« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

19 Oca

2026

Dil Davasına sahip çıkan Bilim Adamımız Prof. Mehmet Kaplan

Ensar Turgut Tekin 01 Ocak 1970

Türkiye’nin en önemli kültür davalarından birisi, hiç kuşkusuz, son yüzyıllarda “dil davası” olmuştur.Türk Dil Kurumu tarafından yapılan dil çalışmalarına bazı bilim adamlarımız karşı çıkmışlardır. Karşı çıkanların başında prof. Faruk Timurtaş; Prof. Fahir İz; prof. Mehmet Kaplan gibi dilbilimciler vardır.

Dilde değişmede israr edenler ise başta Nurullah Ataç, Agah Sırri Levent ve Ömer Asım Aksoydular. Bunlardan birinci gurup: “Türkçeleşmiş her kelime Türkçedir derken; üçüncü grup ise yeni kelimeler üreterek, yeni bir yazı dili, ortaya koymaya çalışıyorlardı. Dilde sadeleşme çalışmaları öyle bir hal aldı ki yazılan kitaplar çok insan tarafından okunduğu halde anlaşılmıyordu. O yıllarda Türk Dil Kurumu Atatürk’ün Büyük Nutkunu söylev) adıyla kendi ürettikleri sözcük- leri kullanarak yazarak yayınladı. Ben Atatürkün nutkunun çoğunluğunu ezbere bilmeme rağmen Dil Kurumunun yayınladığı (SÖYLEV) i okuyunca % 50 sinden fazlasını anlamadım. Dilimiz öyle bir hale gelmişti.

Evet, daha önce yazılanları anlıyormuyduk? Çok eski yıllara gitmeye gerek yok. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki yazarlarımızı bile anlamıyorduk. Rahmetli Atatürk Türk Dil Kurumunu neden kurmuştu? Şunun için herkes dilimizi rahatça anlasın ve okusun! Ama Türk Dil Kurumu sözcük üretme ve yapım ekleri Kullanarak, öyle bir dil yarattılar ki dilimizi bile anlamaz olduk. işte nesillerin ruhu ve dili ile yazılan kitaplarımızın hiç bir değeri ve anlamı kalmadığı bir ortamda ölmek üzere olan atalarımızın ruhu olan bu dilimizi yaşatmak üzere Prof. Faruk Timurtaş, Prof. Fahir İz ve prof. Mehmet Kaplan hocalarımız dil davasına sahip çıkarak, dilimizin erimesine ve yozlaşmasına hatta ölmesine karşı çıkarak yazıları ve düşünceleri ile (dur) demeye çalıştılar.

Benim bu yazdıklarıma inanmayanlar, T.D.K yayını olan Atatürk’ün söylevini okuyup, orjinalı ile karşılaştırsınlar. Neden prof, Mehmet Kapların değerli olduğunu anlasınlar. Gelin Mehmet Kaplanı birlikte okuyalım.

DİL DAVASI’ndan/Mehmet Kaplan

Nesillerin ruhu, 4. bs. 1978

Türkiye’nin en mühim kültür davası, hiç şüphesiz, dil davasıdır. O, bütün davaların başında gelir. Onu hal etmedikçe, kültürle alakalı diğer meseleleri hal etmeye imkân yoktur.Çünkü düşünce ve duyguları nesilden nesile, insandan insana nakletme vasıtası olan dil, her türlü kültür faaliyetinin temelini teşkil eder. İnsanoğlu, dil vasıtasıle, dile dayanarak düşünür; dil vasıtasile bilgi edinir; milli ve içtimaî tesanüt dil ile olur. Bir milletin dilini bozdunuz mu, onun bütün kültür faliyetini aksatmış, mazi ile olan alâkalarını kesmiş, halihazırda cereyan eden fikir hareketlerini tam bir karışıklık içine düşürmüş olursunuz. Dili alt üst edilmiş bir millet, kendisini yaşatan ananevi kıymetlerden mahrum kaldığı gibi, istikbalini yaratacak olan içtimai bir fıkir nizamı da kuramaz. Böyle bir cemiyette vâzıh, derin ve ince bir ilim ve tefekkür hayatı doğamaz.

