« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

BİR SEÇİM DAHA…

25 Mar 2009

SONRAKİ YAZI

KIRKINCI YIL!

25 Şub 2009

Nurullah KAPLAN

11 Mar

2009

AHMET KAYA...

11 Mart 2009

W.Churchill'e atfen anlatılan "Shakespeare'in eserlerinin yanmasındansa İngiliz donanmasının yanmasını tercih ederim. Donanmanın yerine yenisini yapabiliriz ama, yeni bir Shakespeare yetiştiremeyiz" sözleri İngiliz edebiyat ve kültüründe Shakespeare'in yeri ve önemini ne kadar da saf ve yalın bir şekilde üstelik hakkını vererek anlatıyor? Türk kültürü mevzubahis olunca da aynı şeyi türküler için söylemek mümkün… Türk kültürü bütün uzviyet unsurlarını ve hayatiyet pırıltılarını kaybetse de geriye sadece türküler kalsa; tek başına o türküler demeti yitik kültürümüzü yeniden diriltmeye yeter de artar bile. Koçaklamasından bozlağına, hoyratından uzun havasına, misketinden zeybeğine sazı ve sözüyle türkülerimiz, binlerce yıllık tarihi tecrübenin imbiğinden süzülmüş hikmet çağlayanlarıdır…

Sözlü kültürümüzün iz taşları mesabesindeki türkülerimizi..dilden dile, gönülden gönüle yaşatılan türkülerimizi musiki sanatının ilmî disiplini ile kayıt altına alarak yazılı kaynaklara dönüştüren, o elleri öpülesi neslin son mensuplarından olan Neriman Altındağ Tüfekçi'nin vefatı sıradan bir haber ölçüsüyle verilip, geçiştirildi. TRT-2 ve TRT-4 kanallarından gayrı başkaca bir programa rastlamadım. Değerli dostumuz Yusuf Yılmaz Araç'ın konuya dair önceki hafta kaleme aldığı yazı Merhume'nin şahsında türkülerimizi ve kıymetini ziyadesiyle derceden müstesna bir kültür makalesi olmuş…Kalemine sağlık.

Geçtiğimiz hafta televizyon ve gazete yayınları arasında yine bir ölüm haberi vardı: Şair Yusuf Hayaloğlu vefat etmişti. Hayaloğlu'nun haberleri Neriman Tüfekçi'nin aksine kanal kanal, sütun sütun, köşe köşe işlendi, yazıldı, konuşuldu. Acıma ile karışık bir tiksintiden daha fazlasını beyhude gördüğüm, tarihin çöplüğüne atılmış bir ideolojinin mensubu olsa da, şair-şiir gibi saygıyı ilzam eden kıymetlere hürmeten daha fazla yer bulmasına da katlanılabilirdi. Lâkin... Kömür karası ile elmasın mukayesesini yapacak değilim! Yine de, şu iki farklı tavır mide bulandıracak cinsten bir adiliğin meydan okuması değil midir? Bu sadece yoldaş dayanışması ile açıklanabilir mi? Ya da popülist kültürle, kültür erozyonuyla? Şahidi olduğumuz bu tavırlar bir yanılsama değil de gerçeklikse eğer (ki hiç şüphesiz öyle) erozyona uğrayacak bir kültürün var olup olmadığı dahi tartışılır! Türkülere ne kadar da muhtacız?

Ölen Yusuf Hayaloğlu'ydu… O'nun ölüsü üstünden Ahmet Kaya gündeme taşındı. Sağlığında aleyhinde konuşanlar kafa kafaya verip methiyeler dizmeye başladı. Ali Kırca, dünyada olduğu gibi ülkemizde de sol rüzgârların estiği dönemlerde solculuğa bulaşmış, şimdilerde para kazanmak ve harcamakla meşgul olan eski devrimcileri programına toplayıp, saz ritüelleri eşliğinde hep birlikte ağıtlar yakıp, övgüler yağdırdılar.

