« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

AÇILIM VE İLETİŞİM

26 Ağu 2009

SONRAKİ YAZI

FERDİYETTEN BİREYSELE…

23 Tem 2009

Nurullah KAPLAN

12 Ağu

2009

DAĞLARI UNUTMAYIN!

12 Ağustos 2009

90'lı yılların henüz başıydı… O zamanlar, Bursa'lı Ülkücülerin kitap temini ve sohbet ihtiyacını karşılayabilecekleri bir "Ülkücü kitapevine" sahip oldukları zamanlardı… Mahpusluğu bitirip tahliye olduktan sonra sıla-akraba, eş-dost ziyaretlerini tamamlayarak Bursa'ya dönen Metin Kaplan, Nazif Hoca ile birlikte, İnönü Caddesi'nin Atatürk caddesi ile kesiştiği köşeye yakın, İnegöl Çarşısı'nın alt katında Burçak Kitapevi'ni "hizmete" dâhil etmişlerdi. Açılışını rahmetli Türkeş'in yaptığı kitapevi imanı soğumamış, heyecanı tükenmemiş Ülkücülerin sohbet mekânıydı… Geçmişin bolca yâd edildiği o sohbetlerde teorik tartışmalar da eksik olmazdı…

Yine tartışması bol sohbetlerin birinde; pkk terörünün hâkimiyetini dağlardan, mezralardan ilçelere, şehirlere kaydırdığından bahisle hükümetin de devletin de acziyet gösterdiğinden şikâyet edilirken, Metin Abi sinirin gerdiği ses tonuyla " biz Türkler de yarın öbür gün devletimizi istiyoruz diye dağa çıkmak zorunda kalacağız" demişti. Gerçi o günlerde biz bu işin bizden sonraki nesillere isabet edeceğini zannediyorduk… Yanılmışız!... Gidişat bu minval üzre oldukça, çocuklarımıza kalmaz bu iş…

Son zamanlarda bir "çalıştay" modası peydah oldu. Alevi çalıştayı, demokrasi çalıştayı derken kürt çalıştayları sökün etti. Bir yandan Diyarbakır, bir yandan Ankara iki koldan yüklenmeye başladılar… Kürt sorununu açılımla çözecekler.(!) Hem devlet erkânı, hem dağ kadroları hep beraber bu işi kotarıp "büyük Türkiye'nin" önünü açmaya azm ü cezm ile kasteylemişler.(!) Obama'nın açtığı yolda güzel şeyler olacağını müjdeleyen Sayın Abdullah Gül, futbol maçı temaşasıyla başlattığı Ermeni açılımının akim kalmasından olsa gerek, kürt açılımına daha bir canla başla sarılmış görünüyor. Gül'ün, Erdoğan'ın, ezcümle AKP'nin, zaman grubunun, liboş taifesinin, dönme-devşirme güruhunun ve Türk'ten haz etmeyen ne kadar haşere varsa kâffesinin bir araya gelmesiyle kurulmuş koro, bu açılım sayesinde Türkiye'nin önünün açılacağı, bölgesel güç olacağı, büyük Türkiye'nin kurulacağı, refah-huzur-barış ve mutluluğun geleceğini söyleyerek bizleri müjdeliyorlar(!).

Bu müjdeye inanırsanız dem bu demdir, vakit bu vakit… Bu müjdelere(!) Devlet Bahçeli de inanmamış olmalı ki, devleti bölmek için yirmi beş yıldır dağda gezenlere bu ülkeyi böldürmemek için, elli yıl dağda gezecek milliyetçilerin olduğunu haykırmış. Eyvallah… Lâkin, başı toz bulutlarıyla dumanlı dağlarda gezmek için sokakların, meydanların tozunu atmak lazım gelir evvelen… Toy-düğün için, şenlik-kurultay için dağa çıkmalara bile set vurduktan sonra elli yıl dağda gezecek adam bulmak zor olur zannımca… Yine de güzeldir dağlar… Dağa çıkmak, dağda gezmek, dağların hür havasını teneffüs eyleyip, esen bütün kahpe rüzgârlara karşı dik başla vaziyet almak evladır…

Devletin, devletçe kudrete sahip olduğu demlerde dağ yolları tenha olur. Ama devlet, devletliğini kaybetmeye başladığında dağ yoluna çıkan çok olur. Devletin hüküm sahibi olduğu zamanlarda buyruğu, bayrağı ve askeriyle gittiği yerlere, devlet kudretten düşünce gitmek için üniformalarını çıkarıp sivillere bürünen zabitlere ve gözü pek yiğitlere dağ yolları görünür… Yola düşen kâh Köroğlu olur, kâh Dadaloğlu, kâh Kuşçubaşı olur, kâh Süleyman Askerî. Gâhi Balkanlarda Şar Dağına gider yol, gâhi Himalayalarda Hindikuşa… Bazen Trablusgarp'tır yolun menzili, bazen Türkistan… Ya Garbî Trakya Türk Cumhuriyeti'ne varmıştır menzil, ya Türkistan İslâm Cumhuriyeti'ne..ya da Türkiye Cumhuriyeti'ne. Değil yaşatılması, kurulması dahi yıldızlar kadar uzak görünen bu yollara, Mecnun'un Leyla'ya aşkından daha derin bir iştiyakla bağlanmış..gönül vermiş..baş koymuş fedailer bütün ırakları yakın eylemeyi başarabilmişlerdir. Binlerce meçhul kahramanın yürüdüğü o yolların her biri, bir başka dağda konak kurup, menzile varmıştır.

Devletin kutunu yitirdiği son iki asırdır nice dağbaşı, Türk'ün yolbaşı olmuştur… Ve aşikârdır ki daha pek çok zaman nice dağbaşlarında yakılacak yeni meşaleler Türk'ün mukadderatıdır. Bu coğrafyada Erciyes,Uludağ gibi; Toroslar, Kaçkarlar gibi; Süphan ve dahi Cudi gibi dağlar var oldukça pek çok küresel rüzgarın, her bir açılımın üstesinden evelallah gelir bu millet.

Allah bizi dağdan ırak koymasın, dağsız bırakmasın! Dağların kıymetini bilmek..havasını teneffüs, keyfiyetini idrak etmek gerek. Dağları unutmamalı! Bir de… Orta Asya'dan Amerika'ya göçmüş Kızılderili akrabalarımızın " baltaları gömseniz de yerini unutmayın" diyen atasözünü ve " çocuklarınıza yüzmeyi, güreş tutmayı, silah kullanmayı öğretin" diyen peygamber buyruğunu unutmamalı!... Dağlar bizimse, ferman da bizimdir!

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

08 Ağu 2019

12 Mart 1971 Askeri muhtırası ile bütün üniversite ve yüksek okullardaki Ülkü Ocakları, Hür-Genç, Dev-Genç ve benzeri kuruluşlar kapatılarak faaliyetlerine son verildi.

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Yusuf Yılmaz ARAÇ

17 Haz 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 53,12 M - Bugün : 7786