« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

21 Tem

2025

Ne Mutlu! Türk’üm Diyene!

Ahmet Bican Ercilasun 01 Ocak 1970

Cumhur ittifakı milletvekilleri namus ve şereflerine sahip çıkmalıdırlar. Çünkü milletvekili olarak ettikleri yeminde Anayasaya sadakatten ayrılmayacaklarına büyük Türk milleti önünde namus ve şerefleri üzerine ant içmişlerdir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 12 Temmuz’da Kızılcahamam’da yaptığı konuşma birçok insanda tereddütler uyandırmıştır. Cumhurbaşkanı aynen şöyle diyor:

“1001 Gece Masalları’nın Bağdat’ını Kürt, Türk ve Arap inşa etmiştir. Kudüs’ü Selahattin Eyyubi’nin komutasında Türk, Kürt, Arap fethetmiştir. Şam bizim ortak şehrimizdir. Diyarbakır bizim ortak şehrimizdir. Mardin, Musul, Kerkük, Süleymaniye, Erbil, Halep, Hatay, İstanbul, Ankara bizim ortak şehrimizdir.”

Anayasamıza göre bu sözler doğru değildir. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan Diyarbakır, Mardin, Hatay, İstanbul, Ankara Türk şehirleridir; Türk, Kürt ve Arap’ın ortak şehri değildir. Evet bu şehirlerde Kürt ve Arap kökenli yurttaşlarımız da bulunabilir. Ancak onların tamamı Türk’tür.

Anayasa’nın 66. maddesi açıktır. “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.” Bu apaçık cümleye göre Diyarbakır, Mardin, Hatay, İstanbul, Ankara’da oturan yurttaşlarımız kökenleri ne olursa olsun Türk’türler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yukarıdaki sözleri ve aynı konuşmada yer alan millî tarihimizin Kürt ve Araplarla birlikte oluşturulduğuna dair sözleri insanlarımızın zihnini bulandırmıştır. Bu konuşmanın “Terörsüz Türkiye” adı verilen sürecin silah bırakma aşamasından hemen sonra yapılması ve sürecin başlatıcısı Devlet Bahçeli’nin Öcalan’dan “kurucu önder” olarak söz etmesi, Kızılcahamam’daki konuşmasında da “yeni bir millî kimlik”ten bahsetmesi kaygıları artırmıştır. Acaba süreç sonunda “Türk” olan millî kimliğimizin adı değiştirilecek midir? Doğdukları günden beri kendilerini Türk bilen yurttaşlarımız ciddi bir kaygı içindedirler. Acaba anayasada “Türk” olarak yer alan millî kimliğimizin adıyla ilgili maddeler değiştirilecek midir?

Milletvekillerinin namus ve şereflerine sahip çıkarak, sadakat yemini ettikleri anayasada bu tarz değişikliklere izin vermemeleri, bu kaygıları giderecektir. Mesele sadece anayasaya sadakat meselesi de değildir. Neticede milletvekillerimiz de Türk’türler ve “Türk” olan milli kimlik adlarını değiştirmek istemezler.

Birden fazla kimlik özellikleri göstermek aslında psikolojik bir hastalıktır. Dissosiyatif kimlik bozukluğu denilen bu hastalıkta yeni ortaya çıkan kimlik(ler) asıl kimliği kontrol altına alır ve hasta, asıl kimliğinden farklı bir kimliğe sahipmiş gibi davranışlarda bulunmaya başlar. Sadece davranışları değil, düşünceleri, tercihleri hatta aksanları bile değişebilir. Böyle hastaların hafızalarında boşluklar da doğabilir, geçmişlerini unutabilir veya değiştirebilirler.

İnsanlarımız binlerce yıldan beri sahip bulundukları Türk kimliğini elbette değiştirmek istemezler ve bu kimliğe ikinci, üçüncü kimlikler eklemeyi kabul etmezler. Bu konuda bir zorlamaya uğradıkları zaman da itirazlarını en yüksek sesle dile getirmek isterler, Nitekim toplumda Türk kimliğine sarılma yönünde davranışlar ve tepkiler çoğalmaktadır. Meydanlarda toplanan insanların “Mustafa Kemal’in askerleriyiz!” diye bağırmaları boşuna değildir. Çünkü yakın tarihimizde Türk kimliğini en çok vurgulayan kişi Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Bu gidişle insanlarımız sadece meydanlarda değil caddelerde ve sokaklarda da “Ne mutlu! Türküm diyene!” diye haykırmaya başlayabilirler. Her günün belli bir saatinde mesela 12.30’da şehirlerimizin gökleri Atatürk’ün bu sözüyle inlerse buna şaşırmam.

İdris Savaş

20 Nis 2026

Yıllar önce ülkemizde çocuk bakıcılığı yapan Gürcistanlı İzabel, çalıştığı aileler hakkında hep aynı sitemde bulunurdu: `Çocuklarını çok şımartıyorlar!` O zamanlar belki tam kavrayamadığım bu tepki, bende bir merak uyandırdı ve o günden sonra ne zaman yurt dışına çıksam yabancıların çocuklarıyla kurduğu iletişime daha dikkatli bakmaya başladım.

Halim Kaya

16 Nis 2026

M. Metin KAPLAN

29 Mar 2026

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

29 Mar 2026

Yusuf Yılmaz ARAÇ

02 Mar 2026

Nurullah KAPLAN

17 Kas 2025

Efendi BARUTCU

25 Haz 2025

Hüdai KUŞ

22 Tem 2024

Orkun Özeller

03 Haz 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Ziyaret -> Toplam : 286,77 M - Bugn : 105869

ulkucudunya@ulkucudunya.com