Ali Kırca'nın Siyaset Meydanı programında stüdyoya topladığı sazcı ekip ve onlara daha sonra gazete köşelerinden katılan eski tüfekler yeni bir mit üretmek için ellerinden geleni ardlarına koymuyorlar. Öyle ya, geçmişlerinden bugüne taşıyabildikleri sadece ve sadece, fikirleri de kendileri de mezarda olan Nazım Hikmet, Deniz Gezmiş, Yılmaz Güney gibi ölüler üzerinden ürettikleri mitler değil mi? Kürtçülüğe buladıkları Ahmet Kaya'yı da onların yanına ilave etmeleri için konjonktür de gerekli desteği vermekte zaten.

Orak-çekiçli, kızıl yıldızlı bayraklarla Sosyalizm, Materyalizm. Marksizm adına ahkâm kesip, devrim hülyalarıyla sarhoş oldukları demlerden geriye ideoloji, fikir, bilim adına ne kaldı? Bırakın bilimsel sosyalizmi, sol söylemi; haykıracak sloganları, sallayacak bayrakları bile yok! Tetikçiliğini yaptıkları liberalizmin aslî sahibi olarak sermayenin, sunduğu imkânlarla ürettikleri mitleri var sadece.

Bilim ve materyalizmi yan yana getirip, bilimsel sosyalizm diye uydurdukları ideolojinin aksine ruhlara hitab eden sanat unsurlarını kullanarak var olma gayretindeler. Putlaştırdıkları Nazım'ın bilimsel sosyalizme yazılmış hangi şiiri vardır ki, basılı sayfalar arasından hayata aksetmiş olsun? Ya da Yılmaz Güney'in hangi filmi? İnsani duyguların dillendirildiği şiir ve filmlerden başka dişe dokunur neleri var ki? Materyalist olduklarını söyleyip, spritüalist tavırlarla var olmaya çalışıyorlar.

12 Eylül sonrasında baskı ve şiddet karşısında tepkilerin susturulduğu dönemlerde öne çıkan mizah ve müzik protest bir üsluba yaslanmıştı. Ahmet Kaya da bu üslubu iyi kullananlardan biriydi. Tepkilerini yazıyla, sözle ifade edemeyen geniş kalabalıklara bu protest tarzıyla nüfuz edebilmişti.

Aynı dönemde bizim camiada da Ozan Arif kitlenin hissiyatına tercüman olarak sazı ve sözüyle tepkileri dile getiriyordu. Evren ve çetesini, 12 Eylül zulmünü, C-5leri Mamakları, idamları sert ve keskin ifadelerle anlatırken, dağınıklık içerisindeki camiayı şiirleri etrafında birleştiriyordu.

Aradan geçen bunca zaman sonrasında Ahmet Kaya, tarihin çöpe attığı iflas etmiş bir fikrin mensubu olmasına rağmen bir mit olarak, yaşatılan kahramana dönüştürülüyor…

Ozan Arif ise fikri ve iddiaları tarih tarafından teyid edilmiş bir hareketin mensubu olmasına rağmen, yanlışlığına inandığı şeyleri ozanca dile getirdiği için bizzat kendi camiasının hâkimlerince suskunluğa mahkûm ediliyor…

Bütün bir milletin sahibi olduğu türküleri yaşatmak için ömür tüketen Neriman Tüfekçi, Milliyetçi Hareketin ateşin şairi Ozan Arif, kürtçülere iltica eden sosyalist Ahmet Kaya… Üçünün hali, üçüne gösterilen ilgi topyekun ahvalimizi beyan ediyor…

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

08 Ağu 2019

12 Mart 1971 Askeri muhtırası ile bütün üniversite ve yüksek okullardaki Ülkü Ocakları, Hür-Genç, Dev-Genç ve benzeri kuruluşlar kapatılarak faaliyetlerine son verildi.

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Yusuf Yılmaz ARAÇ

17 Haz 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 53,12 M - Bugün : 7660