« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

MEMLEKETİN OLAĞAN HÂLİ

05 Ağu 2010

SONRAKİ YAZI

VATAN SAĞOLSUN!...

30 Haz 2010

Nurullah KAPLAN

21 Tem

2010

POLİTİKA! AH POLİTİKA!

21 Temmuz 2010

Başbakan, Meclis'teki parti grup toplantısında yaptığı konuşmanın ana eksenini, 30 yıl öncesinin sağ ve sol kesimden idam edilmiş isimleri üzerine bina ederek, kâh şiir okudu, kâh mektup… MTTB yıllarından beri şiire meraklı olduğunu ve kendi çapında güzel şiir okuduğunu, doldurduğu şiir kasetinden biliyoruz. Bu sefer okudukları klip çalışması için değil, referandum içindi…

Başbakan 12 Eylül sonrasında ilk idam edilen sol görüşlü Nejdet Adalı için yoldaşlarından Nevzat Çelik'in cezaevinde yazdığı ve Ahmet Kaya tarafından bestelenip söylenen şiirini gözleri buğulanıp, sesi titreyerek okumuş… "… Saçlarına yıldız düşmüş, koparma anne"…
Sonra, cuntanın bir soldan bir sağdan mantığı ile darağacına çıkardığı Ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu'nun ailesine yazdığı mektuptan satırlar okumuş… Mustafa'nın Geride bıraktığı nişanlısına mutluluklar dilediği satırlarda buğulu gözlerdeki nem, yaşa dönüşecek kadar yoğunmuş…

Kendi çapında iyi bir hatip olan Başbakan'ın hitabetindeki tesir ve bizzat sergilediği duygu yoğunluğu başta Bülent Arınç olmak üzere pek çok AKP milletvekilinin gözpınarlarını harekete geçirmiş. Ekrana akseden bu gözü nemli vekillerin ne kadarı mektubu okunan Mustafa'nın ülküdaşlarından olup da bugün AKP saflarında kendisine yer bulmuş eski ülkücülerdendir ve geçmişin hatırasına gözyaşı dökmektedirler bilemedim. İdama giden yirmi yaşlarındaki gencecik insanların son mektupları elbette ki, aleâde beşeri melekelere sahip her insanı hüzünlendirecek kadar duygu yüklüdür… Ve Başbakan ile huşu içinde O'nu dinleyen vekillerin gözyaşları insani bir duygusallığın tabii neticesi olmalı(!). Ya da (daha doğrusu), ekranlarda defalarca tekrarlanan bu görüntüler Başbakan'ın maharetli danışmanlarınca, profesyonelce yoğrulmuş, referandum yoluna döşenen evet taşlarından bir "halkla ilişkiler" çalışmasıdır. Biraz acımasızca mı oldu? Sanmıyorum. Ülkücüleri eli kanlı katiller, ırkçı-kafatasçı-faşistler, şehit kanı üzerinden siyaset yapan vampirler olarak sık sık anan Başbakan ve avaneleri için sadece gerçekçi bir tespit oldu, o kadar!

Profesyonel ellerden çıkmış bir mizansen olan bu ağlamaklı grup toplantısı gösteriyor ki, günü gelinceye kadar referandum tartışmaları 12 Eylül üzerinden devam edecek. Başbakan ve cemaat yayınları referandumdan evet çıkmasının MHP oylarına bağlı olduğunu bildiğinden 12 Eylül ve Ülkücüler edebiyatını sonuna kadar kullanarak sonuç almaya çalışacaklardır. Ne hazin! MHP'ye karşı, MHP oyları için ülkücülerin vicdanlarına seslenen bir AKP var karşımızda.

AKP'yi MHP'nin oylarını çalmada bu kadar ümitvar kılan ne olabilir? MHP yönetimi ile taban arasındaki farklılıklar mı? MHP'nin Ülkücülüğü ayak bağı olarak gören politik tercihleri mi? Deniz Bölükbaşı, Mithat Melen, Gündüz Aktan gibi seçim ve parti programı üzerinde söz sahibi olan "dışarıdan" alınmış isimlere mukabil Ülkücülüğü ile mütemayiz, Ülkücü Hareket içinden yetişmiş aydınlara kapıların kapanmış olması mıdır? 12 Eylül zulmü ve zalimleri ile elzem olan hesaplaşmanın bugüne kadar ihmal edilmesi midir?

