« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

13 Nis

2015

İşte Fenerbahçe saldırısının asıl amacı...

VEYSEL AYHAN 01 Ocak 1970

Cem Yılmaz’ın Yahşi Batı filminde çok önemli bir diyalog vardır. Kızılderililer kasabaya saldırmayınca Şerif’in gerekliliği tartışılmaya başlayacaktır. Bunun üzerine Şerif Lloyd 3-5 kasabalıya desteyle dolar verir, Kızılderili gibi giydirir, makyaj yaptırır. Kasabaya saldırmalarını ister. Amacını “Kasabalılar Kızılderili’den yıldık desin.” cümlesiyle seslendirir. Yoksa Şerif’in iktidarı sallantıya girecektir.

Vakti zamanında emekli Korgeneral Altay Tokat, Güneydoğu’da hâkim ve memurlar hizaya girsin diye bomba attırdığını itiraf etmişti. Emekli Koramiral Atilla Kıyat’ın eski bir televizyon programında “Biz dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biriydik. Fakat güç ve kudretimizi bir tehdidin var olması halinde sürdürebileceğimizi düşündük. Dolayısıyla mevcut tehdidin ortadan kalkması bizi korkutur hale geldi. Bu da bizim hatamızdı. Kanun dışı işler yaptık.” diye itirafta bulunmuştu.

Bu sözler on yıllarca ülkeyi fiilî olarak yöneten ordunun kendi önemini, gerekliliğini ve vazgeçilmezliğini vurgulamak için giriştiği kirli işlerin mantıki temeliydi. Teröristlerle savaşmayan ‘devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü için’ mücadele etmeyen bir ordu MGK’da sivilleri başka türlü ezebilir miydi?

Askerî vesayet gitti. Şimdi sivil vesayet geldi. AKP, yüksek yargıyı avucuna aldı. Polis teşkilatı, partinin özel güvenlik şirketi gibi. MİT artık AKP’nin organik bir uzantısı. Başkanı AKP üyesi. Artık kendi mahkemeleri ve yargıçları var. Dilediklerini -saçma bile olsa- bir bahane bulup içeri attırabiliyorlar. Tüm adli kurumlara muazzam bir vesayet kuruldu. Vesayet tamam. Peki askerden sivile geçen vesayetin tetikçi örgütleri bu durumda ne iş yapacak? Veya artık bunların ipi kimin elinde? Geçmiş yıllarda polis operasyonlarında tutuklanan 200 DHKP-C mensubu 17 Aralık sonrası serbest bırakıldı. Ve diğer taşeron örgütler... Günün sorusu şu: AKP bu muazzam iktidarını seçimle kaybetmek ister mi? Veya bir güç odağı, iktidarını kaybetmek istemezse neler yapar? Bu soruya nokta koyup geçen haftaya dönelim:

KAOSUN AYAK SESLERİ

1- Savcının şehit edilmesi. Rota Haber yönetmeni Ünal Tanık “1971’de Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahir ile 51 saatlik pazarlık yapıp Sibel Erkan’ı sağ kurtaran bu ülke, 44 yıl sonra savcısını şehit verdi.” diyerek müzakerenin hızla bitirilmesindeki tuhaflığı ifade etmişti. Çağlayan’ın ardında korkunç bir skandal olduğu şuradan belli ki çok hızlı örtbas edilip yayın yasağı getirildi. Ne doğru dürüst otopsi yapıldı ne mermiler kriminal olarak incelendi, ne de odada titiz bir inceleme yapıldı. Odadaki deliller alelacele karartılıp tadilatla ‘anma töreni’ düzenlendi. (Umarım meslektaşları Savcı Kiraz’ın apaçık infaz edilerek şehit edilişini namus meselesi yapar skandalın peşini bırakmazlar.)

2- Fenerbahçe otobüsü saldırısı. Bu çok profesyonel ve planlı eylemin basit bir taraftar işi olması mümkün mü? Bu saldırı ülkeyi karıştırmak isteyenler için çok zekice bir tercih. Kaos tacirlerini kutlamak lazım! O otobüs uçurumdan uçsaydı ülke ne olurdu düşünmek bile ürpertici. Zaten şike sürecinde örselenmiş ve rencide edilmiş Fenerbahçelilerin sabrının taşması… Karadenizlilerin makul şüpheli olarak onlarla çatıştırılması ve yangının ülkeyi sarması… Evet şüphesiz Allah korumuş.

3- Alevi vatandaşları tahrik: Zaten elli türlü yolla sözlü ve fiilî saldırılara, hakaretlere uğrayan bu mağdur kitlenin acılarına her gün asit boca edilmesi ayrı bir senaryonun parçası.

Çok zor bir sürece giriyoruz. Seçimlerden hemen önce Gezi olaylarının yıldönümü var. Kaos tacirleri için muhteşem bir zemin. Polis yok. MİT ya eylemde veya uyuyor. Ve AKP’ye yakın anket şirketi başkanı İhsan Aktaş’ın ilginç sözü: “Kaos senaryoları AK Parti’yi güçlendirir.”

Halim Kaya

01 Eyl 2026

Gültekin Çavuşoğlu ismini daha önce hiç duymadım, ya da duyduysam da şimdi hafızamda hatırlayacak bir bilgi yok. Başbuğ Alparslan Türkeş’in ülkücü edebiyatın yazarları tarafından pek yeterince işlenmiş olduğunu düşünmediğimden ve gerekli değerin verilmediğini düşündüğümden “Başbuğ Alparslan Türkeş İle Hatıralarım” adlı bu kitabı görünce hemen aldım.

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

24 Ağu 2026

Yusuf Yılmaz ARAÇ

20 Ağu 2026

İdris Savaş

17 Ağu 2026

M. Metin KAPLAN

27 Tem 2026

Kemal Girgin

08 Haz 2026

Nurullah KAPLAN

17 Kas 2025

Efendi BARUTCU

25 Haz 2025

Hüdai KUŞ

22 Tem 2024

Orkun Özeller

03 Haz 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Ziyaret -> Toplam : 324,37 M - Bugn : 11034

ulkucudunya@ulkucudunya.com