« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

Yayına hazırlanan "1980 Öncesi Ülkü Ocakları Başkanları Başbuğ Türkeş'i Anlatıyor" isimli kitabımız için kapak resmi olarak okuyucular yukarıdaki resmi seçmiş bulunuyor; teşekkür ederiz...

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

ÇUL, ÇAPUT YA DA BAYRAK!

03 Ara 2008

SONRAKİ YAZI

MİLLİ GÖRÜŞ'ÜN İDEALİZME DÖNÜŞÜ

29 Eki 2008

Nurullah KAPLAN

12 Kas

2008

YA SEV, YE TERK ET!

12 Kasım 2008

Çok değil daha bir yıl öncesine kadar, milliyetçiliği ırkçılıkla bir tutan, Türk Milleti yerine Türkiyelilik gibi ucube bir kavramı ikâme etmenin gayretinde olan Başbakan'a bir şeyler olmuş ki, "ya sev ya terk et" çizgisinde konuşur oldu.

Başbakan'ın Tunceli, Diyarbakır, Van illerini ziyaretleri sırasında pkk-dtp organizasyonuyla tertiplenen eylemler Başbakan'ın şehre girişini engellemeye matuf güç gösterisine dönüşmüştü. Tayip Erdoğan, muhalefet partilerini Sivas'ın, Gavurdağı'nın doğusuna geçememekle itham edip, küçümseyerek politika yapmaktayken, devlet gücü ile donanmış Başbakan olarak bölgeye girmekte zorlanınca Kasımpaşalılığı tutmuş olmalı ki, tek bayrak, tek millet, tek devlet, tek vatan sözleri ağzından düşmez oldu.

Başbakan ve partisinin akıldâneleri, eski sol yeni liberal takım Erdoğan'ı ya sev ya terk et söylemiyle, devletçi çizgiye kaymakla itham ederek kışkırtmaya çalıştılar…Malûm, Kasımpaşalı Başbakanımız bu tür tahriklere dayanamaz… Başbakan ise kendisini " ya sev ya terk et patenti MHP'ye aittir, ben tek bayrak, tek devlet, tek vatan, tek millet diyorum" sözleriyle savundu. Ya sev ya terk et kalıbıyla ifade etmese de, söyledikleri bu anlama geliyordu Başbakan'ın… Ama Başbakan, liberal kılavuzlarının kışkırtmalarına cevap verirken bir kez daha MHP kartına sığındı.

Halbuki sahiplendiği "tek bayrak, tek devlet, tek millet" söylemi bizzat MHP'ye aitken, "ya sev ya terk et" sözleri bugüne kadar hiçbir MHP'li yetkiliden sadır olmuş değil. MHP hiçbir zaman bu söylemi sahiplenip, dillendirmedi. Merkez partisi olma hülyalarına dalmış bir MHP'nin de bu sözlerden rahatsızlık duyduğunu yetkililerinin defaatle yaptıkları açıklamalardan biliyoruz. Şahsen bir MHP'linin, bir Ülkücünün bu sözlerden herhangi bir rahatsızlığı olduğunu zannetmiyorum... Aslının İngilizce olmasından, batıdan ihraç edilmiş sloganlarla milliyetçi düşüncelerin ifade edilmesinden zuhur etmiş bir rahatsızlık şerhini muhafaza etmek kaydıyla aynı kanaatleri paylaşmaktayım. Ateşten bir coğrafya olan bu vatanda yaşamak ancak sevenlerin hakkı olmalıdır.

Allâh şahit… Tarih de şahit ki, fetheylediğimiz hiçbir yerde halka zulmetmedik.. yurtlarından sürüp çıkarmadık! Bilâkis, onları bir emanet olarak koruyup kolladık, can, mal, ırz ve namus emniyetini sağladık! Sağladık da ne oldu? Güç ve kuvvet sahibiyken kiliselerinde bizlere dua edenler, camilerde hutbeyi sultanlarımız adına okutanlar, güç ve kuvvetten düştüğümüzü gördüklerinde bir bir ihanet ettiler. Kışkırtmalar, tahrikler, espiyonaj faaliyetleri, iktidar oyunları bu ihanetler için yetti de arttı bile. Önce gayri müslim "emanetler", sonra din kardeşlerimiz… Şimdi sırada hem din hem kan kardeşimiz olan Kürtler var. Bu kadar ihanetten sonra esefle, teessürle idrak etmiş olmaktayız ki, güç ve kuvvet sahibi olmadıkça Türk Milleti'ne sevgi bağları ile bağlanmamış hiç kimse bu coğrafyada bizlerin varlığına tahammül göstermemektedir. Kudret sahibi olduğumuz dönemlerde saygı ile bağlılık izhar edenlerin bağlılıklarının güç kaybına uğradığımız dönemlerde nasıl ihanete dönüştüğünü, saygılarının nasıl nefrete büründüğünü defaatle yaşamış bir milletin fertleri olarak "ya sev ya terk et" anlayışının "pür realite"nin omuzlarımıza yüklediği bir mecburiyet olduğunun şuurundayız!

Bu milletin bütün tarihi geleneğinden, devlet tecrübesinden, dini anlayışından farklılıklar taşıyor olsa da, maalesef bugünkü şartların bize dayattığı siyaset budur. Bu hakikate, ne tarihi Türk devlet geleneği romantizmi ile ne de bugünün demokratik devlet hülyasıyla sırt çevirecek lükse sahip olmadığımız inancını paylaşanların ya sev ya terk et demelerinden daha münasibi yoktur.

Başbakan'ı "ırkçı milliyetçilik" söylemlerinden, "bayrağını, devletini, milletini sevmek milliyetçiliktir" noktasına taşıyan sadece Kasımpaşalılığı olmamalı elbette. Dünyadaki finansal krizin liberal-küresel güçler karşısında, bitti denilen milli devletleri güçlendireceği, en liberal yönetimlerin bile devlet gücüne sıkı sıkıya sarılacağı bir gelişim seyri göstereceği; ABD'deki yönetim değişikliğinden ve ekonomik krizden doğan politik değişim beklentisi; AKP'nin 2007 seçimlerinde güneydoğu bölgesinde aldığı oyları önümüzdeki mahalli seçimlerde artırarak sistem içerisindeki yerini sağlamlaştırmak isteyen meşruiyet tercihi; devletin etkili müesseseleri ile kavga etmekten vazgeçmek mecburiyeti; kapatma davası ile yaşanan süreç v.s.. hangisi daha etkili olmuştur bilinmez ama, Başbakan'ın siyaset değişimi sadece Kasımpaşalılığın külhanî üslubundan ibaret değil.

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

09 Ara 2019

Bu soruya ilk cevabı Prof. Dr. Muharrem Ergin’den aktaralım: Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin. İlk Türk tarihi. Taşlar üzerine yazılmış tarih.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 56,95 M - Bugün : 5900