« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

20 Ara

2010

Akif: Bir Abide Şahsiyet

Yavuz Bülent Bakiler 01 Ocak 1970

Sivas’ta ortaokulun son sınıfındayım. Mehmet Akif’in bütün şiirlerinin toplu olduğu SAFAHAT’ı okumak istiyordum. Ama SAFAHAT Sivas’a yoktu. Ablam İstanbul’daydı. Eve dönerken bana mutlaka bir SAFAHAT almasını, O’na mektup yazarak bildirdim. Ablam Sivas’a bir SAFAHAT ile döndü. Ve ben 1950 yılından beri SAFAHAT okuyorum. Bu bakımdan Mehmet Akif Bey’i birazcık tanıdığımı söyleyebilirim. Akif’in vefatının 50.yıldönümü münasebetiyle Türkiye’de O’nula ilgili sohpetler ve konferanslar düzenlendi. Programı Kültür Bakanlığı yürütmekle vazifeliydi. 1986 yılında Kültür Bakanlığı’nda çalışıyordum. Akif’i anma proğramlarına ben de katıldım. 44 Vilayetimizde Akif için kürsüye çıktım. Yurtdışında Almanya’da, Belçika’da, Holanda’da ve Fransa’da işçilerimize M.Akif’i anlatmaya çalıştım. O münasebetle hayretle ve dehşetle gördüm ki, bizim “aydın bilenen-öyle geçinen” kimselerimiz İstiklal Marşı Şairimizi yeteri kadar tanımıyorlar. Hatta O’nun hakkında çok yanlış bilgilere sahipler. Halkımız da okumadığı için büyük şairimizden haberdar değil. Halbuki Mehmet Akif bizim Meşrutiyet ve Cumhuriyet devrimizin en büyük, ama en büyük abide şahsiyetlerinden biri. Eğer insanların ve milletlerin yaşayışında: doğruluk, samimiyet, ahde vefa, haksızlık karşısında susmamak, bütün güzel sanatlara ve bütün ilimlere gönülden bağlanmak, merhametli ve metin olmak, gafletten, cehaletten, kinden, nefretten uzak yaşamak bin yıl sonra bile, iki binyıl sonra bile üstün vasıflar olarak kabul edilecekse, Akif binyıl sonra bile, ikibin yıl sonra bile yine abide şahsiyetlerden biri olarak anılacaktır. Çünkü, o Kur’an ahlakıyla ahlaklanan, ışığını Kur’andan alan, mükemmel, müstesna şairlerimizden biridir. O bakımdan çok mükemmel bir insandır. Cehaletten, gafletten, yanlış tevekkül anlayışından, birliğimize-beraberliğimize sokulan fitne fesatttan, kula kul olmaktan, ilimden irfandan uzak kalmaktan, Mehmet Akif kadar yaka silken, şikayet eden şairlerimiz çok azdır.. Daha Birinci Dünya Savaşı yıllarında, Türkiye’nin kalkınması, çağdaş medeniyet sevyesine ulaşması için, Akif kadar dosdoğru gösteren mütefekkir şairlerimiz maalesef çok azdır. O’nun ileri sürdüğü fikirlere dün olduğu gibi, bugün de itiraz eden ilim adamlarımız yoktur. Bizim şiirimizde atom ilminden ilk defa bahseden O’dur. SAFAHAT’ın ASIM bölümünde Mehmet Akif, yakın dostlarından birinin oğlu olan Asım’a nasihatlarda bulunur. Çünkü Asım ve arkadaşları, bir takım meselelerimizi kaba kuvvetle halledeceklerini sanan iyi niyetli fakat ilimden, irfandan uzak delikanlılardır: Ramazan’da oruç tutmayanları dövmekle, kumar oynayan kimselerin paralarını alıp, fakir fukaraya dağıtmakla ve bir hükümet darbesi yaparak kaba kuvvetle işbaşına gelmekle vatana-millete hizmet edeceklerini sanmaktadırlar. M.Akif, Asım’ı karşısına alır ve O’na nasihat eder: "Asım"der “Bu yol yanlıştır. Kaba kuvvetle mes’elelerimizi hal edemezsiniz. Milletlerin kalkınması için, iki temele dayanmaları gerekir: Bunlardan birisi fazilet,ötekisi marifettir. Fazilet bir milletin gelenekleri, görenekleri, güzel sanatlarıdır. Marifet ise ilimdir, tekniktir. Biz, malesef bu temellerden uzak yaşıyoruz. Halbuki, Berlin’de ilim adamları, maddenin kudret-i zerriyesini, yani atomu parçlamaya çalışıyorlar. Batı ilmi atomu parçaladı mı, bir damla kömürden namütenahi-sonsuz-güç elde edeceklerdir. Eğer siz de vatana hizmet etmek istiyorsanız, hemen Berlin’e gideceksiniz. O ilmi öğrendikten sonra hemen vatana döneceksiniz. Batının ilmini bize taşıyacaksanız. Arada köprü olacaksınız. İşte o zaman devlete, millete hizmet etmiş olacaksınız. Yoksa bu kaba kuvvetle hiç bir netice alamazsınız.” Asım,bu nasihatı aldıktan sonra, Akif’e cevap verir: “-Yarın akşam yola arkadaşlarla birlikte çıkacağız.”der. Akif de: “-Berhudar olun!” Yani “selamette olun,başarılı olun”diyerek, memnuniyetini ifade eder.

Halim Kaya

01 Eyl 2026

Gültekin Çavuşoğlu ismini daha önce hiç duymadım, ya da duyduysam da şimdi hafızamda hatırlayacak bir bilgi yok. Başbuğ Alparslan Türkeş’in ülkücü edebiyatın yazarları tarafından pek yeterince işlenmiş olduğunu düşünmediğimden ve gerekli değerin verilmediğini düşündüğümden “Başbuğ Alparslan Türkeş İle Hatıralarım” adlı bu kitabı görünce hemen aldım.

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

24 Ağu 2026

Yusuf Yılmaz ARAÇ

20 Ağu 2026

İdris Savaş

17 Ağu 2026

M. Metin KAPLAN

27 Tem 2026

Kemal Girgin

08 Haz 2026

Nurullah KAPLAN

17 Kas 2025

Efendi BARUTCU

25 Haz 2025

Hüdai KUŞ

22 Tem 2024

Orkun Özeller

03 Haz 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Ziyaret -> Toplam : 323,26 M - Bugn : 95765

ulkucudunya@ulkucudunya.com