« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

13 Mar

2017

Evet rejim değişiyor...

Ahmet Gürsoy 01 Ocak 1970

"Siyasal sistem değişecek diyorlar.. Yalan!" diye başbakan haykırsa da gerçek ortada.

Hem de madde madde.

Önceki gün Baykal konuştu. Dedi ki: "Bütçeyi, yürütmeyi denetleyemeyen bir Meclis. Gülünç. Bu bizim tarihi sürecimize ters."

Niye bütçeyi denetleyemiyor Meclis?

Çünkü yetkisi elinden alınıyor.

Yürütmeyi, yani hükümeti ve ülkeyi yöneten güçleri de denetleyemiyor Meclis?

Niçin?

Cevabı çok kolay. Çünkü yetkisi olmayacak. Meclis sadece kendisine "bunu kanunlaştır" denilen metinleri görüşüp, partili Cumhurbaşkanının emirlerini yerine getirecek bir kurumsal kişiliğe dönüştürülüyor.

Ve Başbakan bunu görmüyor.

Yok sayıyor.

Basit bir meseleymiş gibi takdim ediyor.

Meclis'in yetkisizleşmesi milletin yetkisizleşmesi demektir.

Neden?

Zira bizim sistemimiz temsili demokrasi de ondan.

Vekiller milleti temsil ediyor da ondan. Adı üstünde milletin vekilidirler. Vekilleri etkisizleştirdin mi, doğrudan milleti devre dışı bırakmış oluyorsun. Baykal'ın dikkat çektiği önemli bir konu daha var: O da hegemonya!

Nasıl bir şey?

Şöyle: "Milletin yarısı devleti paylaşacak. İcrayı, bütçeyi, yetkiyi oy verdiği kesime gidecek. Yarısı da dışlanmış olacak."

Nasıl olacak bu?

Seçimle olacak.

Seçime gidildiğinde partili cumhurbaşkanı yüzde 51 alarak iktidarı kontrolüne almayacak mı?

Evet!

Geriye kalan yarısı ne olacak?

Muhalefet..

Kısacası parmak kaldırıp indirme seviyesine inen bir Meclis olacak. Meclis eski Meclis olmayacak.. Adeta sembolik hale gelecek. İktidar olan yüzde 50 ise şunlara sahip olacak.

Devleti paylaşacak.

İcrayı paylaşacak

Bütçeyi elde edecek ve yetkiyi oy verdiği kesime gönderecek.

Bu durumda kalan yarısı ne olacak derseniz, cevabı Baykal veriyor: "Dışlanmış olacak."

Bir kesim öteki üzerinde tam yetkiye sahip oluyor. Baskı oluşturuyor..

İşte hegemonya denilen bu.

Öyle ise?

Baykal'ın yerinde tespitiyle "Türkiye'yi bölüyorsun" demektir.

Bir başka ve çok daha önemli konu ise Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun tespitiyle şudur: "Kuvvetler ayrılığını yok eden, mahkemeleri aynı zamanda parti genel başkanı da olabilecek devlet başkanına bağımlı kılan, dolayısıyla hâkim ve savcıların üzerine iktidar partisinin il ve ilçe başkanlarını koyan, hukuki bilgiye ve hakka dayanan avukatlık mesleğinin de yerine iş takipçiliğini getiren çok sakıncalı düzenlemelerdir".

Şimdi başa dönelim ve soralım. Böyle bir yönetim biçimi rejimi değiştirmiyorsa ne yapıyor?

Kemal Girgin

27 Nis 2026

Türk tarihi, yalnızca zaferlerin, devletlerin, savaşların ve büyük hükümdarların tarihi değildir. Türk tarihi aynı zamanda kuşatmalardan çıkışın, felaketlerden dirilişin, esareti reddedişin ve her defasında yeniden yol buluşun, çıkışın tarihidir.

İdris Savaş

27 Nis 2026

Halim Kaya

16 Nis 2026

M. Metin KAPLAN

29 Mar 2026

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

29 Mar 2026

Yusuf Yılmaz ARAÇ

02 Mar 2026

Nurullah KAPLAN

17 Kas 2025

Efendi BARUTCU

25 Haz 2025

Hüdai KUŞ

22 Tem 2024

Orkun Özeller

03 Haz 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Ziyaret -> Toplam : 287,38 M - Bugn : 93177

ulkucudunya@ulkucudunya.com