« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

İdris Savaş

09 Mar

2026

Büyük Tasfiye

09 Mart 2026

Normalde bu köşede sizlere demircilik üzerine, bazen tarihin tozlu sayfalarından süzülen bir kıssadan, bazen de yakın çevremde cereyan eden, hayatın içinden olaylardan bahsetmeyi severim. Ancak bugün çevremizi sınır ötesinden gelen ağır bir barut ve kaos kokusu almış durumda. Bugün kişisel meseleleri ve her zamanki konuları bir kenara bırakıp, hepimizi bekleyen o büyük fırtınanın haritasını önümüze sermek zorundayız. Çünkü artık sadece bir "dönem" kapanmıyor; bildiğimiz anlamıyla dünya sahnesi, perdeleriyle birlikte yakılıyor.

Şöyle bir kafanızı kaldırıp etrafımıza bakın: Kuzeyde Rusya-Ukrayna savaşıyla Avrupa’nın güvenlik mimarisi çökmüş durumda. Güneyde Suriye, bitmek bilmeyen bir iç karışıklığın pençesinde on yıllardır can çekişiyor. Hemen yanımızda, İsrail-Gazze hattında yaşananlar vicdanları kanatırken, bu ateşin İran, ABD ve bölge devletlerini içine alacak küresel bir savaşa evrilme ihtimali artık bir fantezi değil, masadaki en ciddi senaryo. Afganistan-Pakistan sınırındaki hareketlilik ve Batı’nın "yumuşak karnı" olan Kosova’daki gerginlikler ise bu devasa yapbozun diğer parçaları. Etrafımız tam manasıyla bir yangın yeri.

Birçok analizci bu kaosu sadece ABD-Çin rekabetiyle, birinin zayıflayıp diğerinin güçlenmesiyle açıklamaya çalışıyor. Ancak bence mesele bu kadar sığ değil. Yaşadığımız şey, sadece bir bayrak değişimi değil; İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan, adına "düzen" denilen o kokuşmuş sistemin topyekün tasfiye edilmesidir. Epstein dosyalarıyla ifşa olan o kirli ağlar, şantaj üzerine kurulu diplomasiler ve çöken uluslararası hukuk, sistemin artık "tamir edilemez" olduğunu gösteriyor.

Bu durumun insanlık tarihinde kaç kez tekerrür ettiğini tam olarak bilemeyiz; ancak tarih ve kadim metinler bu tür "büyük sıfırlamaların" varlığına dair kuvvetli izlerle dolu. Adaletin bittiği, emanetin ehline verilmediği ve fitnenin küreselleştiği her dönemde, sistem bir şekilde kendi kendini imha ederek yeniden kurulmuştur. Belli ki bizler, tarihin bu en kritik "tekerrür" anlarından birine, bu büyük tasfiye sürecine bizzat şahitlik etmekle görevlendirilmiş bir nesiliz.

İşte bu karanlık tablo içerisinde, Sayın Bahçeli’nin son dönemdeki ısrarlı çıkışları ve "önümüzdeki yıllarda her şey değişecek" yönündeki vurguları başka bir anlam kazanıyor. Bu sözleri sadece bir siyasi öngörü olarak okumak, olup biteni anlamamaktır. Bu açıklamalar, devletin en derin katmanlarında hazırlanan, Türkiye’yi bu büyük fırtınadan sağ salim çıkaracak bir "beka planının" dışa vurumudur.

Dünya bu kadar karışıkken, iç cepheyi tahkim etmek, içerideki tartışmaları bir kenara bırakıp kenetlenmek bir tercih değil, "gemiyi fırtınada batırmama" mücadelesidir. Çünkü artık o meşhur tabirle, "gemisini kurtaranın kaptan olduğu" bir devrin içine girdik. Kimsenin kimseye yardıma gelmeyeceği, ittifakların kağıt üzerinde kalacağı ve herkesin kendi öz gücüyle ayakta kalmaya çalışacağı o çetin dönem kapımızda.

Bizim görevimiz; bu yangını sadece korkuyla izlemek değil, bu büyük tasfiyenin içinde Türk devletinin doğru limana yanaşması için bir ve beraber olmaktır. Demirci ateşi bilir; ateş demiri ya eritir ya da çeliğe dönüştürür. Eğer bu süreci akılla, stratejiyle ve liyakatle yönetebilirsek, bu büyük tekerrürden Türkiye bir bölgesel lider olarak çıkacaktır.

Umarız bu süreç doğru yönetilir ve milletimiz bu küresel sarsıntıdan en az hasarla, başı dik bir şekilde sıyrılır. Zira artık oyun bitti; şimdi gerçeklerle yüzleşme ve ayakta kalma vaktidir.

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

Ziyaret -> Toplam : 273,43 M - Bugn : 185055

ulkucudunya@ulkucudunya.com