« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

20 Nis

2026

Zafer!

Ragıp Kutay Karaca 01 Ocak 1970

ABD-İsrail, İran arasında 40 gün süren saldırılar sonrası geçici ateşkes ilan edildi. Pakistan’daki görüşmelerden bir so­nuç çıkmadı. Ateşkesin devamlı hale gelip, gelmeyeceği belirsizliğini koruyor.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’da as­kerî açıdan tüm amaçlarına ulaştıkları­nı ve “tam ve eksiksiz bir zafer. Yüzde yüz. Hiç şüphe yok” dedi. Gerçi İran’a saldırı­nın ikinci gününden beri ABD’nin her an­lamda zafer kazandığını ilan etmekten hiç sıkılmamıştı.

İran ABD’den eksik kalmadı. İran Ulusal Güvenlik Konseyi de “zafer” ilan etti. Konsey, ABD’nin İran’ın sundu­ğu 10 maddelik barış planını kabul ettiği ileri sürdü.

Çatışmaların üçüncü tarafı olan İs­rail ise Trump’ın İran’a yönelik saldırıla­rı iki hafta durdurma kararını destekledi­ğini açıkladı ama Lübnan’ı ateşkese dâhil etmedi. Oysaki Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, anlaşmanın Lübnan’daki İsrail ope­rasyonlarının durdurulmasını da içerdiği­ni söylemişti.

Ateşkes bir misina ipi kadar ince bir düz­lemde oluşturuldu. Bu inceliğin temel ne­deni her iki tarafın kendisini kazanan ilan etmesidir. Kazandığına inanan bir yapı­nın uzlaşması çok zordur. Dolayısıyla “za­fer” ilan etmek görüşmeden kalıcı bir ba­rış çıkmasını engelleyecek bir etkendi ve barış çıkmadı.

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, bir anlaşmaya varılamamasını İran’ın nük­leer silah geliştirme faaliyetlerinden vaz­geçmemesine, İran medyası ise ABD›nin aşırı taleplerine bağladı. Sonuç “sıfır”. “Zafer” kimseye ait değil. “Zarar” ise küre­sel boyutta.

İsrail kazanıyor
Bundan sonra ne olacak? ABD Başkanı­na bakarsak “İran cehennemi yaşayacak”. İran’a bakarsak “direnmeye devam ede­cek”. Görünen o ki her iki taraf kaybeden kazanan ise “İsrail” olacak.

Çatışmaların tekrar başlaması ve yine bir sonuca ulaşılamaması ABD yönetimi için önemli bir beceriksizlik olarak görüle­cek. Trump’ın politikalarındaki tutarsızlık çok daha fazla sorgulanır hale gelecek. Bir de bu kadar tehdide rağmen boyun eğdiri­lemeyen bir İran, ABD’nin dünyadaki “bü­yük” algısını erozyona uğratacak.

Bunun sonucu; istediğini yaptıramayan, müttefiklerinden destek bulamayan, hal­kının destek vermediği bir yönetimin da­ha fazla sorgulanır hale gelmesi olacak. Bu­nun yanında “her şey İsrail için” algısı ABD kamuoyunu giderek Trump yönetimin­den ve İsrail’den uzaklaştırmakta.

İran’da yıllardır devam eden yıkıcı ekonomik yaptırımların etkisi son yıl­larda halkın rejime isyan etmesine ne­den oldu. ABD-İsrail saldırıları halkı homojen hale getirdi ve “ne olursa ol­sun, İran var olsun” anlayışını ortaya çıkardı. İran, aynı zamanda, ABD-İsrail ikilisinin “kesin kazanan olacağı” anla­yışını da yıktı. Ancak çatışmaların uza­ması İran’daki yıkımı daha ağırlaştıra­bilir ki sonrasında bu yıkımı onarmak çok uzun yıllar alır.

Müzakereler “nükleer” konusunda tı­kanmış görülüyor. ABD, İran’ın nükleer faaliyetlerini sonlandırılması konusun­daki duruşunu değiştirmedi. İran ise bu politikasından vazgeçtiği takdirde hal­kına yıllardır ambargolar altında neden yaşadıklarını açıklamakta zorlanacak. Dolayısıyla İran’ın elinde çatışmaktan başka bir seçenek kalmamış ya da İran’a başka seçenek bırakılmamış bir durum söz konusu.

İran’ın oluşabilecek yoğun askeri baskıya dayanması görüşmelerin sey­rini değiştirebilecek yegâne durumdur. Pes etmeyen İran, uluslararası kamuo­yunu ABD’ye karşı bir baskı unsuru ola­rak kullanma şansına sahip olacaktır.

Müzakereye dönülür mü?
Tüm farklılıklara rağmen ABD ve İran’ın müzakereleri sürdürme konu­sunda kapıyı kapattığı düşünülemez. Ke­za mevcut durumun hem kendileri hem de dünyanın geri kalanı için sürdürülebilirliği neredeyse imkânsız.

Hiçbiri “zafer” kazanamadı. Bunu hepi­mizden daha iyi biliyorlar. Anlaşacaklar, anlaşmak zorundalar. Anlaşamazlarsa kü­resel ekonomi batma noktasına gelir ki bu­nun sonucu “3’üncü Dünya Savaşı” olur.

https://www.dunya.com/kose-yazisi/zafer/821762

İdris Savaş

20 Nis 2026

Yıllar önce ülkemizde çocuk bakıcılığı yapan Gürcistanlı İzabel, çalıştığı aileler hakkında hep aynı sitemde bulunurdu: `Çocuklarını çok şımartıyorlar!` O zamanlar belki tam kavrayamadığım bu tepki, bende bir merak uyandırdı ve o günden sonra ne zaman yurt dışına çıksam yabancıların çocuklarıyla kurduğu iletişime daha dikkatli bakmaya başladım.

Halim Kaya

16 Nis 2026

M. Metin KAPLAN

29 Mar 2026

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

29 Mar 2026

Yusuf Yılmaz ARAÇ

02 Mar 2026

Nurullah KAPLAN

17 Kas 2025

Efendi BARUTCU

25 Haz 2025

Hüdai KUŞ

22 Tem 2024

Orkun Özeller

03 Haz 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Ziyaret -> Toplam : 285,89 M - Bugn : 130577

ulkucudunya@ulkucudunya.com