« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

08 Haz

2026

Rus Evi'nin İlber Ortaylı'ya vefası bir tarihçiyi anmanın ötesinde!

Ömür Çelikdönmez 01 Ocak 1970

Bazı anma programları vardır; bir kişinin hatırasını yaşatmak için düzenlenir. Bazıları ise bir dönemi, bir fikri ve hatta bir medeniyet tasavvurunu hatırlatır. Ankara'daki Rus Evi'nde Prof. Dr. İlber Ortaylı adına gerçekleştirilen ve şahsımın da iştirak ettiği anma programı, ikinci kategoriye giriyor.

İlk bakışta bu etkinlik, Türk tarihçiliğinin duayen isimlerinden birine gösterilen vefa örneği gibi görülebilir. Ancak programa katılan isimler, yapılan konuşmalar ve seçilen mekân dikkate alındığında ortaya çok daha geniş bir tablo çıkıyor. Çünkü İlber Ortaylı yalnızca bir tarih profesörü değildi. O, Türkiye'nin Avrasya hafızasını temsil eden nadir entelektüellerden biriydi.

Türk bilim ve tarih dünyasının duayen isimlerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı, Ankara Rus Evi’nde düzenlenen özel bir anma programıyla yad edildi. Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçiliği ve Rus Evi Ankara'nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, Ortaylı’nın akademik mirası, tarihçiliğe katkıları ve Türkiye-Rusya ilişkilerine bıraktığı izler ele alındı.

Rus Evi'nde gerçekleştirilen programa Türkiye ve Rusya'dan akademisyenler, araştırmacılar, diplomatlar ve öğrenciler katıldı. Merhum tarihçinin kardeşleri Tuna Ortaylı ve Nuriye Ortaylı'nın da hazır bulunduğu programda yapılan konuşmalar, Ortaylı'nın bıraktığı mirasın yalnızca üniversite kürsüleriyle sınırlı olmadığını bir kez daha ortaya koydu.

Yakın dostu Prof. Dr. Celal Şengör'ün değerlendirmeleri, Prof. Dr. Muhammet Savaş Kafkasyalı'nın tespitleri ile Rus Evi Ankara Başkanı Doç. Dr. Aleksandr Sotniçenko ve Rusya Federasyonu Büyükelçiliği Kültür Ataşesi Dr. Yevgeniy Bahrevskiy'in konuşmaları, Ortaylı'nın farklı çevrelerde nasıl ortak bir saygı zemini oluşturduğunu gösteriyordu.

Merhum Prof. Dr. İlber Ortaylı gibi Kırımlı olan, Kırım Vatan Kültür Derneği Başkanı Nusret Tuzak, programa katılanlar arasında yer aldı. Programın düzenleyicisi, Kırıkkale Üniversitesi Uluslararası İlişkiler öğrencisi Alparslan Çakır’ın takdim konuşmasında “İlber herşeye değer” sözü katılımcılardan alkış aldı.

Ortaylı'nın Türk tarihçiliğine yön veren birikimi konuşuldu…

Program boyunca yapılan değerlendirmelerde, İlber Ortaylı'nın özellikle Osmanlı-Rus ilişkileri, Karadeniz havzası, Kafkasya, Balkanlar ve Avrasya tarihi üzerine gerçekleştirdiği çalışmaların uluslararası akademik çevrelerde temel başvuru kaynakları arasında yer aldığı belirtildi.

Katılımcılar, çok sayıda yabancı dili etkin şekilde kullanabilen Ortaylı'nın Rusça kaynaklara doğrudan erişebilmesinin çalışmalarına ayrı bir derinlik kazandırdığını ifade etti. Bu yönüyle Ortaylı'nın yalnızca bir tarihçi değil, aynı zamanda farklı kültürleri ve medeniyetleri birbirine yaklaştıran önemli bir fikir insanı olduğu vurgulandı.

