« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

Yusuf Yılmaz ARAÇ

06 Nis

2015

MESUT ADAYLAR GEÇİDİ

06 Nisan 2015

Genel merkezlerde, stüdyolarda, köftecide, manavda, sağda solda çekilmiş ve her tarafı kaplayan mütebessim aday adayı resimlerine özenerek, Ziya Osman Saba’nın tasvir ettiği mesut insanlar fotoğrafhanesine girsek, desek ki; “Üstadım, aday olacağım, güzel çıkmasını arzu ettiğim bir fotoğraf çektirmek istiyorum, sanatını konuştur, şöyle mebuslar gibi olsun”.

Herhalde iki taraf da ecel terleri dökerdi. Fotoğrafçının; tabii durun, kendinizi sıkmayın, buraya fotoğraf çektirmek üzere gelmiş olduğunuzu unutun, güzel, sevinçli şeyler düşünün, parlamentodaymış gibi rahat hissedin, lütfen zorla gülümsemeyin gibi ihtarlarından sonra hâlâ istenen pozu takınamayınca hafif tertip azar da işiterek kapı dışarı edilirdik.

- Beyim mâzur görün, sizin fotoğrafınızı çekemeyeceğim, Galiba sizde aday kumaşı yok.

Ne kadar bigâne kalsanız da günlük politikayla yüzgöz olmamak elde değil. Med cezirdeki med vakti yaklaştı galiba. Koşmaya, kovalamaya, uğraşmaya ne hacet, kabaran sular yerinde kıpırdamadan duranların da ayaklarına geliyor nasıl olsa. Sularla birlikte iştahlar ve ihtiraslar da kabarıyor. Afişler, epostalar, mesajlar, paylaşımlar, destek talepleri, dua temennileri, ayakları yere basmayan iddialar, bol keseden vaadler. Faaliyetler öylesine hummalı ve şevk dolu ki, bu baş döndürücü hıza ayak uyduramayanlar davaya sadakat konusunda neredeyse kendilerinden şüpheye düşecek. Bu kadar saadetin biraz aşırıya kaçtığını düşünenler, bu coşkun iştiyakın nereden, nasıl sadır olabileceğini merak edenler, yüreklerdeki hizmet aşkının yakıcı hararetini anlamakta aciz kalan bedhahlar olmalı.

Bayrak inmesin, ezan susmasın diyenden, yol üzerinde bir afişte görülen sanat küratörüne kadar geniş bir yelpaze. Eskiden tarım derslerinde ağaçlara ilâç sıkmakta kullanılan, kimsenin ismini doğru dürüst telâffuz edemediği pülverizatörü akla getiriyor. Çevreden birkaç kişi bilemedi. Birisi, profesör gibi bir şey olsa gerek, dedi. Sergi düzenleyicisi demekmiş. Umulur ki iyi bir sıra verilir, eski yüzlerden bıkıp farklılık arayan seçmenleri cezbederek rey artışı sağlayabilir.

Aslında bir yaraya merhem olacak türden, ama tek noksan o olsa. Bir kadın sanatçıyla dalaşıp baş edemeyen ağır toplar, kara toprakta kırkı yeni çıkmış tazecik ülkü fidanının ardından doğa yürüyüşlerinden bahseden gençlik başkanları, her hezimette karşı taraf kalabalık mazeretine sığınan kabiliyetsiz meclis grubu, boş nutuklarla heyecanlanan, suya sabuna dokunmayan şarkılarla coşarak kendinden geçen kalabalıklar bir de küratöre kavuşursa al gözüm seyreyle parlak muvaffakiyetleri.

Ortalığa dökülerek dava arkadaşlarıyla tatlı rekabete giren muhterem zevat aynı zamanda zımnen, hatta zımnen değil alenen, kendilerini en mümtaz şahsiyet, yüksek makamlara en lâyık hizmet erbabı, kısacası en bulunmaz Hint kumaşı addediyorlar. İçlerinden bir kısmının sahiden memleketi kurtaracak cevhere, zafer bayrağını burçlara dikecek kabiliyete malik olduklarına hiç şüphe yok. Hepsinin yolu açık olsun.

Ancak, at sahibine göre kişner.

Ortada zafer arzulayan dirayetli bir kumandan, fütuhat hedefiyle baştan ayağa mücehhez bir süvari görülmediği için, süvarisine rağmen bir sıçrayışta kale burçlarını aşacak cinste asil bir küheylân çıkması muhal. Arada bir lâf olsun kabilinden sert çıkış yapan nice aslan yürekliler, mülâyim politikalar icabı yumuşayarak pelteye dönüştü.

Hareketin iddia ve ağırlık taşıyan bozkurt soyluları bu kadardan ibaret değil elbet. Tek başına dursa, tavrıyla, vakarıyla, bilgisi, zekâsı ve cesareti ile millet düşmanlarının değil saldırmak yan bakmaya cüret edemeyeceği nice kahramanlar saklı. Kapı kulluğuna tenezzül etmeden, kimseye minnet etmeden, asaletle, tevazuyla, sabırla ömür tüketen ve fakat bazen elleri gayriihtiyarî kılıç kabzalarını yoklayan muharip ülkü devleri unutulmamalıdır.

Millet nazarında itibar ve itimat kazanmanın ilk şartı, ne düşündüğünü, ne yapacağını sarahatle ortaya koymak, inançlarını samimiyetle savunmak ve fikrini en iyi şekilde temsil etmektir. Bu ancak haysiyetli, şahsiyetli, yüksek karakter, nitelik ve kabiliyete sahip kadrolarla mümkün olabilir. Geriye kalan meseleler kendiliğinden hallolur. Umutsuzluğa düşmemekle birlikte, üç beş tanıdık aday çıktı diye safdil bir sevince kapılmaya da hacet yok. Başbuğ’dan ışık, feyz ve el almış kadrolar teveccüh görene dek bu devran böyle inişli çıkışlı devam eder.

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

Ziyaret -> Toplam : 105,95 M - Bugn : 19245

ulkucudunya@ulkucudunya.com