ABD Kazandı
Ragıp Kutay Karaca 01 Ocak 1970
Bu köşede 2 Ocak’ta yazdığımız yazıda “ABD’nin kazanan olmaya devam edebilmesi için Trump’ın bulacağı çözüm Avrupalıları “neden bu işi baştan çözmedik”, Rusya’yı “o zaman neden bu savaşa girdik”, Ukrayna’yı “bunun için mi savaştık” dedirtmeyecek şekilde olmalı” demiştim.
Son iki haftada ABD tarafından izlenen diplomasi bu düşüncemi çoğunlukla doğrulayacak nitelikte. Trump, ABD Başkanlığı seçim süresince sorunu 24 saatte çözerim iddiasındaydı. Bu iddianın üzerinden tam 5 ay geçti. Çözümsüzlük Nobel Barış Ödülünü! almak isteyen bir lider için büyük fiyasko oluyordu.
Trump, işin sonunda, ayıyla dans ettiğini ve dansın ayının isteklerini somutlaştırmadan bitirilemeyeceğini anladı. Alaska’daki ABD-Rusya zirvesi barışın kapısını açan anahtar oldu. Beyaz Saray’da yapılan Batı zirvesi ise Alaska’da açılan kapının kapanmasını önleyecek bir formatta yapıldı.
Biden Avrupa’yı ABD trenine bindirdi
Biden’ın ABD dış politikasındaki en büyük başarısı Ukrayna-Rusya kriziyle Avrupa’yı ABD’ye mecbur etmek oldu. Keza Soğuk Savaş sonrası Avrupa’yı izlediği uluslararası politikalara destek noktasında ikna zorluğu yaşayan ABD, krizle Avrupa’ya tekrardan Rus tehdidi yaşatarak kendi güvenlik vagonuna bindirdi.
Bindirmenin yanında Avrupa’nın, başta Almanya’nın, Rusya bağlantısını keserken AB’nin küresel siyasi etkisini de perişan etti. Bununla kalmadı, Avrupa’nın doğu kanadı için NATO’yu AB’den daha öncelikli hale getirerek AB’de doğu-batı ayrımını daha da keskinleştirdi. Diğer yandan Rusya’yı askeri ve ekonomik anlamda yıpratmayı da başardı. Tüm bunlara rağmen Rusya’nın direnci kırılamadı ve savaşın yayılma riski giderek arttı.
Trump Biden’ın mirasını devam ettiriyor
Trump seçim zamanı dahil olmak üzere her yaptığı konuşmada kendi olsa savaşa müsaade etmeyeceğini söyleyerek tüm suçu Biden’a yükledi. Ancak başkanlık yemini sonrası estirdiği hava ABD’nin Avrupalılar tarafından sömürüldüğü ve bunun değişmesi gerektiği üzerineydi. Ekibi de Trump’tan farklı değil, Avrupa’yı dışlayan birçok demeç ile karşılaştık. Trump’ın devleti bir şirket mantığında yönetmek isteği ekonomiyi öncelikli kılan bir ABD yönetim zihniyetini öne çıkarıyor.
Bunu Ukrayna-Rusya krizinde net olarak görüyoruz. Avrupa Ukrayna’da bir Rus zaferini kendisine yönelik bir tehdit algılarken, Trump ABD tarafından Ukrayna’ya yapılan yardımları ekonomisi için yük olarak görüyor. Trump, Ukrayna krizinin devamı halinde tüm yükü Avrupa’nın ödemesi konusunda çok net. Tüm bunlar ABD’nin taleplerine tepki koyamayan bir AB’yi ortaya çıkardı. Oval Ofis’ten gelen fotoğraflar bu görüşü doğrular nitelikte. Bu baskı NATO üyelerinin savunma harcamalarını yüzde beşe çıkarmayı kabul etmesiyle sonuçlandı. Ukrayna’nın tüm zengin maden kaynaklarının işletimini ABD’ye verdiğini de unutmayalım.
Beyaz Saray’da yapılan görüşmede Ukrayna’nın güvenliği İngiltere ve Fransa öncülüğündeki “gönüllüler koalisyonu”na bırakıldı. Ancak ABD, güvenlik garantilerinin Avrupa ülkeleri tarafından “ABD ile koordineli şekilde” hayata geçirilebileceğini belirtti. Bu Ukrayna’ya bir ABD garantisi verir mi? şüpheli. Sonuç itibarıyla Ukrayna güvenliği AB’ye yıkılmış durumda.
Bir konu bizim için de önemli. İtalya’nın ortaya attığı NATO’nun 5. Maddesinin Ukrayna’yı korumak adına uygulanabilirliği gelecekte büyük sorunlar yaratacaktır. Bunun Rusya ve ABD tarafından kabul edilmeyeceğini düşünüyorum ki biz de kabul etmemeliyiz. ABD yalnızca Avrupalılara karşı değil Rusya’ya karşı da kazandı. Alaska görüşmesi öncesi Karabağ barışına Beyaz Saray’da imza atılması önemli bir güç gösterisiydi. ABD’nin Ermenistan’da elde edeceği varlık Rusya için çevrelenme anlamı taşıyor. Bu çevrelemeye Ukrayna’da yerleşecek “gönüllü koalisyon” varlığını da eklemek lazım. Bu barışa Rusya’nın verdiği cılız tepki Rusya’nın Ukrayna kazanımlarının karşılığı mı? bunu hep beraber göreceğiz.
Bunların yanında ABD’nin Rusya’nın önüne koyacağı barış metninin kabul edilmemesi Rusya’yı uzlaşmaz kılacak ve tüm sorumluluğu üstlenmesine neden olacaktır. Bu durum Rusya için daha fazla bedel ödemek ve daha az destek bulmak anlamı taşıyacak. Bunun yaşanması halinde Türkiye’nin bugüne kadar izlediği Rusya politikası Batı baskıyla karşılaşacaktır ki şimdiden farklı stratejileri belirlemek gerekir.
Kaybeden Ukrayna
Bu işin kaybedeni Ukrayna’dır. Büyük ihtimalle Azak Denizine kıyısı kalmayacak. Karadeniz’e olan kıyılarının yarısından fazlasını kaybedecek. Güvenliği Avrupa’ya, doğal kaynakları ABD’ye bağımlı olacak.
Barış yakın duruyor ama sonrasında yeni bir güç mücadelesiyle yüzleşeceğiz.