« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

12 Oca

2026

Kıbrıs’a direnmeyi öğretti

İlber Ortaylı 01 Ocak 1970

Rauf Denktaş gibi bir kavga adamının başına gelebilecek en kötü şey “E ama sen de inadı bırak artık...” tavrıdır. Aldırış etmedi, inadı bırakmadı. Kuzey Kıbrıslılar da ne olursa olsun ayakta durmayı öğrendi

İngiltere’nin 35 yıl idareden sonra Birinci Cihan Harbi’nin başlangıcında resmen ilhak ettiği fakat iki büyük savaşı ateş ve baruttan uzak geçiren bir adadır Kıbrıs... Şükrü Sina Gürel’in araştırmalarında görülür; Rusya, Osmanlı İmparatorluğu ve Avusturya-Macaristan kolonyel imparatorluklar değildi, mülklerinin her köşesine ticari zihniyetten uzak yatırım yaparlardı. Fransa kendi kültürü ve askeri üstünlüğü için bazen abartılmış harcamalarda bulunurdu. Antakya ilk asfaltı Fransız işgalinde gördü. Beyrut’u kamu binaları ve kültür müesseseleriyle Fransa donattı. Britanya imparatorluğu ise Kıbrıs’tan doğru dürüst bir iskeleyi bile esirgemiştir.
Çok açıktır; böyle ortamlarda dışarıdan destek gören azınlıklar berikine göre daha çabuk palazlanır, Rumlar öyleydi. Türkler ise uzun yıllar bugünkünün aksine fakir olan Türkiye’den iktisadi bir destek göremediler ama okul gördüler ve kendi kimliklerini korumaya yardım eden iyi öğretmenler geldi.

Ada Türklerinin hem İngilizlerle hem de çoğunluk olan ada Rumlarıyla iyi geçindiğini söylemek mümkün değil. Bazı insanlar genellikle zamanın rüzgârları esip tarihin izlerini silinmeye başladıkça kendilerine göre tarih yazarlar. Adadaki Rum ve Türk dostluğu bu efsanelerden biridir ve genel bir kural işlemiş görünüyor. Dr. Fazıl Küçük’ten evvelki gazete koleksiyonlarına baktığınız zaman, Türk cemaatinin okumuşlarının ada Türklerinin her şeye rağmen İngilizler sayesinde selamete erişeceğine inandığını görürsünüz. Çünkü çoğunluk olan Rum halkı kendi bağımsızlığını ve geleceğini tasarlarken öbür azınlığı hiç kaale almaz ve hatta aradan çıkarmaya bakardı.

Cemaatine haksızlık yapıldığı kanısındaydı, hukuk okudu
Rauf Denktaş ben tanıdım tanıyalı bilgisiz insanların “Kıbrıs Türkleri Ada Rumları ile bağımsızlık için birlikte harekete edeceklerine İngilizlerin yanında yer aldılar” diye yaptıkları çıkışla alay ederdi. Oysa dünyanın diğer yerlerindeki benzer durumlardaki azınlıklar arasında ortaya çıkan çatışmalar, bu kolay konuşanları hizaya getirmeliydi.
Böyle bir ortamda Rauf beyin buradakilere göre bir talihi vardı. Kolayca ilmin parlak merkezi İngiltere’ye okumaya gidebildi ve diğer yerlerdeki Türk azınlıkların gençliği gibi mühendislik ve tıp okumaktansa hukuk okumayı yeğledi. Çünkü kendi Türk cemaatine haksızlık yapıldığı kanısındaydı. İngiltere’de hukuk okuyan birinin düzgün, zengin lügatlı ve hedefi tutturan üslubuna sahipti. Bunu kulaklarımla duydum ve metinleri okudum. İnatçı ve taviz vermeyen diplomasisinde, karşısındakine çıkış yolunu kapatan diyaloglarında bu meziyetin etkisi çoktur.

Sağlık kurallarına, perhizine dikkat eden biri değildi
Bu inatçı diplomat kadar insanlara açık ve mütevazı bir yönetici az görülür; kendisinin yakın dostları da benim gibi yüz yüze çok az görüşebilenler de bu keyfiyeti teslim eder. Sağlık kurallarına, perhize dikkat eden biri olmadığı açık, 88 yaşına kadar yaşaması herhalde direncinden ve soyundaki sağlık özelliklerinden ileri gelmeli.
Rauf Denktaş Ankara’daki sürgün günlerinde de Ada’da da bütün insanlarla geçinmeyi bilen ve o yüzden de taraftarı olan bir devlet adamıydı. Zaman oldu Ankara’yı yönetenler, zaman oldu Ada’daki muhalifleri kadar kendi taraftarları da onun önünde en büyük engel oldular. Bu tip bir kavga adamının başına gelebilecek en kötü şey “E ama sen de inadı bırak artık...” tavrıdır. Aldırış etmedi, inadı bırakmadı. Kuzey Kıbrıslılar ne olursa olsun ayakta durmayı öğrendi. Şimdi istikbale daha emin bakmayı biliyorlar.

Saklı bir gerçek değildir; Denktaş’ın en büyük müttefiki Kıbrıs Rumlarının uzlaşmaz ve mantıksız tutumu oldu. Referandum onun kabul edeceği bir yol değildi. Ama Annan Planı’nı Rumlar reddettikleri an hayatının en mutlu gülüşünü herhalde herkes hatırlar. Muhalefette olmasına rağmen anında atağa geçti. Kimsenin diyecek bir şeyi kalmamıştı. Şurası bir gerçek; Kıbrıs adası bugüne kadar kayda değer sadece iki politikacı çıkardı.

Makarios’un da aleyhinde ve lehinde unsurlar vardı ama lehinde olacak unsurları Denktaş kadar kullanamadı. Ustalık mücadelesini başpiskopos değil, savcılıktan gelme cemaat meclisi başkanı kazandı. Kıbrıs’a direnmeyi öğretti. Beriki Yunanistan ile kavga ediyordu, kavga ettiği kuvveti kullanmaya kalktı, bu onun dünyasını mahvetti. Denktaş her zaman Türkiye ile beraber olmaktan vazgeçmedi, bu söylemi onun Ankara’daki aleyhtarlarını bile saf dışı etmesine yaradı. Neticede Kuzey Kıbrıs onun uzun hayatı boyunca ayakta kalmayı öğrenen bir kitle oldu.

Ziyaret -> Toplam : 262,30 M - Bugn : 9857

ulkucudunya@ulkucudunya.com