Türkiye iyi niyet sahibi cahillerle, kötü niyetli, kurnaz, şarlatanların sürekli faaliyeti neticesi tam bir dil anarşisi içine düşmüştür. İlkokullardan üniversiteye kadar tesirini gösteren bu dil anarşisi bugün Türk maarifini tehdit eden en mühim hastalıklardan biridir. Bunu apaçık olarak ortaya koymak mümkündür. İlkokullardan liseye, liseden üniversiteye gelen genç, hocalarının söylediğini, kitapların ve gazetelerin yazdığını büyük nisbette anlayamıyor. Sebep, kullanılan ve yazılan dili bilmeme- sidir. İlkokulda, ortaokulda, lisede, ona, yaşayan dilden kelimeler öğretilmiyor. Türkçeye girmiş, yüzyıllarca yıldanberi edebi ve ilmi eserlerde kullanılan binlerce yabancı kelimeye karşı açılmış olan savaş, ya açık veya gizli olarak devam ediyor. Bir çok hocalar talebelerin bunları öğrenmesinden ise öğrenmemesini adeta teşvik ediyorlar. Onlar için değerli olan yalnız öztürkçe kelimelerdir. Arapça, Farsça, kelimeler bir gün nasıl olsa Türkçe’den atılacaktır. Onları öğreterek devam ettirmek kendilerine göre «dil inkılâbına karşı bir ihanettir. Fakat böyle düşünenler Türk çocuklarını binlerce mefhumdan mahrum ediyorlar. Bunun neticesi olarak gençler, bugün yazılan kitap ve makaleleri anlamıyorlar. Ya okumaktan vaz geçiyorlar ya- hutta öztürkçe cilerin ağına düşüyorlar.

PROF KAPLAN, Mehmet. Edebiyat tarihçis tenkitçi ve öğretim üyesi (Sivrihi- sar, 1915-1936) İlk ve orta tahsilini Sivrihisar ve Eskişehir’de tamamladı. 1939 yılında İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitiren Kaplan aynı yıl mezun olduğu bölüme asistan olarak girdi. 1942 yılında Namık Kemal üzerine yaptığı bir araştırma ile doktor, 1946 yılında Tevfik Fikret hakkındaki araştırması ile doçent, 1952 yılında da Yeni Türk Edebiyatı Profesörü unvanını aldı. 1958 yılında Erzurum Üniversitesi kurucu profesörleri arasında yer aldı ve bu Üniversitenin Edebiyat Fakültesi dekanlığı ile rektör yardımcılığı görevle rinde bulundu. Daha sonra İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Yeni Türk Edebiyatı Kürsüsü başkanlığı yaptı. Yazı hayatına 1939 da başlayan Mehmet Kaplan, Yeni Türk Edebiyatı profesörü olmasına rağmen Türk edebiyatını başlangıcından itibaren bir bütün olarak ele almış ve edebiyatımızın belli bir devrine bağlı kalmaksızın, belli başlı metinleri üzerinde durmuştur. Onun edebiyatımıza getirdiği en büyük yenilik metin tahlili metodudur. Bu metodu ele aldığı her metne ustalıkla uygulayan yazar, geniş kültürü sayesinde incelediği edebi metinleri tarihi ve sosyal çerçeveleri içinde değerlendirmiştir. Edebi eserde insan faktörüne özellikle dikkat etmiş ve bu eserlerde anlatılan insanların zaman ve mekân içinde çevreleri ile birlikte var olduklarına devamlı şekilde dikkati çekmiştir.

Fransız düşünürü Alain’in yazarak düşünme görüşünü benimsemiş olan Mehmet Kaplan, edebiyat ağırlıkta olmak ürere çok çeşitli konular üzerindeki fikirlerini denemelerle ortaya koymuştur. Inkılapçı gençlik, Hareket, Istanbul, Bayrak, Hisar. Türk edebiyatı, Meydan, Türk yurdu, Türk kültürü, Türk düşüncesi, Milli Kültür vs. mecmualarda çıkan denemelerinin bir kısmı kitap haline gelmiştir. (Nesillerin ruhu, 1967; Büyük Türkiye rüyası 1969; Edebiyatı marin içinden 1976).

