« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

MEHRALİ BEY’DEN MUHSİN YAZICIOĞLU’NA

25 Mar 2019

SONRAKİ YAZI

S. AHMET ARVASİ’Yİ ANMA TOPLANTISI VE VAN İNTİBALARI (4-5-6 Mart 2019)

11 Mar 2019

HARBİDEN

      Efendi BARUTCU

19 Mar

2019

S. AHMET ARVASİ’Yİ ANMA TOPLANTISI VE VAN İNTİBALARI-2 (4-5-6 Mart 2019)

19 Mart 2019

100. Yıl Üniversitesi’ndeki Toplantı

Aynı gün öğleden sonra üniversitedeki toplantımızda Rektör Prof. Dr. Peyami Battal bey, açılış konuşmasını yaptı. Üniversiteli gençlere hitaben milletimizin geleceğinin aydınlık olması için Türk gençliğinin Seyyid Ahmet Arvasi ve benzeri büyük şahsiyetleri kendilerine örnek almaları tavsiyesinde bulundu. Öğrencilerin ve değerli öğretim üyelerinin yoğun bir katılımıyla gerçekleşen toplantıdan sonra bazı gençlerle ve üniversiteden hocalarımızla üniversitenin muhteşem Van Gölü’ne nazır bir mekânında çay eşliğinde sohbet etme fırsatımız oldu. Aynı şekilde onlar da Arvasi hocayı keşke daha önceden tanısaydık, bu tür fikri kültürel faaliyetlerin üniversitemizde daha sık olmasını temenni ederiz dediler.

Bahçesaray Yolundayız…

6 Mart sabah erkenden ta gençlik yıllarından 10 yıl evvel kaymakamlık mesleğine girerken tanıdığımız Bahçesaray Kaymakamı Onur Şatıroğlu beyi ve Arvasi Köyü’nü karlı dağlar aşarak ziyaret etmek için Van Ülkü Ocakları eski başkanı, inşaat mühendisi Yavuz Selim Camuscu ve üniversite öğrencisi Çağrı Küçükgökçe ile yola çıktık. 120 kilometreye yakın mesafede yollar tamamen asfaltlanmış, daha önceleri özellikle kış aylarında sık sık gündeme gelen Van- Bahçesaray yolu yoğun kar sebebiyle eskiden bazen 5-6 ay yolun kapalı kalıyormuş. Bu haberlere artık pek rastlanmıyor çünkü devletimiz bütün imkanlarını seferber etmiş, 3 bin metre rakımlı dağlarda sık sık çığ düşen bölgelere kar tünelleri yapılmış. Ve çalışkan, hizmet adamı Kaymakam Onur Şatıroğlu’nun gayreti ve titiz takibiyle kar küreme makineleri 24 saat çalışarak bu yolu açık tutuyorlar. Son zamanlarda çok nadiren 1-2 gün kapalı kalıyormuş.

Yol üzerinde Abalı Kayak Merkezi yazılı bir işaret levhasına denk geldik. Burası iki sene önce binbir emek ve binbir masrafla faaliyete geçmiş. Fakat kayak tesisi Ocak ayından önce faaliyete geçemiyor ve Mart ayı başında karlar eridiği için faaliyetine son veriyormuş. Buranın tercih edilmesinin sebebi şehir merkezindeki yüksek idarecilerin “Bize yakın olsun, daha kolay gideriz” düşüncesinden kaynaklanıyormuş. Halbuki bu kayak merkezi dağın Çaldıran tarafına yapılsa en az 3-4 aylık bir kayak sezonunun yaşanacağı ifade ediliyor. Bu gibi doğru dürüst fizibilitesi yapılmadan kurulan tesisler kaynak israfından başka bir anlam taşımamaktadır.

Biz de karla kaplı dağları aşarken iş makinelerinin çalışmalarına bizzat şahit olduk. Fotoğraflarda da görüleceği üzere kar kalınlığı bazen 2-3 metreyi buluyordu. 3 bin rakıma kadar tırmandık. Çevredeki dağların kar manzarası görülmeye değerdi. Bir ara araçlardan indik, dondurucu bir soğukla karşılaştık. Bahçesaray’a 15-20 kilometre kala kaymakam bey ekibi ile bizi karşıladı. İlçe dağların arasından akıp giden ve çok berrak bir suyu olan Müküs Çayı’nın iki tarafına kurulmuş. Müküs’ün birkaç anlamı varmış, bunlardan bir tanesi bölge eskiden sancak beyliği olduğu için vergi toplanılan yer anlamına geliyor. Bir başkası suyun bol olmasından ötürü yaşanılan, tutunulan yer olarak bahsediyor. Güzel kokulu manasına gelen “misk”ten gelebileceği de ifade ediliyor. İlçe merkezinin nüfusu 3 bin, köyleriyle beraber toplam nüfus 14 bin. Halk arasındaki inanışa göre Cennet’ten yeryüzüne her Cuma günü iki damla su düşermiş. Bir damlası Nil’e, bir damlası da Dicle’ye diye rivayet ediliyor. Müküs Çayı’da Dicle’nin başlangıcı olarak kabul edildiğinden buraya düştüğüne inanılır. Müküs Çayı’na her gece cennetten 3 damla düşermiş. Bize göre bu inanış tamamen coğrafyanın Müslümanlaştırılması geleneğinin bir tezahürüdür. Nüküs Çayı aşağılarda Batman Çayı’na, Batman Çayı da daha aşağılarda Dicle’ye karışıp Basra Körfezi’ne doğru bereketli topraklara hayat taşıyor. İlçe merkezine ulaşmak için karlı dağlardan 1500 metre rakımına kadar indik. Orada da günlük güneşlik bir hava vardı, çayın üzerindeki tahta köprüde çay içerken paltolarımız ağır gelmeye başladı ve çıkardık.

