Hamaney sonrası İran; Ortadoğu’da yeni düzen mi, kaos mu?
Zeynep Gürcanlı 01 Ocak 1970
Türkiye’de İran savaşı bağlantılı en büyük endişe ise güvenlik alanında; Savaşın uzaması ya da rejimin dağılıp, ülkenin bir iç savaşa evrilmesi halinde Türkiye, Suriye krizinde olduğundan daha büyük bir mülteci akını ile karşı karşıya kalabilir.
İran’ın Ortadoğu’daki Amerikan çıkarlarına misilleme saldırıları ile birlikte, son dönemde ciddi gerginlik yaşayan BAE ve Suudi Arabistan aynı cephede, ABD-İsrail’in yanında birleşti. Bu cepheye tüm Körfez Arapları ile Ürdün de resmen katıldı. Bu durum, İsrail merkezli yeni bir Ortadoğu düzeninin önünü açabilir.
Hamaney sonrası İran; Ortadoğu’da yeni düzen mi, kaos mu? - Resim : 1İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik başlattığı saldırılar, İran’ı 36 yıldır yöneten Dini Lider Ali Hamaney’in ölümü ile sonuçlandı. Bu gelişme, hem İran’ın iç dinamikleri, hem de Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesi konusunda kritik öneme sahip. Çatışma ortamı devam ederken, İran’da Molla rejiminin tamamen ortadan kalkmasından, Devrim Muhafızları’nı merkeze alan daha sert bir askeri diktatörlüğün ülke yönetimine geçeceğine ilişkin pek çok senaryo konuşuluyor.
ABD/İsrail saldırıları göstere göstere geldiğinden, Hamaney’in kendi ölümü sonrası için bir plan yapmadığını düşünmek mümkün değil. İsrail’in Hizbullah Lideri Nasrallah’ın ardından yerine geçenleri de sırayla suikastlerle öldürmesi de, Hamas liderliğinin başına gelenler de İran için “tecrübe” niteliğinde. Nitekim uluslararası basında yer alan haberlerde, dini liderin hem kendisi için hem de atadığı tüm kritik üst düzey İranlı yetkililer için dört katmanlı geçiş senaryoları hazırladığı ifade ediliyor.
Bu çerçevede İran’ın yeni “güçlü adamının” Ali Laricani olması bekleniyor. Laricani, bizzat Hamaney tarafından Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı olarak atandıktan sonra fiilen Molla rejiminin kritik kararlardaki en etkili isimlerinden biri olmuştu. İran’ın savunma stratejisini belirleyen, nükleer dosyada müzakerelere yön veren Laricani, İran’da “rejimin stratejisti” olarak görülüyor.
Ancak Laricani’nin “molla” kökenden gelmemesi, onun İran rejiminin dini lideri olmasının önünde engel. Yine de Hamaney sonrasındaki dini liderin en yakınındaki kişi, “rejimin bekçisi” olması en büyük olasılık.
“Pragmatik bir siyasetçi” olarak tanınan Laricani’nin, -Venezuela’da Maduro’nun derdest edilip, yerine yardımcısı Delcy’nin geçirilip, sistemin devam ettirilmesi örneğinden giderek-mevcut rejimi korumak için Washington ile uzlaşma araması da olasılıklar dahilinde.
Hamaney sonrası küresel siyaset
Hamaney’in ölümü ile sonuçlanan ABD-İsrail saldırıları daha şimdiden Ortadoğu’da pek çok sıradışı gelişmeyi de tetikledi.
- Körfez Araplarında bütünleşme- İran’ın Ortadoğu’daki Amerikan çıkarlarına misilleme saldırıları ile birlikte, son dönemde ciddi gerginlik yaşayan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan aynı cephede, ABD-İsrail’in yanında birleşti. Bu cepheye tüm Körfez Arapları ile Ürdün de resmen katıldı. Bu durum, İsrail merkezli yeni bir Ortadoğu düzeninin önünü açabilir. Ancak Türkiye-İsrail gerginliği, hâlâ tam olarak çözülemeyen Filistin meselesi düşünüldüğünde, bu çok kırılgan bir düzenin de habercisi.
- Türkiye ekonomik olarak zorlanacak gibi- Türkiye diplomatik ve siyasi İran savaşının dışında kalmayı -şimdilik- başardı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın İran’a saldırıların başladığı gün hem Amerikalı, hem de İranlı mevkidaşları ile telefon görüşmesi yapabiliyor olması, bunun işareti. Ancak ekonomik olarak İran savaşının Türkiye’yi zorlama ihtimali büyük.
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapanma ihtimalinin, petrol fiyatlarında artışı getireceğine kesin gözüyle bakıyorlar. Türkiye açısından petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, enflasyonda yaklaşık yüzde 1’lik bir artış anlamına geliyor. Bu da bir türlü kapatılamayan yüksek cari açığın daha da yükselebileceğinin habercisi.
İran, Türkiye’nin ikinci büyük doğalgaz tedarikçisi. Türkiye’nin İran gazından kısa ya da orta vadede mahrum kalması, ekonomik olarak Ankara’yı zorlayabilir.
İran savaşının zamanlaması da Türkiye’yi ekonomik olarak zora sokabilecek nitelikte; Savaşın uzama ihtimali, yaklaşan turizm sezonunda Türkiye’yi ciddi bir gelirden mahrum bırakabilir.