Konuşmalarda ayrıca Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin yalnızca diplomasi, enerji ve ticaret başlıklarından ibaret olmadığı; tarih, kültür ve akademi alanlarında kurulan kalıcı bağların da iki ülke ilişkilerinin önemli unsurlarından biri olduğu ifade edildi. Bu bağlamda İlber Ortaylı'nın çalışmaları, iki toplum arasındaki karşılıklı anlayışın gelişmesine katkı sağlayan değerli bir miras olarak değerlendirildi.

Yakın dostu Prof. Dr. Celal Şengör, konuşmasında İlber Ortaylı'nın yalnızca bir tarihçi değil, aynı zamanda geniş bir entelektüel ufka sahip bilim insanı olduğunu belirtti. Şengör, Ortaylı'nın tarih, coğrafya, kültür ve medeniyetler alanındaki derin bilgi birikiminin uluslararası akademik çevrelerde büyük saygı gördüğünü ifade etti.

Prof. Dr. Muhammet Savaş Kafkasyalı; Ortaylı'nın tarih araştırmalarında arşiv belgelerine dayalı çalışma disiplinine dikkat çekerek, Türk tarih yazımına kazandırdığı metodolojik yaklaşımın yeni nesil araştırmacılar için önemli bir rehber niteliği taşıdığını vurguladı.

Rus Evi Ankara Başkanı Doç. Dr. Aleksandr Sotniçenko ile Dr. Yevgeniy Bahrevskiy de konuşmalarında, İlber Ortaylı'nın Türkiye ile Rusya arasındaki tarihî ve kültürel bağların akademik zeminde ele alınmasına önemli katkılar sunduğunu ifade ettiler. Konuşmacılar, Ortaylı'nın iki ülke arasında kültürel ve bilimsel diyaloğun gelişmesine katkı sağlayan önemli bir entelektüel köprü olduğunu dile getirdiler.

Aslında burada sorulması gereken soru şudur: Neden İlber Ortaylı?
Çünkü Ortaylı, Türkiye'de tarihçiliği yalnızca geçmişin anlatımı olmaktan çıkarıp devletler, medeniyetler ve coğrafyalar arasındaki ilişkileri anlamanın anahtarlarından biri hâline getiren isimlerden biriydi. Osmanlı tarihini anlatırken Rusya'yı, Rusya'yı anlatırken Avrupa'yı, Avrupa'yı anlatırken Kafkasya'yı ve Balkanlar'ı birlikte okuyabiliyordu. Bugün birçok akademisyenin uzmanlaştığı alanların tamamına hâkim olabilen isim sayısı oldukça azdır.

Onun Rusya ile ilgili değerlendirmeleri bu nedenle her zaman dikkat çekmiştir. Çünkü Ortaylı'nın Rusya okumaları, günlük siyasetin sınırlarını aşan bir tarih perspektifine dayanıyordu. Çarlık Rusyası'nı da Sovyetler Birliği'ni de günümüz Rusya Federasyonu'nu da aynı tarihsel süreklilik içerisinde değerlendirebiliyordu.

İlber Ortaylı'nın Rus Evi'nde anılmasının sembolik yönü de burada ortaya çıkıyor. Ortaylı, Türkiye ile Rusya arasında yalnızca diplomatik ilişkilerin değil, kültürel ve akademik diyaloğun da temsilcilerinden biriydi. Rusça kaynakları doğrudan okuyabilmesi, Rus tarihçileriyle kurduğu ilişkiler ve Osmanlı-Rus ilişkileri üzerine yaptığı çalışmalar, onu iki ülke arasındaki entelektüel köprünün önemli ayaklarından biri hâline getirmişti.

Belki de Ortaylı'yı farklı kılan en önemli özelliklerden biri, köklerinden hiçbir zaman kopmamış olmasıydı. Kırım Tatarı bir ailenin evladı olarak dünyaya gelmiş, Avrupa'da doğmuş, Ankara'da yetişmiş, dünyanın farklı merkezlerinde eğitim almıştı. Ancak bütün bu birikimi, Anadolu'nun tarih hafızasıyla birleştirmeyi başarmıştı. Bu nedenle onun hayat hikâyesi aynı zamanda Türk dünyasının, Balkanlar'ın, Kafkasya'nın ve Karadeniz havzasının da hikâyesidir.