İlçenin hemen dışında 600 yataklı ve öğrenci kapasiteli İMKB okulu var. Bölgeye yatırım ve hizmet gelmiyor diyenler utanmalıdır. Daha önceleri Denizli’nin Güney, Kars’ın Arpaçay ve Adıyaman’ın Tut ilçelerinde de kaymakamlık yapan Onur Şatıroğlu beyin anlattığına göre Bahçesaray’da eğitimdeki fiziki altyapı bu ilçelerden çok daha yüksek seviyede sağlanmış durumdadır. Milli eğitim ve sağlık hizmetleri benzeri ilçelerden çok çok üst seviyededir.

Bir İhanet Hadisesi:

Dağların arasından geçerken kaymakam beyin şöförü acı bir hadiseyi anlattı, sonrasında diğer yetkililer de teyit etti. Yolumuz üzerinde Çatak ilçesine bağlı Narlıca Köyü karakoluna 22 Ağustos 2016’da PKK terör örgütü tarafından silahlı saldırı düzenleniyor. Mehmetçikler kahramanca direnirken köydeki 40 korucudan bir tanesi dahi yardıma gelmediği gibi, karakola köyden de uzun namlulu silahlarla ateş ediliyor. Sonrasında PKK’lı teröristler püskürtülüyor. Karakol komutanı korucuların tamamının silahlarını topluyor, kısa süre sonra araya siyasetçiler giriyor ve korucuların bir çoğunun silahları iade edilip devletten maaş almaya devam ediyorlar. İhanetin boyutunu siz düşünün artık.

İlçede birçok insan PKK’nın kanlı hadiselerinin, kanlı saldırılarının acı hatıralarını yaşıyorlar. Mesela bizi Van’dan Bahçesaray’a götüren kaymakamlık şoförü Şükrü Bey’in annesi ve 4 küçük kardeşi 1995 yılında PKK’nın yaylaya yaptığı baskında şehit edilmişler, babası da bu acıya dayanamayarak birkaç sene içerisinde vefat etmiş.

Bir Kahramanlık Hikayesi

Bahçesaray’ın Çatbayır Köyü Düzbaşı mezrasına 15.09.1997 tarihinde Pazar gecesi saat 23:00 sularında 3 grup halinde yaklaşık 60-70 kişilik bölücü PKK terör örgütü mensubu tarafından baskın düzenlenir. Mezrada köy korucuların mevcudunun az olması sebebiyle mezra, terör örgütü tarafından tamamıyla abluka altına alınır. Mezra haklı çevre köylerden ve ilçe merkezinden destek talep eder. Merkez İslam Mahallesi ve tüm köy camilerine ait bina ve hoparlörlerden yardım çağrısı yapılması üzerine ilçede bulunan tüm köy korucuları ve eli silah tutan yaklaşık bin sivil vatandaş silahlanarak çatışmanın geçtiği Düzbaşı mezrasına ulaşırlar. Ve Terör örgütüyle 10 saate yakın silahlı çatışma devam eder. Köy korucusu Orhan Avşar şehit düşer, şiddetli çatışmaların artması üzerine Van merkezinden gelen 2 adet askeri helikopter çatışmaya müdahale ettikten sonra çatışma sona erer. 10 gün sonra Bitlis Hizan bölgesinde gerçekleştirilen operasyonda 12 kişilik terör örgütü mensubu çembere alınarak etkisiz hale getirilir.














Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

08 Nis 2019

1968 yılının muhtemelen Nisan ayıydı. Kahramanmaraş Lisesi ikinci sınıf öğrencisiydim. Parasız yatılı okuyordum. Cuma günü birkaç arkadaşlarımızla bazı ihtiyaçlarımızı almak için çarşıya çıkmıştık.

Nurullah KAPLAN

06 Mar 2019

Yusuf Yılmaz ARAÇ

02 Mar 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 48,60 M - Bugün : 13303