« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

09 Mar

2026

Galibiyetsiz savaşlar

Deniz Ülke Kaynak 01 Ocak 1970

Savaşlar, insanlık tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır. İnsan yalnız­ca sosyal değil aynı zamanda politik de bir varlık. Bu durum onu etnik, dinsel, ulusal vs. gibi büyük grupların üyesi haline getirirken, ister istemez gruplar arası rekabetin bir parçasına da dönüştürüyor. “Kaynakların sınırlı, ihtiyaçların ise sınırsız” olduğu iddiasıyla meşruiyet kazanan bu rekabetin en yıpratıcı yan ürünü ise savaşlar. Tarihte “siyasi örgütlenme ve merkezi otorite” olgularının ortaya çıkışından bu yana savaş durumu hep var. Günümüz sosyoloji biliminin en önemli isimlerinden Charles Tilly’nin şu ifadesi savaşlar ve insanlık arasındaki bağı çok güzel özetliyor: “Savaşlar devletleri, devletlerse savaşları yaptı.”

Savaşların binlerce yıldır ne kadar yaşama mal olduğu tam olarak tespit edilemese de rakamın yüz milyonlarla telaffuz edildiğini biliriz. Mary­land Üniversitesi’nin (CS­MM) bir araştırması sadece 20. yüzyılda (en kanlı yüzyıl olarak bilinir) 230 milyondan fazla insanın savaşlar ve siyasi çatışmalar nedeniyle hayatını kaybettiğini söylemekte. Üstelik alınan bütün önleyici tedbirlere, yasaklara, normlara rağmen bu rakam, çok büyük çoğunlukla sivil ölümleri kapsıyor. Çünkü şehirler, has­taneler, okullar hala korunaksız ve hatta karşı tarafın psikolojik direncini kırmak için öncelikli olarak hedef alınıyor. Tıpkı savaşın en başında hedef alınan Tahran’daki okul gibi…

Kimin kiminle savaşı?
ABDİsrail bloku ile İran arasındaki beklenen savaş, olağanüstü bir yıkım yarata­rak devam ediyor. Dünyanın en güçlü askeri ve teknolojik ittifakı ile yarım asırdır bin türlü yaptırım ve kısıtlamalarla boğuşan İran arasındaki bu asimetrik savaşın sonucu ise aslında başından belli. İran rejimi de bunu gayet iyi biliyor; lakin olacaklara çoktan hazırlanmışlar. Ölümü de yıkımı da açlığı da göze almışlar ve tüm dünyanın gözleri önünde destansı bir direniş anlatısı kurguluyorlar.

Dünya kamuoyunda Gazze soykırımı nedeniyle olu­şan antiİsrail ve antiTrump ruh halini alabildiğine manipüle ediyor; sistemden hoş­nutsuz kitleleri arkalarına alıyorlar. Hedefleri sosyal medya üzerinden geliştirdikleri etki alanlarını yapay zeka destekli videolar, üretilmiş haberler ve ideolojik propaganda ile “küresel bir nefrete” dönüştürmek. Daha birkaç hafta önce sırf yönetimi protesto ettikleri için rejim tarafından öldürülen binlerce insanın toprağı kurumadan, şeytani emperyalist amaçlara hedef olan “mazlum ve kurban” rolüne soyunmuş durumdalar. Bu rol, İran’ın ulusal kimliğinin de bir parçası zaten. İran halkı Kerbela’dan bu yana mazlumlarla özdeşleşen bir toplum. Siyasal kültürleri yalnızca ideolojik değil “yas ve şehadet” kavramları üzerine inşa edilmiş. Acı çekmekten korkmuyor aksine besleniyorlar. Kolektif hafızanın merkezinde yer alan ve karşılaşılan her zorlukta direniş ruhunu besleyerek politik mobilizasyona öncülük eden bu anlatı, İsla­mi rejimin toplumla arasındaki en güçlü bağ. İran halkı açısından vurulmak, şehit olmak İmam Hüseyin’in kader yoluna girmek anlamına geliyor.

Lakin zalimin zulmüne teslim olmuş da değiller. Karşı tarafa ulaşan her bir füzenin psikolojik yıkım kapasitesinin, binaları, tesisleri vurmaktan çok daha etkili olduğunu biliyorlar. Bu yüzden savaş başlamadan önce alternatif askeri direniş modellerini de kurgulamışlar.

İran’ın Mozaik savunma stratejisi
İran’ın aynı anda birçok he­defe birden yönelen saldırıları şaşırtıcı. Zira bu strateji, algıyı ABD/İsrail bloku yerine bir bölge savaşına dönüş­türebilir. Üstelik emperyalistlerin tetiklediği bir SünniŞii çatışmasına dönüştürebilme ihtimali de var. Sırf askeri üs barındırıyor diye İsrail ile ilişkileri kopartma noktasına gelmiş ülkeleri bile karşı safta toplayan bu yaklaşım, vurulan ülkelerin sağduyusu ve çeşitli diplomatik kontrol altına alınmış görünüyor. Nitekim İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bu durumdan ötürü komşularından özür dileyen ve bir daha saldırmayacaklarını ifade eden bir açıklama yapmak durumunda kaldı. Bu onun tek başına garantileyebileceği bir taahhüt değil kuşkusuz; çünkü İran’ın merkezi kararları seçilmişler tarafından alınmıyor.

İran’ın yıllardır beklenen ABD/İsrail saldırısına karşı uygulamaya soktuğu Mozaik savunma stratejisinin özelliği dağınık olması. Her bir parça özerk ve kendine has görünse de birleştiğinde bütün bir resim ortaya çıkabiliyor. İran Devrim Muhafızları, 2003 Irak savaşının ardından geliş­tirdikleri bu parçalı ama birbirine eklemlenmiş güvenlik mimarisi ile merkezi otoritenin yok edilmesi halinde ayak­ta kalması gereken unsurları belirlemişler. Nitekim dini rehber Hamaney’in ve üst ko­muta kademesinin ilk vuruşta bertaraf edilmesi savunma stratejisinde bir aksaklık yaratmış görünmüyor.

Mobil ve küçük füze fırlatma sistemleri, yer altı tesisleri, küçük deniz birlikleri ve bölgesel milis ağları ile tamamlanan bu yapı, ucuz ama etkili silah teknolojileri ile de tamamlanıyor. Devasa sa­vaş gemileri, koca şehirleri yok edebilme kapasitesine sahip füzeler, savaş uçakları ve dronelara karşı zayıflıklarını avantaja dönüştürme yolunu seçmişler. Ancak bu merkez­siz taktik, çevre ülkelere yönelen ve genel strateji ile uyumlu olmayan başı bozuk saldırılara da yol açabiliyor. Bizim de bu konuda dikkatli olmamız şart. Nitekim NATO’nun savunma şemsiyesinin altında olmamızın önemini hep birlikte de­neyimledik. Savaşın asimetrik olduğu çok açık. İran hava gücü ve donanması neredeyse tamamen bertaraf edildiği gibi füze envanteri de hızla tükeniyor. Birkaç hafta içerisinde savaşın yeni bir fazına geçilmesi beklenebilir. Rejimin dışarı­dan müdahale ile çökmesi ihti­mali yok gibi. Peki içeriden gelebilecek kışkırtmalara ve bölünme arayışlarına karşı rejim dayanabilir mi? Şimdilik görünen İran halkının bu konuda Suriye tecrübesinden çok şey edindiği.

https://www.dunya.com/kose-yazisi/galibiyetsiz-savaslar/817526

Ziyaret -> Toplam : 273,43 M - Bugn : 177964

ulkucudunya@ulkucudunya.com