Yazıldıkları devrin ana meselelerini aksettiren edebi eserleri seçip tahlil eden Mehmet Kaplan, bu eserlerden hareket ederek, bilhassa Tanzimat sonrası edebiyatımızın geçirdiği merhaleleri tespit etmiştir. Ele aldığı her şairi kendisinden öncekilere ve geleneğe bağlılık veya gelenekten ayrılış açısından değerlendiren, şairlerin şiir dünyalarını, kişiliklerini belirten geniş araştırmaları ‘Şiir Tahlileri’ başlığını taşır. Kendi türünde klasik hale gelmiş olan bu incelemenin birinci kitabı Akif Paga’dan Yahya Kemal’e kadar (1954, 6. bs. 1978), ikinci kitabı da Cumhuriyet Devri Türk şiiri (1955, genişletilmiş 4, bs. 1980) adlarını taşır. Tahlil türünde verdiği önemli bir eser de Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şiirlerini incelediği Tanpınar’ın şiir dünyası (1964) adlı araştırmadır. Mehmet Kaplan Tanzimat sonrası edebiyatımızın hikâye ve romanları üzerinde de geniş şekilde durmuştur. Tanzimat’tan günümüze kadar belli başlı hikayelerimizin sanat özelliklerini en iyi şekilde aksettiren hikâyelerini tehlil eden eseri, edebiyatımız için, sahasında ilk ve tek eserdir. (Hikâye tahlilleri, 1979).

Türk edebiyatının başlangıcından itibaren belli başlı metinleri üzerinde duran Mehmet Kaplan, Oğuz Kağan, Göktürk kitabeleri, Dede Korkut hikâyeleri, Köroğlu destanı, Yunus Emre divanı gibi eserleri incelemek suretiyle kültürümüzü meydana getiren temel değerleri ve bu değerler içinde insanımızı tespit etmeye çalışmıştır. Bunlardan Oğuz Kağan destanı’nın tahlili kitap halinde yayımlandı (1979). Menakipnameler de onun bir başka çalışma alanıdır.

Edebiyat tarihçisi olarak meydana koyduğu eserlerin başında Namık Kemal - hayatı ve eserleri (1948) ile Tevfik Fikret-devir, şahsiyet, eser (1946) adlı monografiler gelir. Edebiyat tarihimizin İslamiyet öncesi, İslâmi devir ve Tanzimat sonrası üzerindeki araştırmalarının bir kısmı Türk edebiyatı üzerinde araş- tırmalar 1(1976) adı altında basılmıştır.

Mehmet Kaplan Atatürk Üniversitesi’nde Halk edebiyatı sahasında ilmi araştırmaları başlatmış, bu sahadaki elemanları yetiştirmiş ve derlemeler yapmıştır. Bu konuda verdiği en önemli eser, asistanları Muhan Bali ve Mehmet Akalın ile birlikte Behçet Mahir’den derledikleri Köroğlu destanı (1973) dır. Metin tahliline verdiği önem onu antoloji çalışmalarına sevketmiştir. Başkanlığında bir ekip tarafından hazırlanan ve on cilt olarak tasarlanan Yeni Türk edebiyatı antolojisi (I. C. 1974, II. C. 1978, III. С. 1979), Tanzimat’tan sonra edebi- yatımızda görülen edebiyat ve fikir akımlarını ihtiva eden metinleri bir araya getiren önemli bir kaynak mahiyetindedir.

Atatürk’ün 100. doğum yılı münasebetiyle Mehmet Kaplan, başkanı bulundu- ğu Yeni Türk Edebiyatı Kürsüsü doçent ve asistanlarından oluşturduğu bir heyetle Milli mücadeleyi, Atatürk devri fikir hayatını ve edebiyatını aksettiren antolojiler hazırlamıştır. (Devrin yazarlarının kalemiyle Milli Mücadele ve Gázi Mustafa Kemal, M. Kaplan İ. Enginün B. Emil N. Birinci A. Uçman, II. C. 1981; Atatürk devri fikir hayatı, M. Kaplan I. Enginün Z. Kerman - N. Birinci A. Uçman, II. C. 1981; Atatürk devri Türk edebiyatı, M. Kaplan Enginün Z. Kerman N. Birinci 1. A. Uçman, II. C. 1981. Kültür Bakanlığı yay.).

Ayrıca liseler için hazırladığı Edebiyat (I. II. III. 1976-77) ders kitapları da mevcuttur. M. Kaplan’a edebiyat sahasında verdiği hizmetlerden ötürü Türkiye Milli Kültür Vakfı tarafından Milli Kültüre Hizmet Şeref Armağanı verilmiştir (1981).

Ziyaret -> Toplam : 262,29 M - Bugn : 1274

ulkucudunya@ulkucudunya.com