« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

TAYYİP SEÇİLMELİ, TAYYİP!...

07 Ağu 2014

SONRAKİ YAZI

NEREYE?

30 Haz 2014

Nurullah KAPLAN

08 Tem

2014

AH O ESKİ RAMAZANLAR!

08 Temmuz 2014

Ah o eski ramazanlar!… Ramazan ayının değişmeyen konu başlıklarından birisidir bu. Eski ramazanları bugün ile mukayese etmekten ziyade, geçmişe olan özlemi, eskiye duyulan hasreti dillendirmenin kalıplaşmış ifadesidir… Bu özlem, akıp giden zamanın insana dair ne varsa -ama az ama çok- değiştirmesinin tabii neticesinden ibaret değildir. Onun da ötesinde, hicranın, hasretin, nedametin yoğunlaştığı bir kaybediş hissiyatıdır. Aslını terk edişin, kökünden kopuşun iniltileri… Daüssılanın tezahürlerinden biri… Ama her haliyle “zamana” seslenir, “zamanı” muhatap alır.

Lâkin, sözkonusu o eski ramazan halleri sadece zaman boyutuyla değişime uğramaktan çok ötededir. Zamanın hızlandıran etkisi olmakla birlikte, değişimin asli sebebi zamandan ziyade tesirini kaybeden imanımızdır. Zayıflayan inanç, içi boşalan muhtevasıyla dini hayatı ve topyekûn yaşayışımızı değiştirmekte, belirleyici olma vasfı hızla aşınmaktadır. Dinin fert ve toplum üzerindeki istikamet tayin edici rolü giderek azalmaktadır.

Pek de uzak sayılmayacak zamanlarda, Ramazan ayı girince yeme-içme mekanları kapanır, ya da kamufle edilir; oruç tutmayanlar dahi aşikârene fiil işlemezler, ihtiyaçlarını gizlice giderirler; eğlence yerleri tatil edilir; meyhane, gazino gibi içkili yerler katiyen açılmazdı. Ne ana caddelerde ne arka sokaklarda sigara dumanına rastlanmaz, ne dolmuşlarda ne de otobüslerde içki kokusu duyulmazdı. Çarşı pazarda, cadde sokakta ramazanlık hali hissedilirdi.. gündüzünde de, gecesinde de…

Eski Türkiye'de böyleydi, ya Yeni Türkiye'de vaziyet nedir? Oniki yıldır malum islâmcıların hükümet ettiği memleketin hali nicedir? Cumhurbaşkanı onlardan, başbakan onlardan, meclis başkanı onlardan... Milletvekillerinin kahir ekseriyeti, belediye başkanlarının çoğunluğu onlardan... Bürokrasi hakezâ, tepeden tırnağa... Eşi türbanlı cumhurbaşkanımız, imamhatipli başbakanımız var... Üstelik asrın alimi hayrettin hoca da fetvalarıyla alan açıp, kapı aralıyor, yol gösteriyor.

Zaman onların zamanı... Devran onların devranı... Rüzgârları öyle kuvvetli esiyor ki, eskiden yaptıkları çapkınlıklarla manşet olan şarkıcı-artist-manken takımı bile artık umre gezilerinde kameralara poz veriyor. Türbanlılar kamusal alanda 4*4 jiplerle özgüven fışkırması yaşıyor, moda defileleri düzenliyor. Kamu kuruluşlarından tutun da, AVM.lere kadar her bir yer mescit... Çamlıca'ya ve dahi Taksim'e kondurulacak camilere az kaldı! Ayasofya'nın açılması yakındır!

Eh bütün bunlar milli iradenin tecelli ettiği demokratik seçimlerle güçlenip, iktidar olmuş malum islâmcı takımın güç, kuvvet ve kudretiyle nelere kadir olduğunun nişanesiyse... O takdirde... Memlekette oruç tutup, iftar açmayan, teravih kılıp, sahura kalkmayan az bir kısım kalmış olmalı ki, onlar da efal-i mükellefine henüz muhatap olmamış sabi-sıbyan ile asrın alimi hayrettin hocanın fetvalarına sığınmış hasta pir ü fanilerdir.

Peki, öyle midir? Çarşı pazara bir çıkın, ya da sokağınızı bir arşınlayın.. yahut perdeyi aralayıp, pencereden dışarı bir bakıverin! Yok, yok.. daha Şaban bitmemiş, Ramazan henüz gelmemiş kanaati uyanıyorsa, dönüp takvim yapraklarını kontrol etme refleksi devreye giriyorsa sizde de... Bir yanlışlık olmalı, hem de her şeyi ters yüz eden bir yanlışlık!

Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı binasının giriş katındaki kantine, fotokopi çektirmek için girdiğimde sıranın bana gelmesi için bir hayli bekledim; fotokopi çektirenleri değil, tost siparişlerinin kaçı kaşarlı, kaçı sucuklu diye hesap yapmaya çalışan tostçuyu, dolaptan alacağı suyun daha soğuğunu seçmeye çalışan müşteriyi, ciklet kutuları arasında aradığını bulmaya çalışan kişiyi, sigara siparişi veren memuru bekledim.

Ah, nerede o eski ramazanlar dediğimiz günler mazi olmuş... Vah Yeni Türkiye, vah!...

Nurullah Kaplan

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

08 Nis 2019

1968 yılının muhtemelen Nisan ayıydı. Kahramanmaraş Lisesi ikinci sınıf öğrencisiydim. Parasız yatılı okuyordum. Cuma günü birkaç arkadaşlarımızla bazı ihtiyaçlarımızı almak için çarşıya çıkmıştık.

Nurullah KAPLAN

06 Mar 2019

Yusuf Yılmaz ARAÇ

02 Mar 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 48,60 M - Bugün : 13575