« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Aha Geldim Gidiyorum

OZAN ARİF, 18 Şub 2019

SONRAKİ HABER

‘Ulusal çıkar’ diye başlayıp... -1

Ergin Yıldızoğlu, 10 Şub 2019

10 Şub

2019

‘Ulusal çıkar’ diye başlayıp... –II

Ergin Yıldızoğlu 01 Ocak 1970

“Ulusal çıkar” diye başlayınca yanlış bir yere gitme tehlikesi var. Ancak doğru bir yere gitmek de mümkün, hatta gerekli. Çünkü, dünya yeni bir döneme girerken ulus devletin önemi artıyor!

Her şey dağılıyor
Davos risk raporuna, The Economist’in “Slowbalization” (Küresel yavaşlama) başlıklı kapağına bakmak yeter: ABD hegemonyasına dayanan, Batı merkezli dünya düzeni, 30 yıldır kapitalizmin yapısal krizini yöneten neo-liberal küreselleşme dağılıyor. Çevre kirlenmesi, iklim krizi, gezegenin ekolojik dengelerinin, türlerin yok olma süreci giderek hızlanıyor.
Dağılmanın toplumsal sonuçları, Trump, Brexit, sağ/faşist popülizm, yeniden başlayan nükleer silahlanma, teknolojik egemenlik yarışı, devleti yöneten politikacıların yetersizliklerinin yol açtığı meşruiyet ve egemenlik krizleri her gün çeşitleniyor.
Ülkelerin vatandaşları, gözlerini devletlerine çeviriyor, kendilerini bu dağılmanın etkilerinden korumak için bir şeyler yapmasını bekliyorlar. Bu da bizi bir korunma, güvenlik aracı olarak ulus devlete getiriyor.
“Devlet”i düşünürken iki farklı seçenek (Badiou) var. Biri devleti, toplumun üzerinde bir yapı olarak giderek sönümleneceğini varsayar: Kısaca komünist hipotez. Öbürü de kapitalist devleti veri alarak, parlamenter demokrasi ve çeşitli diktatörlük biçimleriyle ilgilenir. Açık ki, ulus devlet konusu ikinci seçeneğin kapsamına giriyor.

Egemenlik ve meşruiyet
İkinci seçenek kapsamında, vatandaşlarını, bu dağılma içinde en iyi biçimdekoruyabilecek bir ulus devleti (buna Platon’a atıfla “iyi devlet” diyelim) düşünmeye çalışmamız gerekiyor.
Öncelikle bu devlet, egemen ve meşru bir devlet olmak zorundadır. Bu zorunluluğu veri alarak, düşünme sürecini Badiou’nun dikkat çektiği gibi birbiriyle bağlantılı üç alan üzerinden sürdürebiliriz: Ekonomi, ulusal sorunve demokrasi.
Ekonomi: Ulus devlet kaynakların dağılımından ve kapitalist ekonomi (krizlerini) sınırları içinde yaşayan tüm vatandaşlarının genel çıkarlarını, refahını, koruyacak biçimde yönetmekten sorumludur. Bu sorumluluğu yerine getirebildiği oranda “iyi devlet” olmaya yaklaşacaktır.
Ulusal sorun: Ulus devlet, sınırları içindeki tüm vatandaşların güvenliğinden iki alanda sorumludur. Birincisi, vatandaşlarını dünya sistemi içinde, emperyalist müdahalelerden, savaşlardan korumayı başarmalıdır. İkincisi, sınırları içindeki tüm vatandaşlarının toplumsal barışını, can ve mal güvenliğini, en temel ifade, toplanma, gösteri yapma, haklarını ve özgürlüklerini, siyasi tercihlerini belirtme ve savunma haklarını, seçimlerin adaletli ve güvenli olması da dahil, korumayı başarmalıdır.
Demokrasi: Parlamenter demokrasi kapitalist devletin en arzu edilen, en az ekonomik kaynak tüketen, toplumun barış içinde yaşamasına en uygun biçimidir. Bu kapitalist demokrasinin işleyebilmesi için, bir taraftan güçler ayrılığı, yargının ve medyanın bağımsızlığı ilkesi kıskançlıkla korunmalıdır. Yasalar, çeşitli grupların tercihlerine, inançlarına göre değişebilen dini ilkelere göre değil, bizzat vatandaşlarının (din, cins, etnik kimlik farkı gözetmeden, bunlardan birine ayrıcalık tanımadan) bu dünyadaki gereksinimlerini düzenlemeye yönelik olmalı, ortak ve özgür iradesine dayanmalıdır: Laiklik ilkesi esastır.
Tüm vatandaşlar, yönetici sınıfın üyeleri de olmak üzere bu yasalar karşısında eşit haklara ve konuma sahip olmalıdır. Ulusun birliğini, farklı kimliklerin (dini ve etnik, cinsel) taleplerini, bastırarak değil, bunların taleplerini karşılayarak vatandaşlık zemininde sağlamak “iyi devletin” sorumluluğudur. Bir ulus devletin egemenliği ve meşruiyeti bu zeminde şekillenir.
Ulusal çıkardan söz ediyorsak, ulus devletin “iyi devlet” olma koşullarını yerine getirdiğini, egemen ve meşru bir devlet olduğunu da varsayıyoruz demektir.
Çünkü, “iyi devlet” kriterlerine uymayan bir devlet günümüzün hızla gelişen dağılma koşullarında vatandaşlarını, dolayısıyla, egemenliğini ve meşruiyetini koruyamaz. Ulusal çıkar bu devletin yöneticilerinin desteklenmesini değil acilen değiştirilmesini, devletin “iyi devlet” ölçütlerine göre yeniden düzenlenmesini gerektirir!

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

19 Şub 2019

“Artık ne kar yağar ne ben üşürüm Ne de saçlarımı dağıtır rüzgar Ben sağken bir günde bin kez ölürdüm Şimdi ölüm yoktur ölümsüzlük var” Abdürrahim KARAKOÇ Ozan Arif Şirin’i de 16 Şubat 2019 Cumartesi günü Samsun’da Büyük Camii’nin önünde toplanan mahşeri bir topluluğun kıldığı cenaze namazından sonra ahiret yurduna yolcu ettik.

Nurullah KAPLAN

18 Şub 2019

Yusuf Yılmaz ARAÇ

15 Şub 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 46,49 M - Bugün : 27334