ABD, neden savaşta komutan değiştirdi?
Arslan Bulut 01 Ocak 1970
ABD Savunma Bakanlığı’nın, Kara Kuvvetleri Komutanı Randy George'un "derhal emekli olacağını" bildirmesinin ardından, iki ABD Kara Kuvvetleri generalinin daha görevden alındığı ileri sürüldü.
Anadolu Ajansı’nın The Washington Post'tan naklettiği habere göre, ismi verilmeyen Savunma Bakanlığı yetkilileri, bu kişilerin Ekim 2025'te Kara Kuvvetleri Eğitim ve Dönüşüm Komutanlığının başına geçen General David Hodne ve Kara Kuvvetleri Manevi Destek Komutanlığı Başkanı Tümgeneral William Green Jr olduğunu belirtti.
Beyaz Saray yetkilileri, ABD Kara Kuvvetleri Sekreteri Dan Driscoll'un görevde kalıp kalmamasına ilişkin değerlendirmelerin sürdüğünü belirtirken, bir Pentagon yetkilisi de Driscoll'un yakın zamanda görevden ayrılmasının beklendiğini öne sürdü.
ABD basınına yansıyan iddialara göre, Savunma Bakanı Pete Hegseth, George ve Driscoll ile başta dört subayın tuğgeneralliğe terfisi meselesi olmak üzere bazı konularda anlaşmazlıklar yaşadı.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan Kara Kuvvetleri Komutanı Randy George'un görevinden ayrılacağı bilgisini paylaşmıştı.
Parnell'in açıklamasında, “General Randy George, Ordu'nun 41. Kara Kuvvetleri Komutanı olarak yürüttüğü görevinden derhal emekliye ayrılacaktır.” ifadelerine yer vermişti.
Pentagon'dan gelen resmi açıklamanın öncesinde ABD basını, Savunma Bakanı Pete Hegseth'in, George'tan “istifa ederek emekliye ayrılmasını istediği” yönünde iddialara yer vermişti.
***
Bu haberleri, ABD hava kuvvetlerinin, İran’da köprüleri bombalamaya başlaması ve yine Washington Post’un “Pentagon, İran'da haftalar sürecek kara harekâtına hazırlanıyor” haberiyle birlikte değerlendirmek gerekir.
Nitekim yine Washington Post’a göre ABD Savunma Bakanlığı, İran'da haftalarca sürebilecek kara harekâtı üzerinde hazırlık yapıyor.
Washington Post gazetesinin isimleri açıklanmayan, konuyla ilgili bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı haberine göre binlerce Amerikan askeri ve deniz piyadesi Orta Doğu'ya sevk ediliyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın onay vermesi halinde nakledilen askerlerin İran'da haftalarca sürebilecek kara harekâtı kapsamında konuşlandırılacağı belirtiliyor.
Yetkililer, bu planla ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının ilk dört haftasına kıyasla çok daha riskli bir aşamaya geçileceğine dikkati çekiyor. Planın, Amerikan birlikleri için önceki döneme kıyasla ciddi tehlikeler barındırabileceği ifade ediliyor.
Operasyon kapsamında ABD askerlerinin İran'a ait insansız hava araçları, füze sistemleri, kara saldırıları ve el yapımı patlayıcılar gibi çeşitli tehditlerle karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.
Olası kara harekâtının tam ölçekli işgal niteliği taşımayacağını dile getiren yetkililer, saldırıların özel harekât kuvvetleri ile konvansiyonel piyade birliklerinin eş güdümlü yürüteceği nokta operasyonlardan oluşacağını ifade etti.
Yetkililer, ayrıca İran'ın Basra Körfezi'ndeki önemli petrol ihracat merkezlerinden Hark Adası'nın kontrol altına alınması ve Hürmüz Boğazı yakınındaki bölgelerde gemileri hedef alabilecek silahların imha edilmesinin de değerlendirildiğini belirtti.
***
Bir savaşta köprüler niçin bombalanır? Karşı tarafın ikmal yollarını kesmek için değil mi? Tabii, karşı tarafın direncini kırmak ve teslim olmaya zorlamak için de köprüler hedef alınabilir.
Öyleyse kara harekâtı hazırlığı yapılırken, köprüler vurulurken, kara kuvvetleri komutanı, niçin “derhal” görevden alınır? “dört subayın tuğgeneralliğe terfisi meselesi”, kara harekâtı öncesi kara kuvvetleri komutanının görevden alınmasına sebep olur mu?
Olmaz ise Amerikalı komutanların, çok riskli buldukları için İran’a yönelik kara harekâtına karşı çıktığı düşünülebilir.
Savunma Bakanı Pete Hegseth, istifa ettirilen kara kuvvetleri komutanı yerine, danışmanını atayacak! Yani, siyasi emirlere harfiyen itaat isteniyor.
Savaşta, kara kuvvetleri komutanı “derhal istifa etmeye” zorlandığı halde, “Bu durumun İran savaşı ile ilgisi yoktur” demek pek doğru bir yaklaşım olmasa gerek...
***
Tarihe adını yazdıran büyük komutanlar, kaybedeceklerini gördükleri savaşa girmeyenlerdir. Türk ordusunun, İstiklal Savaşı sırasında, Sakarya nehrinin doğusuna çekilmesi gibi... Atatürk, bu çekilme için emir vermese, Türk’ün son ordusu yok edilebilirdi.
Amerikan Kara Kuvvetleri Komutanı Randy George’un da kaybedeceği bir savaşa girmek istemediği anlaşılıyor...