« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

05 Eki

2026

Dilde saklı kültürel kodlar

Ahmet Bican Ercilasun 01 Ocak 1970

Bir dildeki bazı kelimeler, anlam değişmeleri ve elbette deyimlerle atasözleri o dili kullananların psikolojisini, dünyaya ve hayata bakışlarını, genetik ve kültürel kodlarını yansıtır. İşe Arapçadan aldığımız saf kelimesinden başlayabiliriz.

Sat-elif-fe ile yazılan saf sözünün mastarı Arapçada safv biçimindedir ve bu kelimenin Arapçadaki anlamı “iyi, halis”tir. Şemsettin Sami de saf sözüne ilk anlam olarak “temiz, halis, bir şeyle karışık olmayan, berrak” karşılıklarını vermiştir.

Konumuzla ilgili olan, Şemsettin Sami’deki ikinci anlamdır: “gıllügıştan ari, şeytanlık düşünmez, kolay aldanır, derin düşünmez, sade.” İki de örnek verilmiş: “saf adamdır, yüreği saftır.”

Türkçe Sözlük’teki ikinci anlam da benzerdir: “etrafında olup bitenleri anlayamayan, kurnazlığa aklı ermeyen, zekâ ve kavrayıştan yoksun olduğu için kolay kandırılabilen (kimse)”.

Yani aziz okuyucular, Türkler, Arapçadan “halis, katışıksız, berrak, iyi” anlamındaki kelimeyi almışlar, ona “kolayca kandırılabilen” anlamını eklemişler, saf sözünü “aptal, alık” anlamında kullanır olmuşlar.

Bu anlam değişmesi bir yandan bizim ne kadar iyi, temiz, halis olduğumuzu, bir yandan da bu iyiliğin, halisliğin aptallık derecesine vardığını gösteriyor.

İş, saf kelimesiyle bitmiyor. Türkiye – Osmanlı, Azerbaycan, Türkmenistan Türklerinin Oğuz boyuna mensup olduğunu bütün okuyucular bilir. Oğuz sözü Anadolu’nun birçok yerinde uğuz biçimine girmiştir ve anlamı nedir, biliyor musunuz? Derleme Sözlüğü’nden aynen veriyorum: “ahmak, bön, saf; uyuşuk”.

Bu kadarı yeter aslında. Ama bir de bizim millî destanımızdan örnek verelim. Dede Korkut Kitabı’ndan.

Bu kitaptaki destani hikâyelerin ana kahramanı Salur Kazan’dır. 11. boyda (destani hikâyede) Salur Kazan tutsak olur. Neden tutsak olduğunu biliyor musunuz? En iyisi metinden verelim:

“Kazan, şahinin ardına düştü. Dere tepe aştı, kâfir eline geldi. Gider iken Kazan’ın karanlık gözünü uyku aldı. Beyler, ‘Hânım, dönelim.’ dediler. Kazan, ‘Biraz daha ileri gidelim.’ dedi. Baktı, bir kale gördü, ‘Beyler, gelin yatalım.’ dedi. Kazan’ı küçücük ölüm tuttu, uyudu. Meğer hânım, Oğuz beyleri yedi gün uyur idi. Onun için küçücük ölüm derler idi.”

Av peşinde giderken düşman topraklarına girmiş, karşıda bir kale görmüş, hâlâ “yatıp uyuyalım.” diyor. Ondan sonra da yedi gün uyuyor. Sonunda tabii ki tutsak olacak.

Vah benim halis niyetli, temiz Türk’üm! Vah benim, düşman, gözünün önündeyken uyuyan Oğuz’um! Vah benim saf Türk’üm! İçi kötülüklerle dolu olan kötü yürekli insanların neler yapabileceklerini bir türlü düşünemeyen, bir türlü algılayamayan Türk’üm! Gıllıgışlı işleri bir türlü fark edemeyen Türk’üm!

Uyanmak için daha ne olmasını bekliyorsun?

https://millidusunce.com/dilde-sakli-kulturel-kodlar/

Ziyaret -> Toplam : 331,30 M - Bugn : 28034

ulkucudunya@ulkucudunya.com