« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

MÜNEVVER YOKLUĞUNDA…

31 Ara 2008

SONRAKİ YAZI

YA SEV, YE TERK ET!

12 Kas 2008

Nurullah KAPLAN

03 Ara

2008

ÇUL, ÇAPUT YA DA BAYRAK!

03 Aralık 2008

Bahar-güz dönemleri arasında artarak devam eden terör eylemleri kış aylarının gelmesiyle azaldı…Tabir-i caizse dinlenmeye çekildi. Aslına bakılırsa kış döneminde dinlenen, sadece terörün dağ kadroları… Kış gelince onlar inlerine çekilir, eylem sırasını şehirlerdekilere bırakırlar. Yerleşim alanlarındaki eylemler için uygun "zemin" hazırlamak, ve eylemlerin gücünü katlayacak psikolojik harekatlar tertiplemek ise sorosvari organizasyonların işbirliğiyle halledilir.

Bu yılki kış dönemi eylemleri apo'ya fiziki baskı uygulandığı bahanesiyle başlamıştı. Mart ayında yapılacak mahalli seçimler bahane edilerek, eylemlerin artarak devam edeceği görülüyor. pkk'nın legal kabul edilen siyasi partisi güneydoğu bölgesinin dışına taşımaya çalıştığı etkinliği için seçim çalışmaları adı altında eylem koymakta. Büründükleri siyasi partinin figürlerini kullanmaya gerek görmeden, pkk'nın sloganları, posterleri, bayrak niyetine salladıkları çul-çaputları ile seçim(!) çalışmaları yapıyorlar… pkk'nın seçim çalışmaları(!)

Seçim kılıflı eylemleri için gittikleri yerlerde çatışmalarda öldürülmüş teröristlerin mezarlarını ya da ailelerini ziyaret etmek seçim çalışmalarının(!) önceliklerinden… Öldürülmüş teröristlerin ailelerine taziye ziyaretleri düzenleyen, anma geceleri ve saygı duruşları tertipleyen milletvekili ya da belediye başkanlarına terörist muamelesi yapmayan bir devletin pasif desteği.. bütçeden kaynak aktararak, güvenliklerini temin ederek sağladığı aktif desteği ile yeryüzünde hiçbir zaman olmamış ve olmayacak bir "devlet" örneğini yaşatan devletlülerimiz sayesinde pkk seçim çalışmalarına devam ediyor.

Var olduğuna ve dahi bizim olduğuna vehmettiğimiz devletin başındaki devletlülerin teröristin silahlısı ile savaşıp, gravatlısına pasif-aktif destek vermesine hayıflanan millet yine işin başa düştüğünün farkında… Silahlı kuvvetlerin başındaki komutanın bile siyasi çözümden dem vurması; Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın terörün sebebini Türk kimliğinde araması; milliyetçilerin siyasi teşekkülünün çözümü anayasal vatandaşlıkta bulması; yazar-çizer makulesinin pkk'nın siyasallaşmasını meşrulaştırma çabası milletin baht-ı kara talihinin ancak ve yine bizzat millet tarafından felaha tebdil edilebileceğini izhar ediyor. Ve millet bütün nakısalarına rağmen bu hakikati en derininden hissetmekte…

pkk'nın seçim çalışmaları için gittiği Ardahan'da, Erzurum / Hınıs'ta, Bitlis / Tatvan'da Türk bayrakları ile karşılanması milletin işbaşı yapmasına delâlet ediyor. dtp'liler ve demokrat avaneleri ise Türk bayrakları ile protestolarda bulunanları provokasyon ile suçluyorlar… Türk bayrakları açanlar dtp'lileri tahrik ediyormuş! Tatvan'da elinde Türk bayrağı ile pkk'yı lanetleyen kişi linç edilmekten zor kurtuldu. Polis, Türk bayrağı açanlara göz yummakla suçlanıyor! Memleketimden demokrasi manzaraları, ya da hıyanetin resmi… Dünyanın neresinde böyle bir ülke vardır? Dünyanın hangi ülkesinde böyle bir demokrasi vardır?

Bayrak istiklâlin sembolü değil midir? Bu ülkenin bayrağından rahatsız olan, tahrik olan, ellerindeki çul-çaputu bayrak niyetine sallayanların ayrı bir devlet istemediklerini söylemek akıl kârı mıdır? Bayrağını görmekle tahrik oldukları bir devlete bağlılık için hangi sebep söz konusu olabilir? Demokrasi mi? pkk'lıların elindeki kaleşnikoflarla, dtp'nin arkasına sığındığı demokrasinin amaçları açısından bir farkı var mıdır? dtp'nin, pkk'nın öteki adı olduğu gerçeği karşısında, başını kuma gömenler elbette ki bu suallerin doğru cevaplarını ne söylemek ne de duymak isteyeceklerdir.

Devlet makamlarını işgal edenler devlet olmanın gereğini yapsalardı ne bu kadar şehit acısı yaşanırdı, ne de aynı kan aynı dinden olduğumuz Kürtler ay-yıldızlı al-bayrağı görünce kırmızı görmüş boğa misali kuduracak kadar kendisini Türk'ten ayrı, Türk'e düşman görürdü.

Devlet ve hükümet erkânları Batı'dan gelecek zılgıt korkusuyla devlet olmanın bütün vücûbiyetini demokrasi örtüsü altında palazlanan teröre kurban etmiştir. Bu kadar acizlik, sadece Batı perestişkârlığı ya da Batı korkusundan mı sadır olmaktadır? Yoksa devlet yönetimine kadar her sahayı kaplamış bir ihanetin ayan beyan tezahürü müdür?

Elit kesimin iki asırdır yaşadığı acziyet-sefalet-ihanet malûm… Hâl böyle olunca bu elit kesimin inhisarındaki devlet mevkilerinde köklü değişiklikler (hangi usulü elzem kılıyorsa) yapamadıkça, devlet katından bir şey beklemek nafile. Yani, ne yapılacaksa yine millet yapacaktır. Bu millet, kendisine yol gösterecek Bozkurt'lar buldukça tarihe nice yeni Ergenekonlar hediye edecektir. Yeter ki, yolbaşılık yapacak Bozkurt'lar silkinerek tarihi misyonlarına sahip çıksınlar!

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

22 Nis 2019

1975 senesi başlarında mecliste temsil edilen sağ partiler ile Milliyetçi Cephe hükümeti kurulması gündeme gelmişti. Türkeş Bey bu konuyu önce partinin merkez yetkili organlarıyla, sonra il başkanlarıyla istişare etti.

Nurullah KAPLAN

06 Mar 2019

Yusuf Yılmaz ARAÇ

02 Mar 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 48,73 M - Bugün : 46966