« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

25 May

2026

Dilâver Cebeci

Mehmet Nuri Yardım 01 Ocak 1970

Dilâver Cebeci’yi anlatabilmek ne mümkün? “Koşma” sında dediği gibi “Seni anlatmaya yetmiyor bir gün / Kâğıt bile satırlardan tedirgin. / Vakit gece, kalem hasta, göz yorgun, / Yazamadım, yazılmıyor sultanım.”
Ama yazmalıyız, onun iç dünyasının zenginliğinin, ufkunun derinliğini, at koşturduğu bozkır ikliminin bereketini anlatmalıyız. Gençlerimize şiir nasıl yazılır, nasıl sevdalanılır, nasıl âşık olunur örnek diye onu göstermeliyiz. Şiirimizin Genç Osman’ıydı, bir başka Destan şairimizi Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nu “Ve Hüvel Baki” ile uğurlamıştı: “Aylardan Ağustos, günlerden Cuma / Geldi ” ircî “ emri açıldı semâ, / Şâir veda etti iklim-i Rum’a, / Döğünsün destanlar, ağlasın şiir, / Allah Kadîm, Allah Bâkî, Allah bir.”
Biyografisi destanlık, eserleri kütüphanelik, şiirleri bir millete şeref verecek zenginlikte. Ama Dilâver Cebeci bütün bunların ötesinde bir gönül, bir irfan ve bir mefkure adamı olarak unutulmayacak. Özümüzün, sözümüzün, ülkemin, Türkiye’min şairiydi... İlk intibalarımı Sanatalemi.net sitesine yazdım. Orada ilk şoku, ilk şaşkınlığı, ilk kederi ve hüznü dillendirdim. Başkaları da yazdı. Ama hayat devam ediyor. O artık hem edebiyat tarihimizin seçkin bir yıldızı hem de fikir dünyamızın mümtaz bir ismi olarak hâfızalarda ve gönüllerde yerini alacak. Sadece şair mi, hayır. Nesirleriyle de izi silinemeyecek bir kalem ustasıydı. Çünkü mensure türünün günümüzdeki en güçlü temsilcilerindendi. Nesir yazıları sağlam ve köklü bir kültürden imbiklenen coşkulu bir kâinattı. Mavinin hakim olduğu bu dünyada Horasan’dan Tuna boylarına bütün bir Türklük ve Müslümanlık vardı. Bir mustarip adamdı. Beyler, yiğitler, kopuzlar,ozanlar, ezgiler, hoyratlar ve türküler. Sonra manevî iklimi yaşatıyordu: Camiler, kubbeler, çeşmeler, ezanlar... Bir de mizah edebiyatımıza kazandırdığı muhteşem isim: Seyyah-ı Fakîr Evliya Çelebi.
Hani hep öyle olur ya, bir film şeridi geçmeye başlar önünüzden. Yaşanmışlıklar, hâtıralar, anekdotlar, dostluklar... Benim de öyle oldu. Ne güzel bir hayat yaşamıştı Dilâver Bey. Kelkit’in bu asîl evlâdı, bu toprağın has insanı, milletinin sevgilisi olmuştu.
Şerefli, seviyeli ve mübarek bir ömür sürmüştü.
Dilâver Cebeci dost insandı. Afrası tafrası, yalanı riyası, alayişi nümayişi yoktu. Sevdiğini tam severdi, bağlandığı adamı bırakmazdı. O hepimizi kahreden beyin kanamasını geçirdikten sonra Üsküdar’daki evinde ziyaret etmiştim kendisini. Eşi Ayla Hanım, “Dilâver Bey vatan, millet, bayrak ve ezan sevgisi ile yoğrulmuş bir insandır.” demişti. Elhak doğrudur. O serâpâ samimiyet adamıydı.
Arasıra Kubbealtı’na uğrardı. Sohbet ederdik. Yine yazıyor, yine çalışıyordu. Ama artık eski o haşmetli devirler, o şevk, o neşve yoktu. O velut, o azimli insan gitmiş, yerine daha mütevekkil, kalender, sessiz ve kaderci bir insan çıkagelmişti. Çocuksu bir hâlete bürünmüştü. Geçen hafta Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği yöneticileriyle birlikte kendisini ziyaret etmeyi düşündük, ama hastanedeydi, olmadı. Ziyareti erteledik. Artık inşallah asıl dünyada görüşmek nasip olur Dilâver Ağam’la...
Dilâver Cebeci soylu bir aydın, halis bir münevver, imanlı kalbi vatan, bayrak ve millet sevgisiyle dolu bir gerçek sanatkârdı, Gönlü yüce, hedefi uluydu. O görevini yaptı, ömrünü hayırla geçirdi. Talebe ve evlat yetiştirdi, eser verdi. Ve vazifesini tamamlayıp terhis teskeresini aldı. Ne mutlu ona, onun gibi bir ideale ömür harcayanlara. Galiba bundan sonra onun hüzün yüklü “Sitare” sini okuyarak duygulanacak, Mustafa Yıldızdoğan’ın sesinden “Ölürüm Türkiyem” şarkısını dinleyerek coşacağız: “Baş koymuşum Türkiye’min yoluna / Düzlüğüne yokuşuna ölürüm / Asırlardır kır atımı suladım / Irmağının akışına ölürüm.”
Takdir-i İlahî deyip Dilâver Cebeci’nin vefatına alışmaya çalışıyorum. Cebeci ailesinin inançlı, soylu, sabırlı ve örnek fertleri Ayla Hanımefendi’ye ve çocukları Nazlı Aspay ile Çağrı Fatih’e, yakınlarına, dostlarına, edebiyatseverlere ve milletimize başsağlığı diliyorum. Türkiye’nin, Türk ve İslâm âleminin başı sağ
olsun. Mevlâ rahmet eyleye.
Kültür sanat sitesi: www.sanatalemi.net

Ziyaret -> Toplam : 293,83 M - Bugn : 142508

ulkucudunya@ulkucudunya.com