Bugün Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler çoğu zaman enerji projeleri, doğal gaz hatları, Suriye, Karadeniz güvenliği veya ticaret rakamları üzerinden değerlendiriliyor. Oysa devletler arasındaki ilişkileri kalıcı hâle getiren unsur yalnızca ekonomik çıkarlar değildir. Akademik temaslar, kültürel bağlar ve ortak tarih hafızası da en az siyasi ilişkiler kadar önemlidir.

Rus Evi'nin İlber Ortaylı'yı anması, sıradan bir kültür etkinliği olarak değerlendirilmemelidir. Bu program, Ankara ile Moskova arasında zaman zaman değişen siyasi atmosferin ötesinde, iki toplum arasında yüzyıllar boyunca oluşmuş tarihî, kültürel ve entelektüel etkileşimin de bir yansımasıdır. Ortaylı'nın şahsında anılan yalnızca bir tarihçi değil; Osmanlı'dan Çarlık Rusyası'na, Kırım'dan Balkanlar'a, Kafkasya'dan Karadeniz'e uzanan ortak tarih hafızasıdır.

Bu nedenle Ankara'daki Rus Evi'nde gerçekleştirilen anma programı, bir vefa toplantısından çok daha fazlasını ifade etmektedir. Etkinlik, tarih biliminin diplomasiye, kültürün siyasete ve ortak hafızanın devletler arası ilişkilere sağlayabileceği katkının somut bir örneği olarak kayda geçmiştir. İlber Ortaylı'nın ardında bıraktığı miras da tam olarak burada anlam kazanmaktadır: Geçmişi yalnızca anlatmak değil, geçmişten hareketle toplumlar arasında kalıcı köprüler kurabilmek.

Rus Evi'nin Başkanı da sıradan bir isim değil!..


İlber Ortaylı'nın Rus Evi'nde anılmasının sembolik yönü de burada ortaya çıkıyor. Ortaylı, Türkiye ile Rusya arasında yalnızca diplomatik ilişkilerin değil, kültürel ve akademik diyaloğun da temsilcilerinden biriydi. Rusça kaynakları doğrudan okuyabilmesi, Rus tarihçileriyle kurduğu ilişkiler ve Osmanlı-Rus ilişkileri üzerine yaptığı çalışmalar, onu iki ülke arasındaki entelektüel köprünün önemli ayaklarından biri hâline getirmişti.

Bu noktada programın ev sahiplerinden Rus Evi Ankara Başkanı Doç. Dr. Aleksandr Sotniçenko'nun profiline de ayrıca dikkat çekmek gerekiyor. St. Petersburg akademik çevrelerinde yetişen Sotniçenko, Osmanlı tarihi, Rusya-Türkiye ilişkileri ve Avrasya jeopolitiği üzerine çalışan bir tarihçi ve diplomat. Uzun yıllar Saint Petersburg Devlet Üniversitesi'nde akademik çalışmalar yürüten Sotniçenko, daha sonra diplomatik görevle geldiği Ankara'da, Rus kültür diplomasisinin en görünür isimlerinden biri.

Türk tarihi ve Osmanlı-Rus ilişkileri üzerine çalışan bir akademisyenin, Türk tarihçiliğinin en önemli temsilcilerinden biri olan İlber Ortaylı'nın anma programında söz alması, etkinliğe ayrı bir anlam katmıştır. Rus akademik geleneği içerisinde yetişmiş bir Türkolog olarak tanınan Sotniçenko'nun, Türkiye ile Rusya arasındaki kültürel ve akademik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik çalışmaları dikkat çekiyor.

Bu yönüyle bakıldığında, Rus Evi'nde düzenlenen anma programı yalnızca bir kurumun gerçekleştirdiği kültürel faaliyet olarak görülemez. Program aynı zamanda Türk ve Rus akademik çevrelerinin, tarihçilerin ve araştırmacıların ortak hafızaya duydukları saygının da bir tezahürü niteliğindeydi. İlber Ortaylı'nın şahsında anılan, sadece bir bilim insanı değil; Osmanlı'dan günümüze uzanan Türk-Rus ilişkilerinin tarihsel ve kültürel birikimiydi.

