« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

30 Oca

2023

Seçim ekonomisi ve bağımsız kurumlar

Fatih Özatay 01 Ocak 1970

24 Ocak tarihli bir haber (T24). Sağlık Bakanı şöyle demiş: “İlaç eksikliği hasta sayısının fazla olmasından kaynaklı.” Kısacası, hastalara yetecek sayıda ilaç olmadığını söylemiş oluyor Bakan. Aynı tarihli bir diğer haber Türk Tabipleri Birliği Aile Hekimliği Kolu Başkanı’nın dile getirdiği sıkıntı ile ilgili (Diken): “Elimizde tek olan tetanos aşısını 13 yaşındaki çocuğa mı yoksa gebeye mi yapsak diye zorlanıyoruz.” Bu tür haberler yeni de değil. Şu ya da bu ilacın bulunmasında sıkıntı çekildiğine dair başka haberler de sık sık yer aldı son aylarda basında.
İlaç bulunamaması tek başına çok önemli. Ancak bu haberleri bu köşeye taşımamın temel nedeni bir başka dizi haber ile ilgili. Son zamanlarda hem bir dolu harcama hem de bir seri (gelir azaltıcı) af kararı alındığını öğreniyoruz. Mesela ehliyet cezalarının büyük kısmı affedildi. Keza ödenmeyen vergi borçlarına ilişkin af söz konusu. Yakında imar affı –çıktıysa, gözümden kaçmış- haberi duyarsak şaşırmam. Aflar bir tarafa bir de kamu harcamalarının büyük ölçüde artırılmakta olduğu anlaşılıyor. Sadece seçime kadar değil, seçim sonrasını da kapsayacak şekilde gerçekleşiyor bunlar (mesela EYT).
Gereken miktarda ilaç ve aşı bulunmasında sıkıntı yaşanırken maşallah kamu harcamalarında artış ya da kamu gelirlerinden vazgeçmekte hiç zorluk yaşamıyoruz. Alınıyor bir karar; oluyor, bitiyor. Tarihimiz mümtaz seçim vaatleri ile dolu. Rahmetli Demirel’in “kim ne veriyorsa beş lira fazlasını vereceğim”den tutun da Tansu Çiller’in “her aileye iki (ev ve araba) anahtar”ına ya da rahmetli Turgut Özal’ın seçimden önce on bir ay kamunun ürettiği ya da fiyatını belirlediği mal ve hizmetlere hiç zam yapmayıp, hemen seçimden sonra yıllık enflasyon kadar zam yapmasına kadar.
Örneğini verdiğim vaatler ya da uygulamalar yapılırken ilaç sıkıntısı yaşanıyor muydu bilmiyorum. Bildiğim şu: Siyasiler doğal olarak seçimde alacakları oy miktarını artırmak istiyorlar. Onların bu davranış biçimi ülkelerin ekonomilerindeki dengeleri tahrip etme potansiyeli taşıyor. İlk başlarda geniş halk kesimlerin yararına gibi görünen bu uygulamalar bir süre sonra önemli zararlar doğuruyorlar. İşte merkez bankalarının bağımsızlığı ya da kamunun borçlanmasının kurala bağlanması (mali kural) ve benzeri kurumsal düzenlemeler siyasilerin zararları sonradan ortaya çıkan bu tür uygulamalarını kısıtlamak için öneriliyor. Bu kısıtlamaları hayata geçirecek olanlar, yapacakları yasal değişiklikle yine siyasiler. Bu anlamda demokratik biçimde oluşturulan kısıtlamalardan söz ediyorum.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

20 Ağu 2026

Nadan, Ömer Seyfettin’in o enfes hikâyesinde, ta uzak yerlerden getirilip, kasten zindanda yanınıza atılıp, günler geceler boyu ahmaklığın şahikasına çıktıktan sonra, kara zindanı da büsbütün zehir ederek canınızdan bezdirip, tamam lanet olsun, mührü kabul ettim, tek bu nadandan kurtulayım dedirten çoban gibi illâ dağlarda keçi peşinde seğirtmez ya.

Halim Kaya

17 Ağu 2026

İdris Savaş

17 Ağu 2026

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

17 Ağu 2026

M. Metin KAPLAN

27 Tem 2026

Kemal Girgin

08 Haz 2026

Nurullah KAPLAN

17 Kas 2025

Efendi BARUTCU

25 Haz 2025

Hüdai KUŞ

22 Tem 2024

Orkun Özeller

03 Haz 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Ziyaret -> Toplam : 319,42 M - Bugn : 185678

ulkucudunya@ulkucudunya.com