Hangi anlatı?
Ahmet Bican Ercilasun 01 Ocak 1970
Tamgatürk dergisinin üçüncü sayısında Bahadırhan Dinçaslan, milletlerin oluşmasını sağlayan mitler, efsaneler üzerinde duruyor. Efsane, destanlar, damgalar vb. semboller… Dinçaslan, hülya, rüya gibi kelimeler kullanıyor ama daha çok kullandığı kapsayıcı terim anlatı. Aslında Anthony Smith’in etnosembolizmini anlatıyor. Eski Yunan, Roma, Fin gibi örnekleri ele alıyor.
Türk’ü Türk yapan anlatı(lar) da elbette var. Dede Korkut boyları (destani hikâyeleri) bunlardan biridir. Türk’ün o kadar çok anlatısı var ki! Türk oluşumunun şafağından başlayıp bugün de devam eden anlatılar…
İlk büyük anlatı Oğuzname’dir. İlk rüya da Oğuzname’deki şu mısralarda görülmektedir: “Takı taluy, takı müren / Kün tug bolgıl, kök kurıkan” (Daha deniz, daha ırmak / Güneş! Tuğ ol! Gök! Otak). Bu mısralarda anlatılan “dünyaya hâkim olma” rüyasıdır. Mevcut deniz ve ırmaklar yetmiyor, dahası isteniyor. Gökyüzü Türkler için bir otağ, güneş de tuğdur.
Dede Korkut boyları da Oğuzname’nin bir parçasıdır. Oğuzname, Türklerin efsanevi tarihi ve atasözleriyle birlikte Dede Korkut boylarını da içine alan büyük Türk anlatısıdır. 16. yüzyıl başlarına kadar da Oğuzname geleneği yaygındır. Tevârih-i Âl-i Osman, Âşıkpaşaoğlu Tarihi, Câm-ı Cem-Âyin gibi ilk Osmanlı tarih ve menkıbeleri Osmanlı hükümdarlarının şeceresini Oğuz Han’a bağlar. Karakoyunlu ve Akkoyunlularda da durum aynıdır.
Ancak Türk anlatısı, Oğuzname’den ibaret değildir. Ergenekon, Göç gibi destanlar, Cengiznameler, Alpamış ve Manas destanları… Bunların hepsi, Oğuzname’den de izler taşıyan anlatılardır.
Türk anlatısını sadece efsane ve destanlar da oluşturmaz. Orhun abideleri, Kutadgu Bilig, DÎvânu Lugâti’t-Türk gibi eski ve büyük eserler, Nesîmî, Fuzulî, Nevâyî gibi büyük şairlerin eserleri de anlatıya dâhildir. Kerem gibi Âşık Garip gibi aşk hikâyeleri de anlatının içindedir.
Sözlü ve yazılı edebiyatın dışında da semboller var. Mesela Süleymaniye Camii. Yahya Kemal’in “Süleymaniye’de Bayram Sabahı” şiiri, Süleymaniye’de bayram namazı kılan nefer, Ahlat mezar taşları, Seyit Onbaşı, Kara Fatma, Demircili Mehmet Efe… Bunların tamamı bizim anlatımızdır.
Bugünkü Türkiye Türklerinin anlatısının merkezinde Atatürk vardır. Kalpaklı Mustafa Kemal ve smokinli Atatürk. İstiklal savaşıyla Türk yeni bir destan yaratmıştır. Devrimlerle Atatürk, milletimizi çağdaş medeniyete taşımıştır. Son yıllarda Atatürk, çılgın Türklerin efsaneleşmiş önderi, Türk’e yol gösteren sarışın kurttur.
Millet olmak için bu kadar efsane, destan, mimari yapı, yeter de artar bile. Uydurma mitlerle Türk olmadık biz. Bütün bu anlatıların somut kanıtları, belgeleri vardır. Öyle Fars efsanesindeki bir demirciyi uydurma ata yaparak millet olunmaz. Binlerce yazılı esere sahip olmadan, yüzlerce mimari eser inşa etmeden millet olunmaz. Hele başkalarının destek ve silahlarıyla isyanlar çıkararak, uyuşturucu ticareti yaparak hiç millet olunmaz.
Birilerinin Türk’ün anlatılarını, sembollerini bir yana bırakarak bazı aşiretlerden millet yaratmaya kalkışması, birilerinin de onlarla müzakereler yapması, sadece milletimize değil anlatılarımıza da ihanettir. Bilge Kağan’a, Kâşgarlı’ya, Fuzuli’ye, Emir Temür’e, Nevayî’ye, Âşık Kerem’e, Abay’a, Mehmet Akif’e, Çakıcı’ya da ihanettir.
Oğuz Han’dan Atatürk’e uzanan büyük ve görkemli bir anlatının sahibiyiz, kimse bu millete tuzak kurmaya kalkmasın!