Ankara'da bir kültür diplomasisi merkezi: Rus Evi…
Bugün Ankara'da faaliyet gösteren Rus Evi'nin geçmişi, Türkiye ile Rusya arasında imzalanan kültürel iş birliği anlaşmalarına dayanıyor. Rusya Federasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti arasında 3 Aralık 2012 tarihinde imzalanan hükümetler arası mutabakat çerçevesinde kurulan Rusya Bilim ve Kültür Merkezi, diğer adıyla Rus Evi Ankara, 27 Şubat 2014 tarihinde resmen hizmete açıldı. Kurum, Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı'na bağlı Rossotrudniçestvo'nun Türkiye temsilciliği olarak faaliyet göstermektedir.

Rus Evi, kuruluşundan bu yana yalnızca bir kültür merkezi olarak değil, aynı zamanda Türkiye ile Rusya arasındaki kültürel diplomasinin önemli araçlarından biri olarak öne çıktı. Merkezin temel amacı; iki ülke arasındaki kültürel, bilimsel, eğitsel ve insani ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlamak, Türk kamuoyunu Rusya'nın tarihi, kültürü, sanatı ve bilimsel birikimiyle tanıştırmak olarak tanımlanıyor.

Geçen on iki yıllık süreçte Rus Evi Ankara'da yüzlerce etkinlik düzenlendi. Rus ve Türk sanatçıların katıldığı resim sergileri, klasik müzik konserleri, film gösterimleri, bilimsel konferanslar, tarih panelleri, çocuk ve gençlik atölyeleri, edebiyat günleri ve kültür festivalleri bunların başında geliyor. Kurum aynı zamanda Rusça dil kurslarıyla da dikkat çekiyor. Ankara'da Rusça öğrenmek isteyenler için önemli merkezlerden biri haline gelen Rus Evi, her yıl yüzlerce öğrenciye eğitim imkânı sunuyor.

Rus Evi'nin en dikkat çekici faaliyetlerinden biri ise eğitim alanında yürüttüğü burs programlarıdır. Rossotrudniçestvo aracılığıyla her yıl çok sayıda Türk öğrenciye Rusya'daki üniversitelerde lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimi alma fırsatı sağlanmaktadır. Bu yönüyle kurum yalnızca kültürel değil, aynı zamanda akademik ilişkilerin de gelişmesine katkı sunmaktadır.

Son yıllarda Rus Evi, Türkiye-Rusya ilişkilerinin tarihsel boyutuna odaklanan konferans ve söyleşilere de ev sahipliği yapmaktadır. "Türkiye-Rusya Medeniyet Diyaloğu", tarih, kültür ve ortak hafıza temalı toplantılar, sanat sergileri ve bilimsel etkinlikler kurumun faaliyet takviminde önemli yer tutmaktadır. İlber Ortaylı için düzenlenen anma programı da bu çizginin son halkalarından biri olarak değerlendirilebilir.

Bu nedenle Rus Evi Ankara'yı yalnızca bir yabancı kültür merkezi olarak görmemeli. Kurum, son yıllarda Türkiye ile Rusya arasında kültür, eğitim, sanat ve akademi alanlarında kurulan temasların önemli adreslerinden biri hâline gelmiş; iki toplum arasındaki karşılıklı anlayışın gelişmesine katkı sağlayan bir kültür diplomasisi platformu işlevi üstlenmiştir.

Küresel emperyalist odakların Karadeniz’deki karanlık hesaplaşmasında, Rusya karşıtı Ermenistan ve Gürcistan'ın Avrupa Birliği’ne entegrasyonu gündemdeyken, Türkiye ile Rusya'yı karşı karşıya getirme çabalarının yoğunlaştığı bugünlerde Rus Evi ve değerli yöneticilerine büyük görevler düşüyor.

https://www.dikgazete.com/yazi/rus-evi-nin-ilber-ortayli-ya-vefasi-bir-tarihciyi-anmanin-otesinde-9145.html

Ziyaret -> Toplam : 297,77 M - Bugn : 209317

ulkucudunya@ulkucudunya.com