Türkiye’de İran savaşı bağlantılı en büyük endişe ise güvenlik alanında; Savaşın uzaması ya da rejimin dağılıp, ülkenin bir iç savaşa evrilmesi halinde Türkiye, Suriye krizinde olduğundan daha büyük bir mülteci akını ile karşı karşıya kalabilir. İran’da merkezi yönetimin çökmesi, ülkenin dağılmasını da beraberinde getirebilir. Bu da, Türkiye sınırında yeni bir “boşluk”, olası terör yuvası anlamına gelir. İran’ın batısında oluşacak zayıflama, PKK terör örgütü bağlantılı unsurların alan kazanmasına yol açabilir.
- Pakistan-Afganistan çatışması; Sınır savaşı mı, Çin’in çevrelenmesi mi? - ABD’nin İran ve Venezuela müdahalelerinden sonra da, Pakistan’ın Afganistan’a savaş ilan edilmesinden sonra da gözler hep Pekin’e döndü. Her kriz başlığında “Çin ne yapacak?” sorusunun gündeme gelmesi, bu çatışmaların Pekin’i test eden bir çevreleme siyasetiyle bağlantılı olabileceğini düşündürüyor. Venezuela ve İran Çin’in en büyük petrol tedarikçilerinden, Pakistan ise Çin’in Kuşak ve Yol girişiminin en önemli ayaklarından biri. Pakistan’ın Gwadar Limanı ve Çin–Pakistan Ekonomik Koridoru, Pekin için hayati. Bu nedenle Pakistan’ın iç güvenlik sorunlarıyla meşgul edilmesi, dolaylı biçimde Çin’in stratejik projelerinin yavaşlatılması anlamına da gelebilir. Çin’in doğrudan askeri müdahaleden kaçınarak arabuluculuk rolüne yönelmesi muhtemel; ancak Pakistan’daki uzun süreli istikrarsızlık, Pekin’in yumuşak karnına baskıyı da arttırabilir.
- Türkiye-Suriye ilişkisi Pakistan-Afganistan ilişkisine benzer mi? - Afganistan’da Taliban’ın bir dini/siyasi hareket olarak ortaya çıkmasında da, güçlenmesinde de Pakistan istihbarat servisi ISI’nin katkısı büyük. Ancak “terör örgütü” görüldüğü dönemde ISI kontrolündeki Taliban, ABD’nin çekilmesinden sonra Afganistan yönetimini tümüyle üstlenince Hindistan’la yakınlaşmaya başladı.Bu yakınlaşma da Pakistan’da “alarm zillerinin” çalmaya başlamasına neden oldu elbette.
Bu açıdan, Pakistan’ın Afganistan’daki Taliban yönetimi ile girdiği savaştan Türkiye’nin çıkarması gereken dersler olduğu açık; Türkiye sınırının hemen güneyinde, İdlib’de yeşeren ve büyüyen HTŞ, şimdilerde tüm Suriye’nin meşru hakimi konumunda. HTŞ de tıpkı Taliban gibi bir dönem terör örgütü olarak tanınıyordu. Suriye’nin kontrolünü Türkiye yardımıyla Suriye’de iktidarı elde eden HTŞ’nin şimdilerde İsrail’le yakınlaşması manidar. O kadar ki, ABD-İsrail’in son İran saldırılarında Şam’daki HTŞ yönetimi hem Suriye hava sahasını İsrail uçaklarına açtı, hem de yaptığı resmi açıklamalarda İran’ı kınayan, Washington-Tel Aviv’in duruşunu destekleyen bir tavır içine girdi. Türkiye ile İsrail arasında büyüyen gerginlik ve Ortadoğu’daki etkinlik rekabeti düşünüldüğünde, Şam’ın “hangi tarafta” duracağı bu son politik tavrıyla iyiden iyiye ortaya çıkmış görünüyor.
Trump’ın seçim hesabı tutacak mı?
ABD’de Trump yönetimi, İsrail’de Başbakan Netanyahu İran’la fiili savaşın ilk gününde dini liderin ortadan kaldırılmasıyla, iç politikada kısa vadede önemli kazanımlar elde etmiş görünüyorlar. Ancak uzun vadede İran meselesinin Kasım ayındaki ara seçimlerde Trump’ın işine yarayıp yaramayacağı belli değil. İran’ın Hamaney sonrası nereye evrileceği/rejimin değişip değişmeyeceği, savaşın uzama ihtimali, İran’ın misillemelerinin bölgedeki ABD askeri varlıklarına ne kadar zarar vereceği, ABD’de Kasım’da yapılacak ara seçimlerde Trump’ın siyasi geleceği konusunda asıl belirleyeceği olacak.
ABD siyasetinde “bayrak etrafında kenetlenme” refleksi savaş dönemlerinde başkanlara kısa vadeli destek sağlar. Ancak kasım seçimlerine daha aylar olduğu düşünüldüğünde, bunun sürdürülebilirliği tartışmalı. Eğer savaş “ABD ulusal çıkarı” olarak görülürse destek artar; fakat kamuoyu bunu İsrail merkezli bir stratejik öncelik olarak algılarsa sonuç tersine dönebilir. Bu noktada Benjamin Netanyahu ile kurulan yakın askeri koordinasyon, Washington’daki denklemi karmaşıklaştırıyor. ABD kamuoyunda giderek güçlenen “ABD İsrail için savaşa giriyor” algısı, özellikle ekonomik sıkıntı döneminde seçim kazandırmaktan çok kaybettirebilir.
https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/hamaney-sonrasi-iran-ortadoguda-yeni-duzen-mi-kaos-mu/878930