üzere dönemin Türkçü fikir adamları da bunu düşünce olarak desteklediler. Bazı kesimler tarafından tenkit edilse bile, millî devlete doğru bir gidişin ifadesi olması bakımından Türkiye Devleti, yalnız kendisi için değil diğer Türk toplulukları için de takip edilmesi gereken bir örnek olarak tarihteki yerini alacaktı.

Dünyadaki çeşitli gelişmeler Türkiye Devleti’nin takip ettiği politikalarda değişiklik yapılması ile kalmadı, zaman zaman da dönemin idarecileri tarafından Türkiye ve Türk dünyasının çıkarlarına olan bazı politikalardan sapmalara kadar vardı. Özellikle II. Dünya Savaşından sonra Sovyetler Birliği’nin galip devletler arasında yer alması söz konusu politik sapmaları hızlandırdı. Devlet yönetiminde başlayan bu sapmalar önce fikrî, daha sonra da ferdî ve toplumsal sapmalar ne yazık ki millî şahsiyette sapmalara sebep olacak kadar ileri gitti. Bu sapmalar kimi zaman kültür değişmesi, kimi zaman medeniyete ulaşmak veya çağdaşlaşma adına hoş karşılandı ve destek de buldu. Ancak; Türk aydınları arasında bulunan bir grup vardı ki, bu sapmalara karşı çıktı ve Türk milliyetçiliği etrafında birleşilmesinin gerektiğine inandı. İşte dönemin aydınları arasında bulunan şahsiyetlerden birisi de Alparslan Türkeş’ti.

Türk milletinin dinamiklerinden hareketle Türk milliyetçiliği ülküsünü sistemleştirme yolunda gayret sarfeden Türkeş, tıpkı fertlerin yaşama hakkının var olduğu gibi milletlerin de yaşama hakkı olduğunu vurgulayarak Türk milletinin de yaşama hakkına sahip olduğu düşüncesinden hareketle, milliyetçilik düşüncesini, şahıs şahıs, grup grup toplumun her kesiminden insanın beynine nakşetti. İki nesildir büyük fedakârlıklar ile sürdürülen bu kutlu mücadele, nihayet meyvelerini vermeye başladı. 1970’li yılara gelindiği zaman özellikle batı dünyası karşısında Türk kimliği ile öne çıkan Türkiye Devleti’nin fertleri, devlet idaresinde de yer almaya başladılar... Ancak 1980’de yapılan askerî ihtilâl bu anlayışı yeniden hapsetmeye gayret etti. Zira bir yerlerden düğmeye basılmış, Türk milliyetçileri toplumdan âdeta tecrit edilmeye, hapishanelerde birarada tutulmaya başlamışlardı. Daha sonraki yıllarda dönemin başbakanı Türk milliyetçiliğinin de dahil olduğu çeşitli görüşlerin toplum içinde kabul görmesini engellemek, devlet idaresinde yer vermemek düşüncesi ile çok gayret sarfetmişti. Oysa herkes biliyordu ki, yasak getirilen politikacılar ve fikirler içinde devlet yönetmeye aday ve devlet yönetme kabiliyetine sahip en iyi kadro milliyetçi kadrolar ve onların temsilcisi durumunda olan Alparslan Türkeş idi. Bugün çeşitli siyasî partilerde olan yapılanma, devlet idaresi ile ilgili politikaların üretilmesi bunun en güzel örneğini teşkil eder. Özellikle 1989 yılından itibaren bağımsız Türk devletlerinin kurulması ve Türkiye Devleti’nin bunlarla ilgili politika üretmesinin arkasında olan kuvvet Türk milliyetçileridir.

Bir fikir adamı, politik bir şahsiyet, asker, bir bilim adamı olarak Alparslan Türkeş, yukarıda işaret ettiğimiz gibi Türk kimliğinin ön plana çıkmasında, Türk insanının yeniden dinamizm kazanmasında müessir olmuştur. Fertlerden başlayarak geniş bir yelpazede kabul gören Türk milliyetçiliği fikrinin devlet yönetiminde hâkim düşünce olması da yine Alparslan Türkeş sayesinde olmuştur. Kanaatimiz odur ki Türkeş, Türk insanının şahsiyetinin teşekkülünde, Türk milliyetçiliği fikrinin devlet yönetimine taşınmasında son yüzyılın en büyük şahsiyetidir.

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, H.Nihal Atsız’ın vefatında;

Burada baş sağlığı orada gözler aydın

İki ayrı dünyada iki ayrı tören var
mısraları ile duygularını dile getirmişti. Bizim kanaatimiz odur ki, Başbuğ’u cennette karşılayan nice insan var.

"Buradan uğurlarken O’nu binlerce bozkurt

Orada karşılayan binlerce Alp-Eren var"

Tanrı’nın rahmeti O’na olsun...

Halim Kaya

22 Haz 2026

Ülkücü camianın kitap okuyanları Alparslan Türkeş, Dündar Taşer, Galip Erdem, Erol Güngör, Necmettin Hacıeminoğlu, Nihal Atsız gibi milliyetçi düşünürler hakkında hemen hemen her yazılanı okuduğu gibi bende sözkonusu isimler hakkında yazılan her yazı veya kitaba sahip olup okumayı bir alışkanlık haline getirdim.

İdris Savaş

22 Haz 2026

M. Metin KAPLAN

15 Haz 2026

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

15 Haz 2026

Kemal Girgin

08 Haz 2026

Yusuf Yılmaz ARAÇ

26 May 2026

Nurullah KAPLAN

17 Kas 2025

Efendi BARUTCU

25 Haz 2025

Hüdai KUŞ

22 Tem 2024

Orkun Özeller

03 Haz 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Ziyaret -> Toplam : 306,90 M - Bugn : 141885

ulkucudunya@ulkucudunya.com