Şüphesiz ki bunların her biri danışmanlarınca Tayyip Erdoğan'ın kulağına fısıldanmış ve Ülkücü hissiyat üzerine oynayarak sonuç alınabileceğine dair ikna edilmiş. Pek çok eski MHP'linin bugün AKP çatısı altında siyaset yaptığını, eskiden Ülkücülerin kaleleri olarak bilinen illerin, bugün AKP oylarının en yüksek iller olduğunu bilen Tayyip Erdoğan'ın referandum için MHP oylarından ümitvar olmasına şaşmamak gerek!

Referandum sonucu ne olursa olsun bir müddet sonra unutulup gidecektir. Bu referandumun sonucu anayasa değişikliğinden ziyade önümüzdeki seçim için bir önem taşır hale geldi. Türkiye geneli açısından durum böyle olmasına rağmen Ülkücüler açısından çok daha farklı sonuçlara gebe.

Evet - hayır tartışmalarının merkezinde yer alan ülkücüler bir kez daha partileri ile vicdanları, akılları ile duyguları, geçmiş ile gelecekleri arasında sıkışıp kalmanın yoğun baskısını yaşayacak; kendilerini bu ikilemlere, ülkücülüğü de politikaya mahkum eden dar görüşlü-menfaatçi-eyyamcı politikacılara lanet edeceklerdir.

Mamak, Ulucanlar, Gaziantep, Bursa, Çanakkale cezaevlerinin koğuşlarında-avlularında yan yana - kol kola çekilmiş resimlerden oluşturdukları facebook albümlerinin hemen altında yaptıkları yorumlarla evet-hayır tartışmasına girişen ve halen birbirlerine "cürüm" diye hitabeden Eylülzedeler bile giderek ayrışmakta. Fikirden, inançtan değil, politikadan kaynaklanan bir ayrışma…

Ülkücülerin evet-hayır tercihleri, sadece partilerinin siyasi pozisyonundan neşet etmekte… AKP'ye muhalefet eden MHP'nin "hayır", MHP'ye muhalefet eden BBP'nin de "evet" tercihi muhalefet çizgisinde durmalarından başka bir şey değil. Makyavel politikayı "bin bir yüzlülük" olarak tarif ediyordu. Bin bir yüzlü politikacıların Ülkücülüğü getirdiği nokta işte bu: Sadece muhalefet… Muhalefete muhalefet… Ve kendi değerlerine-inançlarına muhalefet, ortak geçmişe-müşterek geleceğe muhalefet…

Başbakan Mustafa Pehlivanoğlu'nun mektubunu okudu, ama atladığı satırlar da vardı… Zaman darlığından değil elbette! O'nun atladığı "... Şunu hiç bir zaman unutmasınlar ki, Mustafa'lar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar. Kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakındır. Zafer her zaman Allah'a inananlarındır..." satırlarını Sayın Devlet Bahçeli'nin okumasını ümit ederiz. Başbakan'a verilecek en iyi cevap bu olacaktır. Bakalım Bahçeli'nin danışmanları da Başbakan'ınkiler kadar "halkla ilişkiler" biliyor mu?

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

17 Haz 2019

Türkeş’in ikili münasebetleri: İncelik, dikkat ve sevgi Yukarıda da temas ettiğimiz gibi Türkeş Bey’in bir kurmay subay ve tecrübeli bir diplomat tavrıyla dava arkadaşlarına ve başka insanlara kaşı gösterdiği sevgi, saygı hareketin mensuplarının birlik ve dayanışmasında önemli bir rol oynamıştır.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

17 Haz 2019

Nurullah KAPLAN

06 Mar 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 50,82 M - Bugün : 24660